SON DAKİKA
🕒 12 Ağustos 11:33
NAMAZİmsak 03:48Güneş 05:34Öğle 12:42İkindi 16:32Akşam 19:39Yatsı 21:08
Sivas 25° Parçalı bulutlu💵 USD 47.74💶 EUR 55.09
Köşe Yazıları

HAYATIMIZDAKİ GÖRÜNMEZ CENAZELER

ÖzetGörünmez kayıplar, büyük kavgalar olmadan zayıflayan ilişkileri ve insanın kendine yabancılaşmasını anlatıyor; bağları korumak için fark etmeyi ve konuşmayı öneriyor.
Tolga TuranKöşe Yazarı · · Güncellendi: · 4 dk okuma
Kırmızı arka planda yazı ve kollarını kavuşturmuş, gülümseyen bir erkek portresi yer alıyor.
İnsanlar aynı evde ve masada kalsa da suskunluk, bağların sessizce kopmasına yol açıyor.

Bazı insanlar hayatımızdan giderken kapıyı çarpmaz. Veda etmez. Kavga etmez. Hatta bazen hâlâ aynı masada oturur, aynı evde yaşar, aynı fotoğraf karesinde yan yana durur. Ama artık hayatımızda değildir.

İnsanın en zor kabullendiği kayıplardan biri budur.

Çünkü ölümün bir gerçeği vardır; insan gider ve boşluğu kalır. Oysa bazı ilişkilerde insan gitmez. Sadece aranızdaki bağ ölür. Konuşmalar azalır, telefonlar susar, merak biter. Bir zamanlar saatlerce konuştuğunuz insanla artık birkaç dakikalık sohbeti bile sürdüremezsiniz.

Üstelik ortada büyük bir kavga yoktur.

Sadece bir şeyler eksilmiştir.

Kimse başsağlığı dilemez.

Çünkü bu kayıpların cenazesi görünmezdir.

Aynı evde yaşayan ama birbirinin dünyasına yabancılaşan eşler vardır. Çocuğunun yanında olup onun ne hissettiğini bilmeyen anne babalar vardır. Yıllarca dostluk etmiş, sonra birbirinin hayatından sessizce çıkmış insanlar vardır.

Bazen bir ilişkiyi tek bir büyük olay bitirmez.

Küçük ihmaller bitirir.

Söylenmeyen cümleler, ertelenen konuşmalar, biriktirilen kırgınlıklar, “Nasıl olsa o arar” diye beklemek...

Sonra bir gün insan karşısındakine bakar ve fark eder:

“Ben bu insanı tanıyorum ama artık ona ulaşamıyorum.”

Asıl kayıp belki de o anda gerçekleşir.

Çünkü insanı hayatımızdan uzaklaştıran her zaman mesafe değildir. Bazen yanımızdaki insan kilometrelerce uzakta olabilir.

Bugün birbirimize hiç olmadığı kadar bağlıyız.

Telefonlarımızda yüzlerce insan var. Sosyal medyada binlerce bağlantımız bulunuyor. Fakat gerçekten “Nasılsın?” diye sorabileceğimiz ve cevabını sonuna kadar dinleyebileceğimiz insan sayısı giderek azalıyor.

Birbirimizin fotoğraflarını beğeniyoruz ama birbirimizin hayatını merak etmiyoruz.

“Her zaman yanındayım.” diyoruz ama gerçekten ihtiyaç duyulduğunda nerede olduğumuzu bazen biz bile bilmiyoruz.

Belki de modern yalnızlığın en acı tarafı bu:

İnsanların arasında olup kimseye ulaşamamak.

Daha da acısı, insan bazen başkalarını değil, kendisini kaybediyor.

Herkesi memnun etmeye çalışırken kendi sesini susturuyor. Herkesi anlamaya çalışırken kendi duygularını erteliyor. Herkesin yükünü taşırken kendi yorgunluğunu görmezden geliyor.

Bir gün aynaya bakıyor ve kendisine bile yabancılaşıyor.

Çocukken çok gülen tarafımızı kaybetmiş olabiliriz.

Güvenmeyi bilen yanımızı...

Hayal kurabilen tarafımızı...

Ya da sadece “Ben de yoruldum.” diyebilen insanı...

Bunların hiçbirinin mezarı yoktur.

Ama eksikliği her gün hissedilir.

İşte bu yüzden bazı kayıpların ardından ağlamayız. Çünkü neyi kaybettiğimizi tam olarak bilemeyiz.

Sadece eskisi gibi olmadığımızı biliriz.

Belki de ilişkiler konusunda kendimize sormamız gereken soru şudur:

Kimi kaybettik?

Ama bununla yetinmemeliyiz.

Kimi kaybetmek üzereyiz?

Çünkü bazı insanlar gitmeden önce defalarca sessizce yardım ister.

Daha az konuşurlar.

Daha az anlatırlar.

Daha az beklerler.

Ve bir gün gerçekten giderler.

O zaman şaşırırız.

“Ne oldu?” diye sorarız.

Oysa belki de yıllardır oluyordur.

Sadece biz fark etmiyoruzdur.

Elbette her ilişki kurtarılmak zorunda değildir. Her kapı tekrar çalınmaz. Her insan hayatımızda kalmak için gelmez.

Ama bazı kapılar gurur yüzünden kapanır.

Bazı insanlar özür beklediği için susar.

Bazı ilişkiler, iki taraf da “İlk adımı o atsın.” dediği için biter.

Bazen haklı çıkmak için gösterdiğimiz ısrar, hayatımızdaki bir insanı kaybetmenin bedeli olur.

Haklı olmak her zaman kazandığımız anlamına gelmez.

Çünkü insan bazen bir tartışmayı kazanır ve bir ilişkiyi kaybeder.

Yine de bunun bir sınırı vardır.

Bir ilişkiyi tek kişi sonsuza kadar taşıyamaz.

Sürekli arayan, sürekli anlayan, sürekli affeden ve sürekli bekleyen tek tarafsa, orada artık karşılıklı bir ilişki değil, tek taraflı bir çaba vardır.

İnsan bazen en büyük iyiliği, taşıyamayacağı yükü bırakmayı öğrenerek kendisine yapar.

Belki bu yüzden bugün kendimize başka sorular sormalıyız.

Hayatımızda kaç kişi var?

Değil.

Hayatımızda gerçekten kaç kişi var?

Kaç insan bizim sessizliğimizi fark ediyor?

Kaç kişinin yanında güçlü görünmek zorunda değiliz?

Kaç insanın yanında olduğumuz hâlimizle kabul görüyoruz?

Ve daha önemlisi:

Biz kaç insanın hayatında gerçekten varız?

Belki başkalarının bizi terk ettiğinden şikâyet ederken, onların hayatından çoktan çıkmışızdır.

Belki bir telefon açmamız gerekiyordur.

Belki bir özür...

Belki sadece “Seni özledim.” demek...

Çünkü bazı şeyler tamamen bitmeden kurtarılabilir.

Ama önce fark etmek gerekir.

Belki de hayatımızdaki en büyük kayıplar, kaybettiğimiz gün değil; kaybettiğimizi fark ettiğimiz gündür.

Bu yüzden bugün bir an durup düşünelim.

Kimleri aramıyoruz?

Kimleri merak etmiyoruz?

Kimin sesini duymayı özlediğimiz hâlde gurur yapıyoruz?

Ve kim bizim hayatımızdan sessizce çıkarken biz hâlâ her şey yolundaymış gibi davranıyoruz?

Çünkü bazı cenazeler mezarlıklarda değil, insanların içinde kaldırılır.

Kimse görmez.

Kimse duymaz.

Kimse başsağlığı dilemez.

Ama insan, eksikliğini yıllarca taşır.

Belki de mesele, hayatımızdaki görünmez cenazeleri çoğaltmamak.

Belki de bugün hâlâ konuşabileceğimiz insanlarla konuşmak.

Hâlâ sarılabileceğimiz insanlara sarılmak.

Hâlâ “Nasılsın?” diyebileceğimiz insanlara gerçekten kulak vermek.

Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıkmadan önce bize bir son şans bırakır.

Biz çoğu zaman bunu ancak gittiklerinde anlarız.

Ve insanın en büyük pişmanlığı, kaybettiği insanın ardından söyleyemedikleri değildir.

Bazen asıl pişmanlık, onu kaybetmeden önce söyleyebileceklerini söylememiş olmaktır.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

Çocuklarımızı Eğitiyoruz da Acaba Dinliyor muyuz?
Köşe Yazıları

Çocuklarımızı Eğitiyoruz da Acaba Dinliyor muyuz?

Eğitimde başarı yalnızca not ve sınav sonuçlarıyla ölçülmez; çocukları dinlemek, duygularını anlamak ve kendilerini değerli hissetmelerini sağlamak da gerekir.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

SİLAHLAR SUSARKEN ADALETİN SINIR DENKLEMİ!

Haberin Detayı →

İnsanları Memnun Etmek Mümkün mü?

Haberin Detayı →

Çocuklarımızı Dinliyor Muyuz?

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı