İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 26 Ağustos 14:00
NAMAZİmsak 04:07Güneş 05:47Öğle 12:39İkindi 16:22Akşam 19:20Yatsı 20:44
Sivas 28° Parçalı bulutlu💵 USD 48.11💶 EUR 56.14
Köşe Yazıları

Önce Ahlaklı İnsan Olmak

ÖzetÇocukların eğitiminde akademik başarı kadar dürüstlük ve adalet de önem taşıyor; aileler ve okullar çocuklara nasihatle değil davranışlarıyla ahlak kazandırmalı.
Tolgahan ŞimşekMuhabir · · 6 dk okuma
Önce Ahlaklı İnsan Olmak
Eğitim, çocuklara yalnızca bilgi ve başarıyı değil, vicdanla doğru davranmayı da kazandırmayı amaçlamalıdır.

Çocuklarımızın iyi bir okul kazanmasını istiyoruz. İyi bir meslek sahibi olsun, başarılı olsun, geleceği güzel olsun istiyoruz.

Derslerine çalışsın, sınavlarda yüksek puan alsın, iyi bir üniversiteye gitsin, hayallerine ulaşsın…

Peki bütün bunların yanında kendimize şu soruyu yeterince soruyor muyuz?

Çocuğum iyi bir insan oluyor mu?

Belki de eğitim hayatımızın en önemli sorusu budur.

Çünkü insanın elinde diploma olabilir ama güzel bir ahlakı olmayabilir. Çok başarılı olabilir ama başkasının hakkına saygı duymayabilir. Çok şey bilebilir ama bildiklerini iyilik için kullanmayabilir.

Oysa eğitimin nihai amacı yalnızca bilgi sahibi insanlar yetiştirmek değildir.

Bilgiyi vicdanla buluşturabilen insanlar yetiştirmektir.

Bir çocuğun matematikte başarılı olması değerlidir.

Ama arkadaşının hakkını yememesi daha değerlidir.

Sınavdan yüksek puan alması gurur vericidir.

Ama kopya çekme fırsatı varken dürüst olmayı seçmesi çok daha büyük bir başarıdır.

Güzel konuşması önemlidir.

Ama arkasından konuşmaması daha önemlidir.

Çok kitap okuması kıymetlidir.

Ama okuduklarından insan olmayı öğrenmesi daha kıymetlidir.

İşte burada aileye, okula ve topluma büyük bir sorumluluk düşüyor.

Ahlak dersi yalnızca anlatılmaz, yaşatılır

Çocuklara dürüstlüğü anlatabiliriz.

Fakat çocuk evde büyüklerinin yalan söylediğini görüyorsa, sözden çok davranışı öğrenir.

Çocuğa saygıyı öğretebiliriz.

Ama evde birbirimize bağırıyorsak, çocuk saygıyı kitaplardan değil, bizim davranışlarımızdan öğrenecektir.

Çocuğa merhametten söz edebiliriz.

Ama güçsüz olana küçümseyerek bakıyorsak, çocuk merhametin ne olduğunu değil, güçlü olanın haklı olduğunu öğrenebilir.

Bu nedenle ahlak eğitiminin ilk okulu evdir.

Çocuk, anne babasının söylediklerinden önce yaptıklarını öğrenir.

“Yalan söyleme.” demek kolaydır.

Çocuğun yanında dürüst davranmak daha zordur.

“İnsanlara yardım et.” demek kolaydır.

İhtiyacı olana gerçekten el uzatmak daha değerlidir.

“Büyüklere saygılı ol.” demek kolaydır.

Çocuğun düşüncesine ve kişiliğine saygı göstermek ise gerçek eğitimdir.

Maneviyat korkuyla değil, sevgiyle anlatılmalı

Çocuklarımızın dini ve manevi değerlerle sağlıklı bir bağ kurmasını elbette isteriz.

Fakat burada çok hassas bir çizgi vardır.

Çocuğa dini anlatırken onu korkutmak yerine anlamasını sağlamalıyız.

İyiliği yalnızca ceza korkusuyla yaptırmamalıyız.

Çünkü çocuk “Yakalanırsam ne olur?” düşüncesiyle değil,

“Bu davranış doğru olduğu için yapmalıyım.”

bilinciyle büyümelidir.

Ahlakın en güçlü hâli, kimse görmediğinde de doğru olanı seçebilmektir.

Bir çocuk yalnızken de emanete sahip çıkıyorsa…

Kimse onu kontrol etmiyorken de yalan söylemiyorsa…

Arkadaşları arasında dışlanan bir çocuğun yanında durabiliyorsa…

Kendisinden küçük olana şefkat gösterebiliyorsa…

Kendisine yapılan bir haksızlığı başkasına yapmamayı seçebiliyorsa…

İşte o zaman manevi değerler davranışa dönüşmeye başlamış demektir.

Çünkü inanç yalnızca sözlerde değil, ahlakta görünür hâle gelir.

Çocuğa önce insan olmayı öğretmeliyiz

Bazen çocuklarımızın hangi okulu kazanacağına, hangi sınavdan kaç puan aldığına, hangi mesleği seçeceğine o kadar fazla odaklanıyoruz ki onların nasıl bir insan olduğunu ikinci plana atıyoruz.

Oysa çocuğumuzun gelecekte hangi mesleği yapacağını bugün tam olarak bilemeyebiliriz.

Doktor olabilir.

Öğretmen olabilir.

Mühendis olabilir.

Avukat olabilir.

Esnaf olabilir.

Sanatçı olabilir.

Ama hangi mesleği seçerse seçsin, önce insan olacaktır.

Ve mesleğinin başarısından önce karakteriyle sınanacaktır.

Bir doktorun bilgisi kadar hastasına yaklaşımı önemlidir.

Bir öğretmenin bilgisi kadar öğrencisine davranışı önemlidir.

Bir yöneticinin zekâsı kadar adalet duygusu önemlidir.

Bir avukatın mesleki başarısı kadar dürüstlüğü önemlidir.

Bir insanın kazandığı para kadar, o parayı nasıl kazandığı önemlidir.

Bu yüzden çocuklarımıza “Ne olacaksın?” sorusundan önce zaman zaman,

“Nasıl bir insan olmak istiyorsun?”

diye sormalıyız.

Okulların görevi yalnızca akademik başarı değildir

Okul, çocuğun ailesinden sonra hayatı öğrendiği en önemli ortamlardan biridir.

Bu nedenle okullarda ahlak ve değer eğitimi yalnızca belirli derslerin konusu olarak görülmemelidir.

Dürüstlük okulun kültürü olmalıdır.

Adalet okulun kültürü olmalıdır.

Merhamet okulun kültürü olmalıdır.

Saygı okulun kültürü olmalıdır.

Sorumluluk okulun kültürü olmalıdır.

Bir öğrencinin arkadaşına yaptığı zorbalığa sessiz kalınan bir okulda değer eğitiminden söz etmek zordur.

Haksızlık karşısında güçlü olanın korunup sessiz olanın susturulduğu bir ortamda adaleti anlatmak yeterli değildir.

Öğrencinin hatası karşısında onu aşağılayan bir yaklaşımın olduğu yerde saygıyı öğretmek mümkün değildir.

Çocuklar söylediklerimizi değil, yaşadıkları ortamı da öğrenirler.

Bu nedenle okullarımızın çocuklara yalnızca bilgi veren değil, karakter gelişimlerini destekleyen güvenli ortamlar olması gerekir.

Ahlak, kimsenin görmediği yerde başlar

Bir çocuğun gerçek karakteri, alkışlandığı zaman değil; kimse bakmadığı zamanki davranışında ortaya çıkar.

Sırada beklerken…

Sınavda…

Arkadaşının eşyasını bulduğunda…

İnternette…

Bir başkasının sırrını öğrendiğinde…

Kendisinden zayıf birini gördüğünde…

Kendisine haksızlık yapıldığında…

Ve elinde başkasına zarar verebilecek bir güç olduğunda…

İşte ahlak tam burada devreye girer.

Çünkü ahlak, insanların bizi izlediği zaman düzgün görünmek değildir.

Kimsenin görmediği yerde de doğru kalabilmektir.

Çocuklarımıza bunu öğretebilirsek onlara hayattaki en değerli miraslardan birini bırakmış oluruz.

Çocuklarımıza nasihat değil, örnek olalım

Belki de bugün anne babaların ve öğretmenlerin kendisine sorması gereken en önemli soru şudur:

“Ben çocuğumun nasıl biri olmasını istiyorsam, önce ben öyle biri miyim?”

Çocuğumuz dürüst olsun istiyorsak dürüstlüğü yaşayalım.

Saygılı olsun istiyorsak ona saygı gösterelim.

Merhametli olsun istiyorsak merhameti yaşayalım.

Kul hakkını bilsin istiyorsak başkasının hakkına dikkat edelim.

Manevi değerlerine bağlı olsun istiyorsak bu değerleri hayatımızda yalnızca söz olarak değil, davranış olarak gösterelim.

Çünkü çocuklar bizim nasihatlerimizi unutabilir.

Ama bizim nasıl davrandığımızı çok uzun süre hatırlar.

Belki yıllar sonra söylediğimiz bir cümleyi hatırlamayacak.

Ama zor durumda bir insana nasıl yardım ettiğimizi hatırlayacak.

Bir hatamız olduğunda özür dileyip dilemediğimizi hatırlayacak.

Haksızlık karşısında ne yaptığımızı hatırlayacak.

Kendisine nasıl davrandığımızı hatırlayacak.

Ve bir gün kendi hayatında karar verirken, bizden öğrendiği bu davranışları kullanacak.

İşte asıl mirasımız budur.

Çocuklarımıza büyük evler, iyi okullar, güzel meslekler bırakmak isteyebiliriz.

Bunların hepsi değerlidir.

Ama onlara bırakabileceğimiz en kıymetli miraslardan biri şudur:

Temiz bir vicdan, sağlam bir karakter ve doğruyu yanlıştan ayırabilecek bir ahlak.

Çünkü hayatın her sınavında karşımıza cevap anahtarı çıkmayacak.

Bazı sınavlarda öğretmenimiz olmayacak.

Bazı kararlarımızı ailemiz bizim yerimize veremeyecek.

Bazı anlarda yalnız kalacağız.

Ve işte o anlarda insanı yönlendirecek olan şey, yıllar boyunca içinde büyüttüğü değerler olacaktır.

Bu nedenle çocuklarımızın yalnızca sınavlara değil, hayata da hazırlanması gerekiyor.

Onlara başarıyı öğretelim.

Ama başarının bedelinin karakterimiz olmaması gerektiğini de öğretelim.

Onlara çalışmayı öğretelim.

Ama başkasının emeğini sömürmeden çalışmayı öğretelim.

Onlara kazanmayı öğretelim.

Ama kaybettiğinde insanlığını kaybetmemeyi de öğretelim.

Onlara güçlü olmayı öğretelim.

Ama gücünü başkasını ezmek için kullanmamayı öğretelim.

Onlara dini ve manevi değerleri anlatalım.

Ama bu değerleri korkunun değil; sevginin, merhametin, adaletin, dürüstlüğün ve güzel ahlakın diliyle anlatalım.

Çünkü çocuklarımızın geleceğini yalnızca hangi üniversiteye gittikleri belirlemeyecek.

Nasıl bir insan oldukları belirleyecek.

Ve belki de bir çocuğa verebileceğimiz en güzel eğitim şudur:

“Kimse seni görmese de doğru ol.”

“Kimse seni alkışlamasa da iyilik yap.”

“Güçlü olduğunda adaletli ol.”

“Yanlış yaptığında özür dile.”

“Başkasının hakkına kendi hakkın kadar değer ver.”

“İnsanları görünüşleri, paraları, başarıları ya da makamlarıyla değil, insan oldukları için değerli gör.”

Çünkü çocuklarımızın eline verebileceğimiz en güçlü pusula, iyi bir vicdandır.

Dünyanın ne kadar değişeceğini bilemeyiz.

Mesleklerin, teknolojinin, sınavların, eğitim sistemlerinin nasıl dönüşeceğini de bilemeyiz.

Ama bir çocuğa sağlam bir karakter kazandırabilirsek, değişen dünyanın içinde yolunu bulacağına güvenebiliriz.

Çünkü iyi eğitim yalnızca iyi bir öğrenci yetiştirmez.

İyi eğitim, iyi bir insan yetiştirir.

Ve biz çocuklarımız için önce bunu istemeliyiz:

Çok başarılı olmadan önce dürüst olsun.

Çok zengin olmadan önce paylaşmayı bilsin.

Çok güçlü olmadan önce merhametli olsun.

Çok bilgili olmadan önce vicdanlı olsun.

Ve hangi makamda, hangi meslekte, hangi şartlarda olursa olsun;

önce insan, önce ahlak, önce vicdan.

Çünkü insanın sahip olduğu en büyük başarı, hayatının sonunda geriye dönüp baktığında kazandıklarından önce kimseye haksızlık etmeden, kimsenin hakkını çiğnemeden, iyiliğini ve insanlığını kaybetmeden yaşayabilmiş olmasıdır.

Betül Mülayim Taşkıran
Eğitim ve Öğrenci Koçu

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

KOLEKTİF HAFIZANIN SİYASALLAŞMASI
Köşe Yazıları

KOLEKTİF HAFIZANIN SİYASALLAŞMASI

Şehit ve gazi yakınlarıyla polislerin karşı karşıya gelmesi, güvenlikten çok devlet-toplum ilişkisi, temsil, adalet ve demokratik katılım sorunlarını gündeme taşıyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

Duvarın Ardındaki Kadın

Haberin Detayı →

Dört Yanlış, Bir Doğru

Haberin Detayı →

Zehra Nihal Hangişi’nin Yeni Yazısı: Bir Telgrafın Ardındaki Kadın

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı