SON DAKİKA
🕒 12 Ağustos 13:24
NAMAZİmsak 03:48Güneş 05:34Öğle 12:42İkindi 16:32Akşam 19:39Yatsı 21:08
☀️ Sivas 28° Açık💵 USD 47.74💶 EUR 55.09
Köşe Yazıları

Kadın Olmak: Çağlar Değişti, Hikâye Değişmedi

ÖzetKadın olmanın çağlar boyunca değişmeyen yükleri, görünmez zincirleri ve dayanışmayla büyüyen özgürlük arayışı; kendi hayatının yazarı olma mücadelesini anlatıyor.
Zehra Nihal HangişiKöşe Yazarı · · Güncellendi: · 3 dk okuma
Kırmızı zemin üzerindeki başlık yanında, başörtülü bir kadının kolları bağlı portresi ve köşe yazarı ibaresi bulunuyor.
Kadınlar, çağlar boyunca kendilerine biçilen rolleri aşarak kendi hayatlarının yazarı olma mücadelesi verdi.

Bir kadının hikâyesi ne zaman başladı? İlk aynaya baktığında mı? İlk kez kendi adını söylediğinde mi? Yoksa daha adını bile bilmeden, dünyaya bir çocuk getirirken mi?

Belki de kadın olmak, insanlık kadar eski bir hikâyedir. Mağaranın önünde ateşi bekleyen kadından, bugünün kalabalıkları arasında tek başına yürüyen kadına kadar… Taşlar değişti. Evler değişti. Kıyafetler değişti. Krallar, imparatorluklar, devletler değişti.

Ama kadının kendine sorduğu o sorular hiç değişmedi: "Ben kimim? Beni gerçekten görüyor musun? Seçme hakkım var mı? Hayatım bana mı ait?"

Eski çağlarda kadın çoğu zaman birinin kızıydı. Birinin eşi, birinin annesiydi. Bir hanedanın devamı, bir evin düzeniydi. Ama çoğu zaman yalnızca kendisi olmak hakkına sahip değildi. Onun adına karar verildi. Nerede yaşayacağına, kiminle evleneceğine, neyi yapıp neyi yapamayacağına başkaları karar verdi. Kadın, kendi hayatının başrolündeyken bile, çoğu zaman kendi hikâyesinin yazarı olamadı.

Sonra zaman ilerledi. Kadın okudu, yazdı, çalıştı, sokağa çıktı, kürsülere yürüdü. Oy istedi, eşitlik istedi, kendi parasını kazandı, kendi adını taşıdı. Ve bir gün aynaya baktığında, ilk kez yalnızca birinin kızı ya da eşi olmadığını söyledi:

"Ben benim."

Ne büyük bir cümledir bu… Belki de kadınlık tarihinin en sessiz devrimidir.

Fakat çağımız bize başka bir gerçeği gösterdi. Kadının zincirleri her zaman demirden yapılmıyor; bazen beklentilerden yapılıyor: "İyi anne ol, iyi eş ol, güzel görün, başarılı ol, yaşlanma, güçlü ol ama fazla güçlü görünme, sesini çıkar ama çok konuşma, bağımsız ol ama yalnız kalma..."

Kadın bugün belki zincir taşımıyor ama bazen omuzlarında binlerce yıllık beklentileri taşıyor. İşte bu yüzden kadın olmak hâlâ zor. Çünkü kadın artık yalnızca başkalarının koyduğu sınırlarla değil, kendi içine yerleşmiş sınırlarla da mücadele ediyor.

Belki de çağımızın en büyük kadın meselesi burada başlıyor: Kadının kendisini başkalarının gözünden görmeyi bırakması. Çünkü bir kadın hayatı boyunca kendisine biçilen bütün rolleri kusursuz oynamaya çalışırken, bazen en önemli rolünü unutuyor; kendisi olmayı.

Oysa kadın yalnızca güçlü olduğu zaman değerli değildir. Yorulduğunda da değerlidir. Ağladığında da, korktuğunda da. Bir şeyleri başaramadığında da, yaşlandığında da, saçlarına ak düştüğünde de... Birini sevdiğinde de, sevmediğinde de. Gitmeyi seçtiğinde de, kalmanın bedelini ödediğinde de...

Kadın olmak, her şeye rağmen dimdik durmak değildir. Bazen yere düşüp, "Bugün kalkacak gücüm yok" diyebilmektir. Ve sonra ertesi sabah, kimse görmeden yeniden ayağa kalkmaktır.

Belki eski çağların kadınları ateşin başında beklerken bunu bilmiyordu. Tarlada çalışan, çocuk büyüten, mektup yazan, sessizce direnen kadınlar bilmiyordu. Ama hepsi aynı mirası taşıdı: Kendinden önce yaşamış kadınların yarım bıraktığı yerden devam etmek.

Biz bugün onların omuzlarında duruyoruz. Bizden sonra gelecek kadınlar da bizim omuzlarımızda duracak. İşte bu yüzden kadın olmak yalnızca kendimiz için yaşamak değildir. Bizden sonra gelecek kız çocuğunun önündeki yolu biraz daha açmaktır. Ona şunu söyleyebilmektir: "Ben senin yerine karar vermeyeceğim. Ama karar verebilmen için önündeki duvarı biraz olsun yıkacağım."

Belki kadınlık tarihinin gerçek zaferi budur. Bir kadının diğer kadına rakip olmak yerine el uzatması. Bir kadının, başka bir kadının yarasını küçümsememesi. Bir kadının diğerine, "Ben de geçtim o yoldan. Yalnız değilsin" diyebilmesi.

Çünkü çağlar boyunca değişmeyen bir şey varsa, o da şudur: Kadın, kadının hikâyesini en iyi anlayandır.

Bugün geçmişe baktığımda, binlerce yıl boyunca farklı isimlerle yaşamış bütün kadınlara aynı şeyi söylemek istiyorum: Sizi yalnızca doğurduğunuz çocuklarla, sevdiğiniz adamlarla, yaptığınız fedakârlıklarla, güzelliğinizle ya da başarılarınızla hatırlamayacağız. Sizi kendiniz olduğunuz için hatırlayacağız.

Çünkü kadın olmak; bir çağın içine doğmak değildir. Bir çağın bütün yüklerini sırtında taşıyıp, yine de kendinden vazgeçmemektir.

Ve belki de kadınlığın en büyük devrimi hâlâ tamamlanmadı. Çünkü hâlâ dünyanın herhangi bir yerinde bir kız çocuğu, ilk kez aynaya bakıp kendi hayatının sahibi olup olamayacağını düşünüyor. Belki bizim görevimiz ona cevabı vermek değil; cevabı kendi hayatıyla yazabileceği bir dünya bırakmak.

Kadın olmak, tarihin bize verdiği bir rol değildir. Kadın olmak, tarihin henüz tamamlanmamış cümlesidir.

Ve o cümlenin son kelimesini, belki de biz yazacağız.
Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

HAYATIMIZDAKİ GÖRÜNMEZ CENAZELER
Köşe Yazıları

HAYATIMIZDAKİ GÖRÜNMEZ CENAZELER

Görünmez kayıplar, büyük kavgalar olmadan zayıflayan ilişkileri ve insanın kendine yabancılaşmasını anlatıyor; bağları korumak için fark etmeyi ve konuşmayı öneriyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

Çocuklarımızı Eğitiyoruz da Acaba Dinliyor muyuz?

Haberin Detayı →

SİLAHLAR SUSARKEN ADALETİN SINIR DENKLEMİ!

Haberin Detayı →

İnsanları Memnun Etmek Mümkün mü?

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı