Makyaj Çantanız Hazır mı Kızlar!

Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var.
Yaşı henüz çok küçük olan, yüzünde çocukluğun masumiyetini taşıyan kız çocuklarının ellerinde makyaj çantaları görüyorum.
Bir zamanlar okul çantalarının içinde kalemler, silgiler, kitaplar, defterler ve hayaller olurdu. Şimdi bazı çocukların çantalarında bunların yanına makyaj malzemeleri de ekleniyor.
Daha çocukluğunu yaşaması gereken yaşlarda, aynanın karşısına geçip yüzünde neyin eksik olduğunu arayan çocuklar görüyoruz.
Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Biz çocuklarımıza ne zaman oldukları hâliyle güzel olduklarını anlatmak yerine, değişmeleri gerektiğini öğretmeye başladık?
Mesele bir çocuğun makyaj yapması değil.
Mesele, çocuğun neden kendisini değiştirme ihtiyacı hissettiği.
FİLTRELER AYNAYI DA DEĞİŞTİRDİ
Sosyal medya filtreleri yalnızca fotoğrafları değiştirmiyor.
Çocukların güzellik algısını da değiştiriyor.
Pürüzsüz ciltler, kusursuz yüzler, değiştirilmiş burunlar, büyütülmüş gözler, belirginleştirilmiş dudaklar…
Üstelik bütün bunlar çoğu zaman gerçekmiş gibi karşımıza çıkıyor.
Çocuk bunları tekrar tekrar gördüğünde, bir süre sonra ekrandaki yüzü “normal”, aynadaki kendi yüzünü ise “eksik” görmeye başlayabiliyor.
Sonra gerçek yüzündeki bir sivilce sorun oluyor.
Kaşının şekli sorun oluyor.
Burnunun biçimi sorun oluyor.
Cildinin doğal hâli sorun oluyor.
Oysa sorun çocukta değil.
Sorun, kusursuzluğu normal; doğallığı eksiklik gibi gösteren güzellik anlayışında.
Çocuklarımızın yüzlerinde hayatın doğal izleri var diye özür dilemeleri gerekmiyor.
Onlara bunu anlatmak zorundayız.
Çünkü bir çocuk daha kendisini tanımadan kendisini düzeltmeye çalışıyorsa, burada yalnızca makyajdan söz edemeyiz.
“BENİM BEDENİM, BENİM KARARIM” DEDİĞİNDE
Son yıllarda çocuklardan ve gençlerden daha sık duyduğumuz bir cümle var:
“Benim bedenim, benim kararım.”
Çocukların kendi bedenleriyle ilgili sınırlarının olduğunu bilmesi elbette değerlidir. Bedenlerinin kendilerine ait olduğunu, istemedikleri bir şeye zorlanmamaları gerektiğini öğrenmeleri gerekir.
Fakat özgürlük, ebeveynliğin sona ermesi değildir.
Çocuk yetiştirmek; çocuğun her kararını sorgulamadan kabul etmek de değildir.
Çünkü çocuk henüz ihtiyaç ile isteği, özgürlük ile sorumluluğu, kendi düşüncesi ile çevresinden aldığı etkiyi ayırt etmeyi öğrenmektedir.
Anne-babanın görevi çocuğun yerine sonsuza kadar karar vermek değil; doğru karar verebilecek bilinci kazandırmaktır.
Bu nedenle makyaj çantasını elinden çekip almak yerine, bazen karşısına oturup sormak gerekir:
“Sen neden makyaj yapmak istiyorsun?”
“Kendini böyle daha mı güzel hissediyorsun?”
“Yoksa arkadaşların ve sosyal medya mı sana böyle hissettiriyor?”
İşte gerçek iletişim burada başlar.
YASAKLAMAK KOLAY, ANLATMAK ZOR
Bir çocuğa “Bunu yapmayacaksın.” demek kolaydır.
Ama neden yapmaması gerektiğini anlatmak sabır ister.
Çünkü yalnızca makyaj malzemesini ortadan kaldırırsanız, çocuğun zihnindeki soru ortadan kalkmaz.
Makyaj çantası gider, ama beğenilme ihtiyacı kalır.
Ayna kapanır, ama sosyal medya açık kalır.
Bu nedenle çocuklarımızla görünüşten daha fazlasını konuşmalıyız.
Onlara insanın değerinin yüzünden, kıyafetinden ya da aldığı beğenilerden gelmediğini anlatmalıyız.
Bir çocuğa sürekli “Ne kadar güzelsin.” demek yerine bazen:
“Ne kadar güzel düşündün.”
“Ne kadar güzel bir davranış sergiledin.”
“Zorlandığın hâlde vazgeçmedin.”
“Arkadaşının yanında olman çok değerliydi.”
demeliyiz.
Çünkü çocuk kendisini yalnızca yüzüyle tanımlamamalı.
KIZ ÇOCUKLARIMIZA SADECE GÜZEL OLMAYI ÖĞRETMEYELİM
Kız çocuklarımızın güzel görünmesini önemsemekte hiçbir sakınca yok.
Temiz olmak, bakımlı olmak, kendine özen göstermek değerlidir.
Ama bir kız çocuğunun hayatındaki en önemli hedef güzel görünmek olmamalıdır.
Ona güçlü olmayı da öğretelim.
Bilgili olmayı, üretmeyi, kendi ayakları üzerinde durmayı, hayır diyebilmeyi, başkasının hakkına saygı göstermeyi, kendisine yapılan haksızlığı fark edebilmeyi öğretelim.
Çünkü hayat, kız çocuklarımızdan yalnızca güzel yüzler beklemiyor.
Onlara güçlü karakterler de gerekiyor.
BİZ YETİŞKİNLER DE KENDİMİZE BAKMALIYIZ
Çocuklar bizi izliyor.
Kendi görünüşümüzü sürekli eleştiriyorsak, fotoğraflarımızı filtrelemeden paylaşamıyorsak, insanları fiziksel özellikleri üzerinden değerlendiriyorsak çocuklar da bundan etkileniyor.
Çocuğumuza “Kendini olduğun gibi sev.” derken bizim kendi görüntümüzle kurduğumuz ilişki ne kadar sağlıklı?
Çocuklara verdiğimiz en güçlü eğitim, söylediklerimizden çok davranışlarımızdır.
Belki de bu nedenle çocukların güzellik algısını değiştirmeden önce kendi dilimizi değiştirmeliyiz.
ÇOCUKLUĞUN DA BİR HAKKI VAR
Çocuklarımızın çocuk kalmaya hakkı var.
Koşmaya, oynamaya, saçını dağıtmaya, üstünü başını kirletmeye, yüzünde bir sivilce çıkmasına, fotoğrafta kusursuz görünmemeye…
Ve en önemlisi, kendisi olmaya.
Çocukluk; kusursuz görünme yarışı değildir.
Çocukluk, insanın kendisini tanıdığı yıllardır.
Bu yüzden çocuklarımızın yüzünden çocukluğu silmeyelim.
Onları her gün daha güzel, daha kusursuz, daha “beğenilebilir” olmaya zorlayan görünmez bir yarışın içine sokmayalım.
Çünkü gerçek hayat filtreli değildir.
Gerçek yüzler kusursuz değildir.
Ve kusursuz olmamak bir eksiklik değildir.
ASIL MESELE MAKYAJ DEĞİL
Belki de bütün bu tartışmanın merkezine şu cümleyi koymalıyız:
Asıl mesele makyaj değil.
Asıl mesele, çocuğun kendisini neden değiştirmek istediğidir.
Neden aynaya baktığında önce kusurlarını görüyor?
Neden doğal hâliyle yeterli olmadığını düşünüyor?
Neden başkalarının beğenisi onun için bu kadar önemli?
İşte bizim mücadelemiz burada başlamalı.
Çocuğun elindeki makyaj çantasına değil, zihnindeki güzellik anlayışına bakmalıyız.
Çünkü makyaj silinir.
Filtre kapanır.
Sosyal medya ekranı söner.
Beğeniler unutulur.
Ama çocuğun kendisiyle kurduğu ilişki hayatı boyunca onunla kalır.
Biz çocuklarımızın yerine her zaman karar veremeyiz.
Ama onlara sağlıklı karar verebilecek bir bilinç kazandırabiliriz.
Onlara şunu öğretebiliriz:
Sen bir filtre değilsin.
Sen bir beğeni sayısı değilsin.
Sen yalnızca yüzün değilsin.
Sen olduğun hâlinle değerlisin.
Belki bir gün çocuklarımızın okul çantasında makyaj çantası da olacak.
Buna şaşırmak yerine, o çantanın bize ne anlattığına bakmayı öğrenmeliyiz.
Çünkü bizim çocuklarımızın ihtiyacı kusursuz görünmek değil.
Kendilerini kusurlarıyla, farklılıklarıyla ve bütün gerçeklikleriyle değerli hissedebilmek.
Ve bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şu:
Çocuklarımızı güzelleştirmeye mi çalışıyoruz, yoksa kendilerini güzel ve değerli hissetmelerini mi öğretiyoruz?
Aradaki fark, sandığımızdan çok daha büyük.
Çünkü bir çocuğun yüzünü değiştirmek kolaydır.
Asıl mesele, kendisine bakışını değiştirmemektir.
Eğitim ve Öğrenci Koçu
Betül Mülayim Taşkıran
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.





