Okullar Açılıyor, Peki Biz Çocuklarımızı Neye Hazırlıyoruz?

Yeni bir eğitim öğretim yılının eşiğindeyiz. Kimi evlerde okul çantaları hazırlanıyor, kimi evlerde kırtasiye listeleri tamamlanıyor, kimi evlerde ise “Bu yıl daha düzenli çalışmalısın.” cümlesi yeniden kuruluyor.
Çocuklar için yeni bir sınıf, yeni öğretmenler, yeni arkadaşlar ve yeni sorumluluklar demek olan okul başlangıcı; yetişkinler için de önemli bir muhasebe fırsatıdır.
Çünkü eğitim yalnızca ders zilinin çalmasıyla başlamaz. Eğitim, çocuğun kendisini değerli hissettiği, soru sormaktan çekinmediği, hata yaptığında aşağılanmadığı ve başarısının yalnızca notlarla ölçülmediği bir ortamda anlam kazanır.
Peki biz çocuklarımızı gerçekten neye hazırlıyoruz?
Çocuğu yalnızca sınava hazırlamak, hayata hazırlamak değildir
Bugün eğitim konuşulunca aklımıza çoğu zaman sınavlar, denemeler, netler, puanlar ve başarı sıralamaları geliyor. Elbette akademik başarı önemlidir. Çocuğun düzenli çalışması, sorumluluk alması ve hedeflerine ulaşmak için emek vermesi gerekir.
Ancak bir çocuğun bütün hayatını yalnızca sınav sonucuna bağlamak, eğitimin en önemli tarafını gözden kaçırmaktır.
Çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanması, kendisini doğru ifade edebilmesi, başkasını dinleyebilmesi, farklı düşüncelere saygı göstermesi, sorumluluk alması ve karşılaştığı güçlüklerle baş edebilmeyi öğrenmesi de eğitimin temel meseleleridir.
Bir öğrenci matematikte zorlanabilir. Bir diğeri kitap okumayı sevmeyebilir. Bir başkası arkadaş ilişkilerinde çekingen davranabilir. Bunların her biri, çocuğun etiketlenmesi için değil, desteklenmesi için bir işarettir.
Eğitim, çocuğun eksiğini yüzüne vurmak değil; eksiğini tamamlayabilmesi için yanında durmaktır.
Okulun görevi yalnızca ders anlatmak değildir
Okullarımızdan elbette güçlü bir akademik eğitim bekliyoruz. Öğretmenlerimizin bilgi ve birikimiyle çocuklarımıza yol göstermesini, onların potansiyellerini ortaya çıkarmasını istiyoruz.
Fakat okulun görevi yalnızca müfredatı tamamlamak değildir.
Okul, çocuğun kendisini güvende hissettiği bir yer olmalıdır. Akran zorbalığına, dışlanmaya, aşağılanmaya ve şiddete karşı açık bir duruş sergilemelidir. Öğrencinin yalnızca başarılı olduğunda değil, zorlandığında da fark edildiği bir ortam oluşturmalıdır.
Bir çocuğun “Ben yapamıyorum.” dediği yerde hemen “Sen zaten çalışmıyorsun.” demek kolaydır. Asıl eğitim, o cümlenin arkasındaki nedeni anlayabilmektir.
Belki çocuk konuyu anlamamıştır. Belki kaygılanmıştır. Belki kendisine güveni azalmıştır. Belki evde ya da okulda yaşadığı bir sorun derslerine yansımıştır.
Öğretmen, veli ve rehberlik servisi arasındaki sağlıklı iletişim tam da bu nedenle önemlidir.
Çocuğun davranışını yalnızca sonuç üzerinden değil, nedenleriyle birlikte değerlendirmek zorundayız.
Aile, okulun alternatifi değil; eğitim ortağıdır
Eğitim sorumluluğunu yalnızca okula bırakmak da doğru değildir. Çocuğun ilk eğitim ortamı ailedir. Bir çocuğun çalışma alışkanlığı, sorumluluk bilinci, konuşma biçimi, insanlara yaklaşımı ve değerleri büyük ölçüde evde şekillenir.
Ancak aile desteği, çocuğun bütün sorumluluklarını üstlenmek anlamına gelmez.
Çantasını her gün ailesinin hazırladığı, ödevini ailesinin takip ettiği, sınavını ailesinin hatırlattığı, en küçük probleminde ailesinin devreye girdiği bir çocuk; zamanla kendi sorumluluğunu taşımakta zorlanabilir.
Çocuğa yardım etmek başka, onun yerine yaşamak başkadır.
Anne babanın görevi çocuğun her işini yapmak değil; kendi işini yapabilecek güveni ve beceriyi kazanmasına yardımcı olmaktır. Bazen hatırlatmak, bazen yol göstermek, bazen de çocuğun kendi sonucuyla karşılaşmasına izin vermek gerekir.
Elbette yaşına ve ihtiyacına göre destek vermek önemlidir. Fakat destek ile bağımlılık arasındaki sınırı da gözetmeliyiz.
Eğitimde disiplin, korkutmak değil; sorumluluk kazandırmaktır
Çocukların kurallara ihtiyacı vardır. Okulun düzeni, sınıfın işleyişi, öğretmene ve arkadaşlara saygı, ders çalışma sorumluluğu elbette önemlidir.
Fakat disiplinin amacı çocuğu korkutmak değil, ona sorumluluk kazandırmaktır.
Sürekli bağırılan, tehdit edilen, küçük düşürülen bir çocuk belki kısa süreliğine itaat edebilir. Ancak bu, onun doğru davranışı öğrendiği anlamına gelmez.
Çocuğun neden bir kuralın var olduğunu anlaması, davranışının sonucunu görebilmesi ve hatasını düzeltme fırsatı bulması daha kalıcı bir eğitim sağlar.
Kuralların olmadığı bir okul düzeni düşünülemez. Ama kuralların yanında adalet, anlayış ve tutarlılık da olmalıdır.
Bir çocuğa “Saygılı ol.” derken onun onurunu kırmamalıyız. “Sorumluluk al.” derken bütün kararlarını onun yerine vermemeliyiz. “Başarılı ol.” derken başarısızlık ihtimalini hayatın sonu gibi göstermemeliyiz.
Yeni eğitim yılı, yeni bir anlayışın başlangıcı olsun
14 Eylül’de ders zili çaldığında çocuklarımız sınıflarına girecek. Kimi heyecanlı, kimi kaygılı, kimi meraklı, kimi de yeni döneme alışmakta zorlanacak.
Biz yetişkinlere düşen görev, onların bu sürecini kolaylaştırmaktır.
Çocuklarımızdan elbette emek bekleyelim. Düzenli çalışmalarını, kitap okumalarını, sorumluluklarını yerine getirmelerini isteyelim. Fakat bütün bunları yaparken onlara şunu da hissettirelim:
“Sen yalnızca aldığın nottan ibaret değilsin.”
Bir sınavda düşük puan alan çocuk başarısız bir insan değildir. Bir derste zorlanan çocuk yetersiz değildir. Bir hata yapan çocuk değersiz değildir.
Eğitim, çocuğa hem çalışmayı hem de yeniden başlamayı öğretmelidir.
Bu nedenle yeni eğitim öğretim yılına girerken yalnızca okul çantalarını değil, eğitim anlayışımızı da gözden geçirelim.
Çocuklarımızı sadece sınavlara değil, hayata hazırlayalım. Onlara yalnızca bilgi değil, karakter kazandırmaya çalışalım. Yalnızca başarıyı değil, emeği de takdir edelim. Yalnızca doğru cevabı değil, doğru davranışı da önemseyelim.
Çünkü geleceğin güçlü toplumu, yalnızca çok bilen çocuklarla değil; düşünebilen, sorumluluk alabilen, vicdanlı, ahlaklı ve kendisine güvenen bireylerle kurulacaktır.
Yeni eğitim yılı hepimize hayırlı olsun. Dileğim; her çocuğun kendisini değerli hissettiği, her öğretmenin emeğinin karşılığını gördüğü, her ailenin eğitim sürecine bilinçle katkı sunduğu bir dönem yaşanmasıdır.
Unutmayalım:
Bir çocuğun hayatına dokunmak, yalnızca onun notunu yükseltmek değil; kendisine ve dünyaya bakışını güzelleştirmektir.
Eğitim Koçu
Betül Mülayim Taşkıran
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.





