İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 2 Eylül 18:51
NAMAZİmsak 04:16Güneş 05:54Öğle 12:37İkindi 16:16Akşam 19:09Yatsı 20:31
☀️ Sivas 22° Açık💵 USD 48.28💶 EUR 55.98
Köşe Yazıları

TOPLULUK OLMA İHTİYACI VE “BİZ” DÜŞÜNCESİ

Özetİnsan zekâsı ve birlikte hareket etme yeteneğiyle hayatta kaldı; Yale araştırması, “biz” ve “öteki” ayrımının bebeklikte başlayabildiğini gösteriyor.
Tolgahan ŞimşekMuhabir · · 4 dk okuma
TOPLULUK OLMA İHTİYACI VE “BİZ” DÜŞÜNCESİ
İnsanlık, fiziksel zayıflıklarına rağmen bilgi paylaşımı ve birlikte hareket ederek hayatta kaldı.

İnsanı Hayatta Tutan Mekanizma

İnsan canlısını diğer türlerden ayırdığı düşünülen nitelikler, bilinenin aksine çok keskin değildir.

Alet kullanımı, empati kurabilmek, aile bağları oluşturmak, sevdiklerini korumak ve plan yapmak gibi davranışlar birçok canlı türünde de gözlemlenmektedir.

İnsan, tabiatı gereği fiziksel olarak doğaya karşı oldukça zayıftır. Kürkü, pençesi, devasa kas kütlesi, aşırı gelişmiş görme ve işitme yetisi olmayan bu canlı, nasıl binlerce yıl neslinin devamlılığını sağlamış ve hayatta kalmıştır?

Geçmişin bıraktığı izler dikkatli biçimde incelendiğinde ortaya çıkan bulgular; aslında kim olduğumuza, tüm bu zayıflığımıza rağmen bizi hayatta tutan mekanizmaya ve bugün de bize neyin iyi geleceğine dair daha derin bir kavrayış sunacaktır.

Zekâ, Bilgi ve Birlikte Hareket Etme Kabiliyeti

İnsan zekâsı, diğer türlerle kıyaslandığında muazzam seviyede gelişmiş bir yapıya sahiptir.

Bu ileri seviyedeki zekâ, insanlık tarihi boyunca en büyük silahlarımızdan biri olmuştur. Eleştirel ve soyut düşünme kabiliyeti, uzun vadeli planlama ve stratejik düşünebilme yeteneği; insanın tüm fiziksel dezavantajlarına rağmen besin zincirinin en tepesine, yani üst avcı konumuna yükselmesinde önemli rol oynamıştır.

Nesiller arası bilgi ve tecrübe aktarımı, asırların getirdiği ve birikimli şekilde ilerleyen kadim bilgi birikimini oluşturmuştur.

Hangi bitki kökünün şifalı, hangi mantarın zehirli olduğu, av hayvanlarının göç güzergâhları veya hangi mağaranın daha korunaklı olduğu gibi hayatta kalmayı sağlayan temel bilgiler, grubun yaşlı ve tecrübeli üyelerince genç nesillere aktarılmıştır.

Birlikte hareket etme ve organize olabilme kabiliyeti, tüm canlılarda olduğu gibi insanın en temel dürtüsü olan hayatta kalmaya ve genlerini bir sonraki nesle aktarmaya hizmet etmiştir.

“Biz” Duygusu Nasıl Ortaya Çıktı?

İnsanın fiziki zayıflığı, eşi benzeri olmayan sosyal ilişkiler kurmasına yol açmıştır.

Muhtaçlıktan doğan bu durum, bireylerin birbirine bağlanmasına ve topluluklar oluşturmasına neden olmuştur.

Bu bağların neticesinde “biz” duygusu gelişmiş ve aidiyet ihtiyacı, hayatta kalma içgüdüsüyle iç içe geçerek insan zihninde güçlü bir eğilim hâline gelmiştir.

Bir gruba ait olmak, o grupta kabul görmek ve ortak bir amaç doğrultusunda hareket etmek; insanın hayatta kalma tarihinden bugüne taşınan güçlü bir ihtiyacın yansımasıdır.

Küçük bir kulübün, bir köy derneğinin, bir takımın ya da bir grubun taraftarı olmanın sağladığı “biz” duygusu, hem bu hayatta bir adrese sahip olmanın hem de güvende hissetmenin günümüzdeki yansımalarıdır.

Elbette her grubun kendine özgü iç dinamikleri, değer yargıları ve işlevleri vardır; ancak bu yapıların tatmin ettiği duygu ve içgüdüler benzer evrimsel temellerden beslenebilmektedir.

İnsan Davranışını Tek Bir Nedenle Açıklamak Mümkün mü?

Toplumsal ilişki dinamiklerini tek bir nedensellikle açıklamaya çalışmak indirgemeci bir yaklaşım olur.

Fakat rasyonel açıklamalarla izahı güç görünen insan davranışlarını incelerken, inanç ve kültür bağlamının yanında biyolojik ve evrimsel eğilimleri de analitik bir gözle değerlendirmek, bilimsel düşüncenin başvurduğu yöntemlerden biridir.

“Biz” ve “Öteki” Ayrımı Ne Kadar Erken Başlıyor?

“Biz” olma durumunun yarattığı güven ve aidiyet duygusu insana hem fiziksel hem de psikolojik sağlık açısından oldukça faydalı olmakla birlikte, aidiyet duyulan grubun merkezi yapısını güçlendirmeye yönelik grubun dışına örebildiği duvarlar insanın ilkel ve karanlık tabiatını güçlendirebilmektedir.

Bu durumun yalnızca toplumsal öğrenmelerin veya sonradan kazanılan kültürün bir sonucu olmayabileceğini, bazı eğilimlerin henüz bebeklik döneminde bile ortaya çıkabildiğini düşündüren bulgular mevcuttur.

Bebeklik Dönemindeki “Biz” ve “Öteki” Algısı

Yale Üniversitesi Bebek Laboratuvarı'nda gerçekleştirilen çalışma, insandaki "biz" ve "öteki" ayrımının yalnızca sonradan kazanılan toplumsal bir kültür mü yoksa doğuştan gelen biyolojik bir eğilim mi olduğunu anlamayı hedefler.

Henüz konuşmayı bile bilmeyen 3 ila 9 aylık bebeklerle yapılan bu deneyde, bebeklere öncelikle yiyecek tercihlerine göre kurgulanmış basit bir kukla tiyatrosu izletilir.

Bebeklerin; kendileriyle aynı yiyecek tercihini paylaşan "benzer" kuklalara yardım eden karakterleri benimsedikleri, kendilerinden farklı tercihte bulunan "öteki" kuklaları ise cezalandıran karakterlere yakınlık duydukları gözlemlenmiştir.

Bu durum, kendimizden olana sahip çıkma ve bize benzemeyene mesafe koyma dürtüsünün toplumsallaşma öncesinde, henüz bebeklik aşamasında bile zihinde belirebildiğini gösterir.

Yine de bu bulgular insan davranışlarının tamamen doğuştan gelen ve değiştirilemez bir mekanizmaya bağlı olduğu anlamına gelmemektedir.

“Biz” Duygusunun Karanlık Yüzü

“Biz” olma duygusu birlik, beraberlik ve dayanışma gibi kavramları çağrıştırsa da insanlık tarihinde oldukça karanlık bir geçmişe de sahiptir.

Bu duygunun yarattığı toplumsal kimlik, özellikle tehdit ve rekabet dönemlerinde zeminini bir “öteki” üzerinden sağlamlaştırabilmektedir.

Öteki; farklı bir ırk, ayrı bir inanç, bir düşman ülke veya rakip bir kabile olabilir.

Ötekinin farklılıkları üzerinden sağlamlaştırılan “biz” duygusu ve ortak tehdit algısı, karşı grubun üyelerini “biri” olmaktan çıkarıp birer nesneye dönüştüren insandışılaştırma sürecini doğurabilmektedir.

Empatinin Devre Dışı Kalması

Hayatta kalma içgüdüsü devreye giren insan için tehdit olarak algılanan öteki, artık empati kurulacak bir birey değil; ortadan kaldırılması gereken bir tehlikedir.

Empati mekanizmasını büyük oranda devre dışı bırakabilen bu durum, ağır şiddet eylemlerinin vicdanen meşrulaştırılmasına zemin hazırlayabilir.

Tarih boyunca yaşanan büyük soykırımların ve kitlesel şiddet hareketlerinin oluşumunda; siyasal, ekonomik, tarihsel ve ideolojik koşulların yanı sıra “biz” ve “onlar” ayrımını keskinleştiren bu ilkel dürtüler de etkili olmuştur.

İnsan Biyolojisine Mahkûm Değildir

Bununla birlikte insan, biyolojisine mahkûm bir otomat değildir.

Evrimsel psikolojinin önümüze koyduğu bu çerçeve, ötekileştirmeyi veya şiddeti kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmemizi gerektirmez.

Aksine, ilkel dürtülerin haritasını çıkarmak, onların kölesi olmamayı seçmenin ilk adımıdır.

İnsan zekâsının ulaştığı soyutlama düzeyi; “biz” çemberini sadece kendi kabilesi, dini veya ulusuyla sınırlamayıp tüm insanlığı ve hatta tüm canlıları kapsayacak kadar genişletme potansiyeline sahiptir.

Gerçek ve Evrensel Empatinin Anahtarı

Kim olduğumuzu bilmek, aslında sahip olduğumuz bu zihinsel mimarinin kullanım kılavuzuna hâkim olmaktır.

Durup düşünmek; bize son derece makul gelen kurgusal anlatılarla maskeleyip rasyonelleştirdiğimiz ilkel güdüleri fark etmek, insanın ulaşabileceği en üst zihinsel mertebedir.

Yüksek farkındalık, evrimsel kabilecilik tuzağına düşmeden öz denetimi sağlamanın ve gerçek, evrensel bir empatinin temel anahtarıdır.

Tolgahan Şimşek

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

SİVAS’TA HERKESİN ACELESİ VAR, AMA KİMSENİN GÜLÜMSEMEYE VAKTİ YOK!
Köşe Yazıları

SİVAS’TA HERKESİN ACELESİ VAR, AMA KİMSENİN GÜLÜMSEMEYE VAKTİ YOK!

Sivas’ta resmi daire, hastane ve çarşıda artan tahammülsüzlük ele alınıyor; çalışanlarla vatandaşlara karşılıklı saygı ve nezaketin toplumdaki önemi vurgulanıyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

Özel Hayat Sokağa Çıkınca

Haberin Detayı →

30 Ağustos’ta Sivas’a Kuşbakışı

Haberin Detayı →

GEÇMİŞTEN DEVRALMAK DEĞİL GELECEĞE LAYIĞIYLA HAZIRLAMAK

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı