İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 6 Eylül 12:56
NAMAZİmsak 04:21Güneş 05:57Öğle 12:35İkindi 16:13Akşam 19:03Yatsı 20:23
☀️ Sivas 26° Açık💵 USD 48.42💶 EUR 56.24
Köşe Yazıları

EYLÜLÜN BİR SUÇU YOK

ÖzetZehra Nihal Hangişi, Eylülün gelişini yaz vedaları, okulların açılışını ve geçen zamanın hüznünü hatırlatan duygusal bir yazıyla anlatıyor. Ertelememeyi öğütlüyor.
Zehra Nihal HangişiKöşe Yazarı · · 3 dk okuma
EYLÜLÜN BİR SUÇU YOK
Eylül, yazın bitişiyle vedaları, okula dönüşü ve geçen zamanın hüznünü hatırlatıyor.

Eylülün bir suçu yok.

Yine de ne zaman kapımızı çalsa, içimizde bir şey susuyor.

Balkonlarda unutulmuş yaz akşamlarının sesi azalıyor önce. Sonra sofralar tenhalaşıyor. Sokaklarda çocuk sesleri seyrekleşiyor. Güneş biraz daha erken çekiliyor gökyüzünden.

Ve biz, nedenini tam söyleyemediğimiz bir hüzünle bakıyoruz takvime.

Eylül gelmiş.

Oysa Eylül Ne Yaptı?

Oysa Eylül ne yaptı?

Yazı o çağırmadı.

Günleri o kısaltmadı.

Gidenlerin valizini o hazırlamadı.

Ama nedense bütün vedaların yükü onun omuzlarına kaldı.

Yazın Bir Huyu Vardır

Yazın bir huyu vardır.

İnsanı kandırır.

Günleri uzunmuş gibi gelir.

Akşamlar bitmeyecek sanırsın.

Gurbette olanlar gelir.

Evlerin kapıları daha çok açılır.

Sofralar kalabalıklaşır.

Çocukların kahkahası sokağa taşar.

Birileri balkondan diğerine seslenir.

“Çay koydum, gel.”

“Akşam bize bekliyorum.”

“Yarın beraber gideriz.”

Hayat, bir süreliğine acele etmeyi bırakır.

Sonra Eylül Gelir

Sonra Eylül gelir.

Ve herkesin bir yerlere yetişmesi gerektiğini hatırlatır.

Valizler çıkar.

Bagajlar dolar.

Gurbete dönüş başlar.

Vedalar yeniden hayatın içine karışır.

Bir anne, oğlunun arkasından uzun uzun bakar.

Bir baba, duygusunu belli etmemek için birkaç kelimeyle yetinir:

“Dikkatli git.”

Bir çocuk, yaz boyunca yanından ayrılmadığı kuzeninin arkasından el sallar.

Araba uzaklaşır.

El havada kalır.

Sonra yavaşça iner.

Eylül Bazen Tam O Andır

Eylül bazen işte tam o andır.

Bir elin havada kalışıdır.

Sonra Okullar Açılır

Sonra okullar açılır.

Eylül bu kez kalbimize değil, cebimize dokunur.

Defterler, kitaplar, ayakkabılar, kıyafetler…

Yeni dönem, yeni ihtiyaçlar.

Yazın gevşeyen hayat yeniden sıkı bir düğüm olur.

Sabah erken kalkmalar başlar.

Alarm sesleri evlere geri döner.

Tatiller biter.

Koşuşturma başlar.

İnsan bir yandan çocuklarının büyümesine sevinir, bir yandan onların büyüdüğünü fark etmenin hüznünü yaşar.

Çünkü büyümek biraz da vedadır.

Çocuklar büyür.

Evler sessizleşir.

Odalar değişir.

Hayatlar başka yönlere akar.

Ve insan, bütün bunların içinde bir şeyi fark eder:

Hiçbir şey yerinde durmuyor.

Belki Eylül’ü Hüzünlü Yapan Soğuk Değildir

Belki Eylül'ü hüzünlü yapan soğuk değildir.

Belki mesele yaprakların sararması da değildir.

Eylül bize zamanı gösterir.

Hem de hiç acımadan.

Bir takvim yaprağı gibi.

“Bak,” der.

“Bir yıl daha geçti.”

Bir yaz daha…

Bir doğum günü daha…

Bir bayram daha…

Bir çocukluk daha…

Bir insan daha…

Bir fırsat daha…

Ve insanın içine o tanıdık soru düşer:

Ben Bu Geçen Zamanın Neresindeydim?

Ben bu geçen zamanın neresindeydim?

Eylülün Yalnızlığı da Başkadır

Eylülün yalnızlığı da başkadır.

Kış gibi değildir.

Kışın yalnızlığı soğuktur.

Eylülün yalnızlığı hatırlatır.

Bir şarkı duyarsın.

Bir koku gelir.

Eski bir fotoğraf düşer eline.

Bir evin önünden geçersin.

Bir sandalye görürsün.

Ve birden anlarsın:

Özlediğin belki de bir insan değildir.

Bir zaman dilimidir.

O insanın henüz hayatta olduğu,

evlerin daha kalabalık,

sofraların daha uzun,

senin daha genç,

hayatın daha mümkün göründüğü bir zamandır özlediğin.

İşte Eylül, insanın tam da o yerine dokunur.

Eylül Belki de Bitirmek İçin Değil, Fark Ettirmek İçin Gelir

Ama bütün bunlara rağmen Eylül'e kızamıyorum.

Çünkü belki onun görevi bitirmek değil.

Fark ettirmek.

Gidenlerin kıymetini…

Kalanların değerini…

Zamanın geri gelmediğini…

Hayatın ertelenemeyecek kadar kısa olduğunu…

Ve bazı cümlelerin “sonra”ya bırakılmaması gerektiğini…

Belki Eylül bu yüzden gelir.

İnsanları korkutmak için değil.

Uyandırmak için.

Çünkü bazen bir mevsim değişmez.

Biz değişiriz.

Ve bunu ancak Eylül geldiğinde fark ederiz.

Kalanlara Daha Sıkı Sarılmak

Bu yüzden Eylül gelince hüzünleniyorum.

Gidenleri düşünüyorum.

Kalanlara daha sıkı sarılmak istiyorum.

Söyleyemediklerimi düşünüyorum.

Ertelediklerimi…

“Daha sonra yaparım,” dediklerimi…

“Bir gün mutlaka,” diye bıraktıklarımı…

Çünkü artık biliyorum:

Bazen Hayatın En Tehlikeli Kelimesi “Sonra”dır

Bazen hayatın en tehlikeli kelimesi “sonra”dır.

Sonra ararım.

Sonra giderim.

Sonra söylerim.

Sonra görüşürüz.

Sonra…

Oysa bazı “sonra”lar hiç gelmez.

Eylülün Bir Suçu Yok

Eylülün bir suçu yok.

O sadece kapıyı çalıyor.

Biz açıyoruz.

İçeri biraz serinlik,

biraz sarı yaprak,

biraz hüzün,

biraz da hakikat giriyor.

Sonra karşımıza geçip sessizce bakıyor.

Sanki şöyle diyor:

“Bak.

Yine buradasın.

Bir yıl daha geçti.

Hâlâ söylemek istediğin şeyler varsa söyle.

Hâlâ sarılmak istediğin biri varsa sarıl.

Hâlâ gitmek istediğin bir yer varsa git.

Hâlâ yaşamak istediğin bir hayat varsa…

erteleme.”

Eylül Bize Geçip Giden Hayatımızı Gösteriyor

Çünkü Eylül bize aslında sonbaharı getirmiyor.

Geçip giden hayatımızı gösteriyor.

Ve belki de Eylül'ün en büyük hüznü burada:

Yapraklar her yıl yeniden dökülüyor.

Mevsimler her yıl yeniden geliyor.

Eylül her yıl yeniden kapımızı çalıyor.

Ama biz…

Bir daha asla aynı insan olarak karşılamıyoruz onu.

Bir Eylül Daha Geçtiği İçin

İşte bunun için hüzünleniyorum.

Eylül geldiği için değil.

Bir Eylül daha geçtiği için.

Zehra Nihal Hangişi

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

ÇOCUKLARIMIZI BÜYÜTÜYORUZ, AMA İNSAN YETİŞTİRİYOR MUYUZ?
Köşe Yazıları

ÇOCUKLARIMIZI BÜYÜTÜYORUZ, AMA İNSAN YETİŞTİRİYOR MUYUZ?

Eğitimde çocukların sınav ve okul başarısı kadar karakter, vicdan ve sorumluluk gelişiminin de önem taşıdığı vurgulanırken, ailelerin örnek olması gerektiği belirtiliyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

4 EYLÜL: BİR MİLLETİN KALBİNİN ATTIĞI ŞEHİR

Haberin Detayı →

TOPLULUK OLMA İHTİYACI VE “BİZ” DÜŞÜNCESİ

Haberin Detayı →

SİVAS’TA HERKESİN ACELESİ VAR, AMA KİMSENİN GÜLÜMSEMEYE VAKTİ YOK!

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı