30 Ağustos’ta Sivas’a Kuşbakışı

30 Ağustos günü Sivas’ı kuşbakışı seyrediyorum.
Şehir aşağıda…
Çatılar, birbirine bağlanan yollar, minareler, ağaçların arasına saklanmış evler ve ufka doğru ağır ağır kaybolan bozkır…
İnsan yukarıdan bakınca şehrin gürültüsünü duymuyor.
Ama ben bugün başka bir ses duyuyorum.
Tarihin sesini.
Sivas’a böyle bakınca, yalnızca bugünün şehrini görmüyorum.
Biraz daha geriye gidiyorum.
Takvimden yılları siliyorum.
Ve birden bu şehrin üzerinde 1919’un ağır havasını hissediyorum.
Henüz Cumhuriyet yok.
Zafer yok.
Gelecek henüz bir milletin avuçlarında değil.
Ama umut var.
Ve bazen bir milletin elindeki en büyük silah, henüz kimsenin göremediği o umuttur.
Sivas…
Bir şehrin, bir milletin kaderine nasıl dokunabileceğini gösteren şehir.
Burada alınan kararların yalnızca duvarlar arasında kalmadığını bugün daha iyi anlıyoruz.
Çünkü bazı şehirler tarihin kenarında durmaz.
Tarihin tam ortasına geçer.
Sivas da o şehirlerden biridir.
Bugün 30 Ağustos.
Ve ben Sivas’a yukarıdan bakarken şunu düşünüyorum:
Biz Zafer Bayramı'nı yalnızca bir savaşın kazanıldığı gün sanıyoruz.
Oysa 30 Ağustos, bundan çok daha fazlasıdır.
Bir milletin kendisine biçilen kaderi reddettiği gündür.
“Buraya kadar” dediği gündür.
Başkasının yazdığı tarihin sayfasını kapatıp kendi kalemiyle yeniden yazmaya başladığı gündür.
Belki de bu yüzden bugün Sivas’a bakınca yollar başka görünüyor gözüme.
Çünkü o yolların üzerinde yalnızca insanlar yürümemiştir.
Bir milletin iradesi yürümüştür.
Bugün çocuklar okula gitsin diye açılan yollar…
İnsanlar işine yetişsin diye kullanılan caddeler…
Akşamüstü bir annenin çocuğunun elinden tutup geçtiği sokaklar…
Hepsi sıradan görünüyor.
Ama hiçbir şey aslında sıradan değil.
Biz bugün bunları sıradanlık zannedebiliyorsak, bunun arkasında birilerinin olağanüstü bedeller ödemiş olması var.
Biz bugün gökyüzüne başımızı kaldırıp özgürce bakabiliyorsak…
Birileri o gökyüzünün altında özgürlük uğruna yürümüş demektir.
Ve insan kuşbakışı bakınca bir şeyi daha fark ediyor:
Şehirler büyüdükçe insan küçülmüyor; hafızasını kaybederse küçülüyor.
Bu yüzden 30 Ağustos'ta Sivas'a bakmak, yalnızca güzel bir şehre bakmak değildir.
Kendimize bakmaktır.
Nereden geldiğimize…
Nelerin içinden geçtiğimize…
Bugün elimizde olanların bize nasıl kaldığına…
Ve en önemlisi, bize bırakılan emanete ne yaptığımıza bakmaktır.
Çünkü zaferler yalnızca kazanılmaz.
Korunur.
Her nesil kendi zamanında o zaferin anlamını yeniden taşımak zorundadır.
Bugün bizden cephede savaşmamız istenmiyor belki.
Ama başka savaşlarımız var.
Cehaletle…
Unutkanlıkla…
Kibirle…
Umutsuzlukla…
Birbirimize yabancılaşmakla…
Ve en tehlikelisi, bize ait olan değerleri yavaş yavaş sıradanlaştırmakla mücadele ediyoruz.
30 Ağustos bana bu yüzden yalnızca geçmişi hatırlatmıyor.
Bugünü de soruyor.
“Sen sana bırakılan bu memlekete ne yapıyorsun?” diye soruyor.
Sivas hâlâ aşağıda.
Ben hâlâ yukarıdan bakıyorum.
Güneş şehrin üzerine düşüyor.
Bozkır uzakta sessizce bekliyor.
Ve ben düşünüyorum…
Belki de bazı şehirler insana neden doğduğu yeri sevdiğini anlatmaz.
Bunu hissettirir.
Sivas da öyle.
Çünkü bu şehir yalnızca taş ve topraktan yapılmış bir şehir değildir.
Bir hafızadır.
Bir tanıklıktır.
Bir milletin zor zamanlarında nasıl kenetlenebildiğinin sessiz kanıtıdır.
Bugün 30 Ağustos.
Ve ben Sivas’ı kuşbakışı seyrediyorum.
Şehrin üzerine bakarken aslında yılların üzerine bakıyorum.
Bir yanda dün…
Bir yanda bugün…
Ve aralarında bize bırakılmış kocaman bir emanet.
İçimden tek bir cümle geçiyor:
Bu topraklarda özgürce nefes almanın bir bedeli ödendi.
O bedeli unutmamak, belki de bugün bize düşen en büyük vefa.
Çünkü bazı zaferler kutlanmak için değil,
unutulmasın diye her yıl yeniden hatırlanmak için vardır.
30 Ağustos da onlardan biridir.
Ve Sivas…
Sen bugün aşağıda bütün sakinliğinle dururken, ben yukarıdan sana bakıyorum.
Bir şehre değil…
Bir milletin hafızasına bakıyorum.
İyi ki varsın.
İyi ki tarih seni unutmamış.
Ve iyi ki biz, hâlâ gökyüzüne bakıp
“Bu vatan bizim.”
diyebiliyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu ülkenin bağımsızlığı için mücadele eden bütün kahramanlarımızı minnet, rahmet ve saygıyla anıyorum.
Gökyüzünden bakınca Sivas küçük görünür belki…
Ama tarihe bakınca, bazı şehirlerin büyüklüğü kilometreyle ölçülmez.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.





