Son zamanlarda hem sınıflarda hem evlerde sıkça duyduğum bir cümle var:
“Hocam, çocuk çok sinirli… En ufak şeyde patlıyor.”
Gerçekten de çocuklarda agresif, gergin ve tahammülsüz tepkiler her geçen gün artıyor. Eskiden daha nadir gördüğümüz bu davranışlar artık neredeyse günlük hayatın bir parçası haline geldi.
Peki ne değişti?
Çocuklar neden bu kadar çabuk öfkeleniyor?
Ve en önemlisi… Biz neyi yanlış yapıyoruz?
Çocuklar aslında “kötü” değil, zorlanıyorlar
Önce şunu netleştirelim:
Hiçbir çocuk durduk yere agresif olmaz.
Bir çocuk:
Bağırıyorsa
Eşyaları fırlatıyorsa
Arkadaşına vuruyorsa
Bu davranışların altında mutlaka bir duygu birikimi vardır.
Çocuk bunu şöyle söyleyemez:
“Ben şu an çok kaygılıyım, kendimi ifade edemiyorum.”
Onun yerine davranışıyla konuşur.
Yani agresiflik bir sebep değil, sonuçtur.
1) Duygularını ifade edemeyen çocuk öfkeyle konuşur
Bugünün çocukları bilgiye çok hızlı ulaşıyor ama duygularını tanıma ve ifade etme konusunda aynı hızda gelişemiyor.
“Üzüldüm” diyemeyen çocuk vurur.
“Kırıldım” diyemeyen çocuk bağırır.
“Anlaşılmadım” diyen çocuk ise içine kapanmak yerine öfke gösterir.
Çünkü en kolay ifade biçimi öfkedir.
2) Sürekli uyarılan çocuk bir süre sonra patlar
“Yapma!”
“Koşma!”
“Dokunma!”
“Sus!”
Gün içinde kaç kere bu kelimeleri kullanıyoruz?
Sürekli kontrol edilen, sürekli düzeltilen çocuk zamanla kendini baskı altında hisseder.
Ve bir noktadan sonra bu baskı ani öfke patlamalarına dönüşür.
Unutmayalım:
Baskı birikir, sabır taşır.
3) Ekranlar çocukların sinir sistemini yoruyor
Hızlı akan videolar, sürekli değişen görüntüler, yüksek sesler…
Tüm bunlar çocukların beynini sürekli uyarılmış halde tutuyor. Bu da:
Dikkat süresini kısaltıyor
Sabırsızlığı artırıyor
Tahammülü düşürüyor
Sonuç?
Daha çabuk sinirlenen, daha hızlı tepki veren bir çocuk.
Ekran aslında sessiz bir uyarıcı değil, yoğun bir yükleyicidir.
4) Sınır koyulmayan çocuk güvende hissetmez
Bazı ebeveynler çocuk üzülmesin diye sınır koymaktan kaçınıyor.
Ama sınır olmayan yerde çocuk kendini güvende hissetmez.
Sınır:
Yasak değil
Rehberdir
“Şu davranış doğru, bu yanlış” demek çocuğun dünyasını netleştirir.
Sınırları olmayan çocuk:
Ne yapacağını bilemez
Kontrolsüz davranır
Daha çok öfkelenir
5) Görülmeyen çocuk bağırarak görünür olur
Bir çocuk en çok ne ister?
Görülmek.
Ama biz çoğu zaman sadece sorun olduğunda ilgileniyoruz:
Ders yapmadığında
Yaramazlık yaptığında
Kuralları bozduğunda
Olumlu davranışlar çoğu zaman sessizce geçiyor.
Çocuk da şunu öğreniyor:
“İlgi görmek için sorun çıkarmalıyım.”
Ve bağırarak, ağlayarak, öfkelenerek kendini görünür kılıyor.
Peki ne yapmalıyız?
Çözüm sandığımızdan daha sade ama daha sabır gerektiriyor.
✔ Önce dinleyin
Hemen düzeltmeye çalışmayın.
Önce anlamaya çalışın.
“Şu an çok sinirlisin, seni anlıyorum.” demek bile çocuğu sakinleştirir.
✔ Duygularına isim verin
Çocuklar ne hissettiklerini öğrenmelidir.
“Şu an kızgınsın çünkü istediğin olmadı.”
Bu cümle çocuğun iç dünyasını düzenler.
✔ Sınır koyun ama bağırmayın
Kararlı ama sakin olun.
“Vuramazsın. Ama kızgın olman normal.”
Mesaj net, ton yumuşak.
✔ Ekran süresini dengeleyin
Tamamen yasaklamak değil, kontrollü hale getirmek önemli.
Yerine:
Oyun
Spor
Sohbet
Kitap
koyulmalı.
✔ Olumlu davranışı görün
Sadece hataları değil, doğru davranışları da fark edin.
“Bugün çok güzel sakin kaldın, fark ettim.”
Bu cümle çocuğun davranışını değiştirir.
Çocukların öfkesi aslında bize bir mesajdır:
“Beni anla.”
Biz davranışı düzeltmeye odaklandıkça,çocuğun duygusunu kaçırıyoruz.
Oysa mesele şu:
Davranışı değil, duyguyu görürsek çözüm başlar.
Unutmayalım…
Sakin çocuklar yetiştirmek için önce sakin yetişkinler olmamız gerekir.
Betül Mülayim
Eğitim Koçu