SUSMANIN ÇİÇEK AÇTIĞI YER

Dünyada öyle bir çiçek var ki…
onu artık dünyada çok az kişi görebiliyor.
Adı Middlemist’s Red.
Bir zamanlar Çin topraklarında yetişen bu kamelyanın bugün bilinen yalnızca iki canlı örneği var.
Biri İngiltere'de.
Diğeri Yeni Zelanda'da.
Düşünsene…
Koca bir dünya.
Milyonlarca bahçe.
Sayısız orman.
Ve bir zamanlar toprağa kök salan o çiçekten geriye yalnızca iki sessiz tanık kalmış.
Kökünü kaybetmek ama yaşamayı bırakmamak
Ama hikâyenin en güzel tarafı burada başlamıyor.
Çünkü bu çiçek, bulunduğu yerden alınıp başka bir ülkeye götürülmüş.
Yani hayatı, kendi toprağından ayrılmakla devam etmiş.
Belki de bazı canlıların kaderinde vardır bu.
Kökünü kaybetmek ama yaşamayı bırakmamak.
Tanıdığı toprağı geride bırakmak ama çiçek açmayı unutmamak.
Bazen hayat da insanı böyle yapmaz mı?
Bazen hayat da insanı böyle yapmaz mı?
Bir gün alıştığın yerden söküp başka bir yere bırakır.
Bildiklerini elinden alır.
Manzarayı değiştirir.
Mevsimi değiştirir.
Hatta bazen kendini bile tanıyamayacağın kadar değiştirir.
İlk başta bunun bir son olduğunu sanırsın.
Oysa bazı sonlar, yalnızca başka bir toprakta yeniden köklenmenin başlangıcıdır.
Middlemist's Red bana bunu düşündürüyor.
Çünkü nadir olmak, her zaman kırılgan olmak değildir.
Bazen nadir olmak, bütün kayıplara rağmen varlığını sürdürebilmektir.
Nadir olmak ne demektir?
Dünyada milyonlarca çiçek var.
Bazıları her bahar açıyor.
Bazıları yol kenarında kimsenin dikkatini çekmeden büyüyor.
Bazıları bir bukete girip birkaç gün sonra soluyor.
Bazıları ise neredeyse unutulacak kadar az kalıyor.
Ama belki hayatın ölçüsü hiçbir zaman “kaç tane olduğumuz” değildi.
Belki mesele, kaç kişi olduğumuz değil; varlığımızın ne bıraktığıydı.
Bir çiçeğin güzelliği, yanında kaç çiçek olduğuyla ölçülmüyor.
Ve insanın değeri de kalabalığın içinde ne kadar göründüğüyle…
Bazı hayatlar sessizdir
Bazı hayatlar sessizdir.
Bazı insanlar çok konuşmaz.
Bazı iyiliklerin şahidi bile olmaz.
Bazı güzellikler alkışlanmaz.
Ama yine de vardır.
Ve bazen dünyanın en nadir şeyleri, en çok görünenler değil; kimsenin bakmadığı yerde yaşamaya devam edenlerdir.
Bir çiçeğe biraz daha uzun bakmak
Belki bu yüzden bir çiçeğe bakarken biraz daha uzun durmalı.
Çünkü toprağın üzerinde gördüğümüz yalnızca bir çiçek değildir.
Bazen bir çiçek, bize hayatın en eski sırrını hatırlatır:
Köklerin nerede başladığını her zaman seçemezsin.
Ama yeniden nerede çiçek açacağını seçebilirsin.
Ve belki de bazı çiçeklerin dünyada yalnızca iki tane kalmasının sebebi, bize çoğalmanın değil, yaşamanın ne demek olduğunu hatırlatmasıdır.
İki sessiz tanık
İki çiçek…
İki sessiz tanık…
Ve koskoca dünyaya yeten tek bir ders:
Kaybolmakla bitmez insanın hikâyesi.
Bazen kaybolduğun yerde değil, yeniden kök saldığın yerde başlar.
Zehra Nihal Hangişi
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





