Uğurlamak da Bir Veda Biçimidir

Hayatımız boyunca birçok insanla karşılaşırız. Bazıları hayatımıza sessizce girer, bazıları iz bırakarak kalır, bazılarıysa bir gün gelir ve gitmek zorunda kalır. Biz çoğu zaman gitmeye odaklanırız. Oysa insan ilişkilerinde en az gitmek kadar önemli bir şey daha vardır: Uğurlamak.
Çünkü uğurlamak, yalnızca bir insanın arkasından el sallamak değildir. Uğurlamak; yaşanmışlığı kabul etmek, biteni kabullenmek ve bazen de artık değiştiremeyeceğimiz bir hikâyenin son sayfasını çevirebilmektir.
Her insanı aynı şekilde uğurlamayız.
Kimi bir tren garında, kimi bir havaalanında, kimi bir evin kapısında uğurlanır. Ama bazı insanlar vardır ki onları fiziksel olarak değil, kalbimizin içinde uğurlarız. Yanımızdan ayrılmıştır ama zihnimizde hâlâ konuşmaya devam eder. Hayatımızdan çıkmıştır ama alışkanlıklarımızda yaşamayı sürdürür.
İşte en zor vedalar da bunlardır.
Bir çocuğun büyüyüp evden ayrılması da aslında bir uğurlamadır. Anne ve baba için evin bir odasının sessizleşmesi, sofradaki bir sandalyenin boş kalması, telefonun daha sık kontrol edilmesidir. Çocuk büyümüştür, kendi hayatını kuracaktır. Anne babanın görevi onu sonsuza kadar yanında tutmak değil, kendi ayakları üzerinde durabileceği bir hayat için hazırlamaktır.
Bazen sevgi, yanında tutmak değil; güvenerek uğurlamaktır.
Evliliklerde de benzer bir durum yaşanır. Bazen iki insan gerçekten ayrıldıkları gün değil, birbirleriyle konuşmayı bıraktıkları gün birbirlerini uğurlamaya başlar. Aynı evde yaşayan ama birbirine yabancılaşan insanlar vardır. Aynı sofraya oturur, aynı hayatın içinde bulunur ama gönülleri çoktan başka yerlere gitmiştir.
Sonunda gelen ayrılık, çoğu zaman yeni bir başlangıçtan çok uzun süredir devam eden bir vedanın görünür hâle gelmesidir.
İnsan bazen bir kişiyi değil, onunla kurduğu hayatı uğurlar.
Birlikte yapılan planları, ortak hayalleri, alışkanlıkları, “biz” diye kurulan cümleleri… Belki de bu nedenle bazı ayrılıklar bir imzayla ya da kapanan bir kapıyla sona ermez. İnsan, zihninde defalarca aynı anları yaşar. “Şöyle yapsaydım”, “Böyle olmasaydı”, “Keşke”lerle geçmişin kapısını tekrar tekrar çalar.
Oysa uğurlamak, geçmişi inkâr etmek değildir.
Unutmak hiç değildir.
Uğurlamak, yaşananların hayatımızdaki yerini kabul etmektir.
Her insan hayatımıza kalıcı olmak için girmez. Kimi bize bir ders verir, kimi bizi değiştirir, kimi bir dönemimize eşlik eder. Bazıları ise bize kendimizi tanımayı öğretir. Her yol arkadaşının yolun sonuna kadar bizimle yürümesini beklemek, hayatın doğasına direnmek olur.
İnsan olgunlaştıkça bunu daha iyi anlıyor.
Sevdiğimiz herkesi hayatımızda tutamayız. Bazen gitmek isteyenin önünü kesmek, bitmiş bir ilişkiyi zorla sürdürmek ya da büyümüş bir çocuğu kendi korkularımız nedeniyle özgür bırakmamak sevgi değildir.
Bazen sevginin en zor hâli, “Kal” diyebilecekken “Yolun açık olsun” diyebilmektir.
Çünkü herkes sevmeyi biliyor olabilir ama herkes uğurlamayı bilmiyor.
Kimi gidenin ardından öfkesini büyütüyor. Kimi yıllarca suçluyor. Kimi yaşanan güzel günleri bile kötü hatırlamak için geçmişi yeniden yazıyor. Oysa insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri, geçmişi olduğu gibi kabul edebilmesidir.
Yaşandı.
Güzeliyle, kötüsüyle yaşandı.
Bize bir şey kattı ve bitti.
Bunu söyleyebilmek kolay değildir. Fakat insan bazen ancak bunu söyleyebildiğinde gerçekten özgürleşir.
Uğurlamak, gidenin ardından kapıyı sonsuza kadar açık bırakmak değildir. Bazen kapıyı kırmadan kapatabilmektir.
Kırgınlığımızı taşımadan…
Kinimizi büyütmeden…
Kendimizi geçmişin içinde hapsetmeden…
Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıkarken bizden de bir şeyler götürür. Ama geride mutlaka bir şey bırakırlar. Bir hatıra, bir ders, bir cümle, bir yara, bir tebessüm…
Belki de hayatın bize öğrettiği en zor şeylerden biri şudur:
Her gelen kalmaz. Her giden de unutulmaz.
Ama insan, unutmadığı hâlde yoluna devam etmeyi öğrenebilir.
Bir gün bizim de uğurlanacağımızı unutmadan yaşamak gerekir. Ardımızdan kimsenin büyük cümleler kurmasını beklemeyebiliriz. Ama en azından hayatına dokunduğumuz insanların, “İyi ki tanımışım” diyebilmesini sağlayabiliriz.
Çünkü hayat sadece nasıl yaşadığımızla değil, insanları nasıl bıraktığımızla da ilgilidir.
Kimi insan hayatımıza bir kapı açarak girer.
Kimi insan bir kapıyı kapatarak çıkar.
Bize düşen, o kapının önünde yıllarca beklemek değil.
Bazen son kez bakıp, içimizden sessizce:
“Yaşadıklarımız için teşekkür ederim. Yolun açık olsun.”
diyebilmektir.
Çünkü uğurlamak, yalnızca birini göndermek değildir.
Bazen insanın kendisine yeniden başlayabilmek için verdiği en büyük izindir.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.





