Köşe Yazıları

Dasitanı Seyr -ü Sefer Min’el Aşk-ı Mecaz ilel Sevday-ı Hakikat...

Sevmek bir sözdür ki herkes onu diline pelesenk etse de, müddeisi sayısız olsada, cümle halk-u alem onun türküsünü söylese de, o taşınması en ağır sorumluluktur.

Gündem Sivas Muhabir
Gündem Sivas Muhabir
Editör
01 Nisan 2026 14:46

Sevmek bir sözdür ki herkes onu diline pelesenk etse de, müddeisi sayısız olsada, cümle halk-u alem onun türküsünü söylese de, o taşınması en ağır sorumluluktur.

Ancak ehl-i dil sinesinde iskan edebilir onu. Sadece vefa ikliminde soluklanabilir onun cennet-asa havası.

Memba-ı sıdk çeşmesinden nebean eder sevgi. Ve o ab-ı hayatı bulmak için zulmet-i nefsi aşmak gerekir, beden dağını Ferhad misal delmeden kalb iline isal edilemez o.

Hicranla yanar aşksız geçirdiği mazideki eyyâm-ı muzlim için aşk vurgunu yiyenler, feryadı asumanı inletir kazib aşkla heder ettiği günlerin efganıyla.

Mecânîn her ne kadar ışk çölllerinde bi-dar ve bihuş sevgiliden dem vursa da şam u seher, saki-yi aşkın hakikat şarab-ı tahurunu nuş etmeden, o güne kadar aşkın sadece ismiyle dilini yorduğunu anlar acemi âşîkân.

Sahtesine giriftar olunca aşkın, hakikisini bulmaktan gayrı gaye kalmaz her bir ulul elbab.

Bin bir yalanın zehrini yudumlayanlar, sıdkın devasından başka bir şeyi gözü görmez.

Mecazi aşkın medrese-i yusufiyesinden icazet almadan kurtuluş beraeti kesbedilmez.

Aşkı hakikinin esrarının bir cüz’üne bile ıttıla edip mahremi olanlar, viran kılar zamanı, kendini ve neye malikse herşeyi.

Aşkın hakikiyse eseri görülür sende bi-ihtiyar. Seni güzelleştirmeye, sesini dahi tatlılaştırmaya, kalbini sakinleştirmeye başlar hakiki aşka bir lahza vuslat anı yakaladıysan. Kızgınlıkların yerini merhamet alır artık, çabuk taşan küçücük bir damla iken cirmindeki kalbin, bahr-i bî payana kalbolur.

Kadim bir hatıranin küçük bir anı dahi tüm keşkelerden ari aziz bir hatıra olur nagah.

Ve sadikun isen Sultan-ı Aşk, fethetmeye başlar seni, arş ittihaz eder büldan-ı mülkte kalbini. Berdar eder cümle ağda-yı asi neferi külli latife ve cevarihinde. Kahrının savletiyle muti olan efrad artık, baş eğerek kalbinin riyasetine kapıkulu olurlar, nizamın tesisisi için emrince hizmet eder, selam yurdu kılınır sana ait ne varsa.

Faniyatin sesi kesilir, bekânın sada-yı nağamatı ruhunu okşar

Bedenin cerbezeli dağdağası diner, ruhun cezebat-ı kutsiyesi cisme nur yağdırılır.

Ferdi ikbal ve izzet arzusu kesilir, tevazu ve zillet en çok yakışan libas olur

Kamu halkın ulviyyetine kati inanç tam sabit olur, nefsinin öz varlığının sufliyyeti gözünün önünden hiç ayrılmayan bayrak olur kişiye.

O vakit herkesin saadeti, üstünlüğü, ferahı, şan u şerefi ona en büyük sürur vesilesi olur. Kendini unutursun. Anlık mutluluk gider, müebbed huzurdan başka meta bulunmaz gönül tezgahında.

Sen, iddiayı kapı dışarı atar, sahteliği nisyan arzına gömer, vefayı taç gibi başında taşımaya yemin eder olursun artık. Halka ve bin canla Hakk’a hizmetten artık bir sevgili bulamazsın, afaktada enfüste de.

Sen bunları herşeyini terk edince bulursun, seni viran bulursa Sultan, kabul eder aczinle fakrınla, zaafınla, cehaletinle seni. İşte o zaman olursun bir “Kibrit-i Ahmer”.

Yırtık libasınla herkese pinhan yaşarsın, zayıf teninle kendine dahi ucuz görünürsün gayrı.

Zahirdeki yıkımın, batınını ihya ettiğini görürsün

Sen çıkınca aradan, yırtılan enaniyet perdelerinin verasında zahir olan bekânın ay yüzlüleri sana münkeşif olur da evvel ahir zahir batın cem olur nazarında müdam.

Ve o büyüklerin dergahının kapısının eşiğine başını korsun sadece.

Başka kapılarda sultanlık devşirenlere bedel, müebbet bende olduğun zevât-ı kutsiyanın muhabbet meclisinde sen sadece hamuş olur, onları dinler, bidar olursun.

Ve muhabbet mihrabına geçip, aşk erleriyle birlikte saf tutarsın kemal-i saadetle.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!