İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 14 Eylül 13:37
NAMAZİmsak 04:30Güneş 06:05Öğle 12:33İkindi 16:05Akşam 18:50Yatsı 20:09
Sivas 29° Parçalı bulutlu💵 USD 48.61💶 EUR 56.38
Köşe Yazıları

Sandık Dolu, Demokrasi Boş mu? Seçim Katılımı ve Demokratik Niteliğin Çelişkisi

ÖzetTürkiye’de seçimlere katılım yüksek olsa da demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değil; basın özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı ve yurttaş katılımı da belirleyici oluyor.
Tolgahan ŞimşekMuhabir · · 6 dk okuma
Sandık Dolu, Demokrasi Boş mu? Seçim Katılımı ve Demokratik Niteliğin Çelişkisi
Türkiye’de yüksek seçim katılımı, demokratik yönetim için denge ve denetimin önemini ortadan kaldırmıyor.

Demokrasi Yalnızca Sandıktan mı İbaret?

Demokrasi kavramı genelde insanların zihninde eşitlik, özgürlük ve halkın kendi yöneticisini kendisinin seçmesi gibi temel kavramlarla eşleşir. Kavramın etimolojik kökenine bakıldığında da Eski Yunancaya dayanan demos (halk) ve kratos (otorite, iktidar) sözcüklerinin bir araya gelmesiyle “halkın iktidarı” veya “halkın yönetimi” şeklinde bir anlam kazandığı görülmektedir.

Peki halkın iktidarı yalnızca kendi yöneticisini seçme erkini elinde bulundurması mı demektir?

Bugün birçok devlet, yönetimin tek bir aile veya hanedanın tekelinde olmasından ziyade halk tarafından belirli süreler için seçilen yöneticilerin idaresine dayanan sistemlere evrilmiştir. Peki demokratik yönetimin yegâne işlevi seçim zamanı sandığa gitmek ve yeni bir yönetici için oy kullanmaktan ibaret midir?

Beş yıllık bir yönetim süreci boyunca siyasal karar alma gücünün büyük ölçüde tek merkezde toplanması ne kadar sağlıklı bir yönetim modeli ortaya çıkarabilir? Güç, beraberinde denge ve denetleme mekanizmalarını, gerektiğinde ise frenleyici kurumsal müdahaleleri gerekli kılmaktadır. Nitekim birçok yerleşik demokraside denge ve denetleme mekanizmaları yönetim sisteminin temel unsurlarından biri olarak kabul edilmekte ve bunun toplum nezdinde güçlü bir siyasal ve kültürel karşılığı bulunmaktadır.

Türkiye’de Seçime Katılımın Görünümü

Türkiye’de 14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ilk turunda sandığa katılım oranı yaklaşık yüzde 87 olarak gerçekleşmiştir. Bu yazıda karşılaştırmaya alınan Avrupa ülkelerindeki son devlet başkanlığı seçimleri dikkate alındığında Türkiye yaklaşık yüzde 87,04 ile üst sıralarda yer alırken; Belarus yüzde 85,70, İzlanda yüzde 80,80, Rusya yüzde 77,44 ve Fransa yüzde 73,69 oranında seçmen katılımına sahiptir.

Bu oranlara bakıldığında Türkiye’de seçmenlerin sandığa katılım düzeyinin oldukça yüksek olduğu açıktır.

Burada seçimlerin önemini küçümsemek de doğru olmayacaktır. Özgür ve rekabetçi seçimler, halkın yöneticileri belirleyebilmesinin ve gerektiğinde değiştirebilmesinin en temel araçlarından biridir. Yüksek seçmen katılımı da vatandaşların siyasal sürece ilgisinin ve sandığı bir değişim aracı olarak görmesinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla mesele sandığın önemsiz olması değil, sandığın demokrasi için tek başına yeterli olup olmadığıdır.

Peki bu veri, Türkiye’nin genel demokrasi performansını değerlendirmek için tek başına yeterli midir?

Demokratik Sistemin Temel Unsurları

Serbest, adil ve düzenli seçimlerin yapılması demokrasinin ilk adımı olmakla birlikte; farklı partilerin ve adayların özgürce yarışabilmesi, yönetenler dâhil herkesin hukuk kurallarına bağlı olması, yasama, yürütme ve yargının birbirini dengelemesi ve denetlemesi, ifade, basın ve örgütlenme özgürlüklerinin korunması, seçim sonucunun kabul edilmesi ve yönetimin kurallara uygun şekilde devredilmesi de demokrasinin önemli unsurlarıdır.

Bunun yanında derneklerin, sendikaların, meslek kuruluşlarının ve yurttaş girişimlerinin karar süreçlerine katılabilmesi de demokratik sistemin yalnızca sandığa indirgenemeyeceğini gösteren önemli göstergelerdendir.

Vatandaş Yalnızca Seçim Günü mü Sistemin Parçasıdır?

Asıl soru belki de şudur: Bir vatandaş yalnızca seçim günü mü siyasi sistemin parçasıdır?

Beş yılda bir kullanılan oy, yurttaşın yönetime katılmasının başlangıcı mı, yoksa sonu mudur? Demokrasi yalnızca yöneticiyi belirleme hakkı olarak görülürse seçimler arasındaki yıllar siyasal katılım açısından büyük bir boşluğa dönüşebilir. Oysa yurttaşın yöneticisini eleştirebilmesi, bilgi talep edebilmesi, örgütlenebilmesi, kamu politikaları hakkında görüş açıklayabilmesi ve karar alma süreçlerine farklı yollarla dâhil olabilmesi de halk egemenliği fikrinin doğal bir uzantısıdır.

Yönetim sürecinde halkın yönetime ortak olması ve seçimler dışında da beklentilerini, ihtiyaçlarını ve memnuniyetsizliklerini özgürce ifade edebilmesi, demokratik boşluğun oluşumunu en aza indirmekte ve iktidar sahiplerine verilen gücün bir anlamda bizzat halk tarafından sınırlandırılmasına olanak sağlamaktadır.

Bu durum politika yapıcıların yalnızca seçim tarihini hesaba katarak gündelik siyaset üretmelerinin ve çeşitli sorunlara geçici çözümler geliştirmelerinin önüne geçebilecek önemli mekanizmalardan biridir.

Demokrasi Performansı Nasıl Ölçülüyor?

Devletleri söz konusu demokratik kriterlere göre değerlendiren bağımsız uluslararası araştırma merkezleri ve kuruluşlar bulunmaktadır. V-Dem (Varieties of Democracy) ve RSF (Reporters Without Borders) bunların öne çıkan örnekleri arasındadır.

Bu kuruluşlar basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, alternatif bilgi kaynaklarına erişim, sivil toplum katılımı ve temel hak ve özgürlükler gibi demokrasinin farklı boyutlarını dikkate alan ölçümler yapmaktadır.

Bu değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan tablo, seçimlere katılım oranının yüksek olmasının tek başına yüksek demokrasi performansı anlamına gelmediğini göstermektedir.

RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi

Türkiye, RSF’nin 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163. sırada yer alırken, bu yazıda ele alınan 45 Avrupa ülkesiyle sınırlı karşılaştırmada 42. sırada bulunmaktadır.

RSF, değerlendirmelerini farklı yöntemleri bir araya getirerek yapmaktadır. Bunlardan biri gazeteciler, araştırmacılar, akademisyenler ve insan hakları alanında çalışan uzmanların ayrıntılı soru formlarına verdiği yanıtlardan oluşurken; diğeri gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik öldürme, tutuklama, kaçırma, saldırı ve kapatma gibi ihlallerin sayısal kayıtlarını kapsamaktadır.

V-Dem Seçimli Demokrasi Endeksi

V-Dem ise demokrasinin farklı boyutlarını ayrı endeksler üzerinden değerlendirmektedir.

Seçimli Demokrasi Endeksi, vatandaşların yöneticilerini düzenli, özgür, adil ve rekabetçi seçimlerle belirleyip belirleyemediğine odaklanmaktadır. Bunun için yalnızca sandıkların kurulması yeterli görülmemekte; farklı partilerin seçime katılabilmesi, muhalefetin faaliyetlerini sürdürebilmesi, seçmenlerin farklı bilgi kaynaklarına ulaşabilmesi ve oyların baskı ya da hile olmadan kullanılabilmesi ve sayılabilmesi gibi kriterler de dikkate alınmaktadır.

V-Dem Liberal Demokrasi Endeksi

Liberal Demokrasi Endeksi ise seçimlerin niteliğinin yanında hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler, bağımsız yargı, özgür ve çoğulcu medya, kuvvetler ayrılığı ve siyasi iktidarın denetlenebilmesi gibi şartları da değerlendirmeye dâhil etmektedir.

V-Dem bu sonuçları yalnızca seçim sonuçlarından, kamuoyu anketlerinden veya tek bir uzmanın değerlendirmesinden çıkarmamaktadır. Resmî kayıtları, ülke uzmanlarının değerlendirmelerini ve istatistiksel ölçüm modellerini birlikte kullanarak kapsamlı bir ölçüm gerçekleştirmektedir.

V-Dem’in Liberal Demokrasi Endeksi 0 ile 1 arasında puanlanmaktadır. Karşılaştırmanın daha kolay okunabilmesi amacıyla bu yazıda söz konusu değerler 100 üzerinden ifade edilmiştir.

Yüksek Katılım ile Demokratik Performans Arasındaki Çelişki

Bu kriterler dikkate alındığında, sandığa katılım oranları bakımından üst sıralarda bulunan bazı ülkelerin demokrasi göstergelerinde aynı başarıyı gösteremediği görülmektedir.

Bu yazı kapsamında belirlenen 45 Avrupa ülkesiyle sınırlı Liberal Demokrasi Endeksi karşılaştırmasında Türkiye 11,0/100 puanla 42., Rusya 5,6/100 puanla 43., Belarus ise 3,8/100 puanla 44. sırada yer almaktadır. İzlanda ise 72,0/100 puanla 17. sırada bulunmaktadır.

Ortaya çıkan tablo ilginç bir çelişkiye işaret etmektedir. Sandığa yüksek katılım ile demokratik kurumların güçlü olması her zaman aynı doğrultuda ilerlememektedir. Bazı ülkelerde seçmenlerin büyük çoğunluğu sandığa giderken basın özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı, siyasi rekabet veya iktidarın denetlenebilmesi gibi göstergeler oldukça düşük seviyelerde kalabilmektedir.

Başka bir ifadeyle, sandığın dolu olması demokratik alanın da aynı ölçüde geniş olduğu anlamına gelmemektedir.

Seçmenin Tercihini Oluşturduğu Ortam

Buradaki ayrım önemlidir. Seçime yüksek katılım, vatandaşların sandığa verdiği önemi gösterebilir. Fakat demokratik sistemin niteliği, yalnızca kaç kişinin oy kullandığıyla değil, vatandaşların oylarını hangi siyasal ve toplumsal ortam içinde kullandıklarıyla da ilgilidir.

Seçmenin farklı görüşlere ulaşabilmesi, iktidarı ve muhalefeti özgürce değerlendirebilmesi, eleştirebilmesi ve tercihini baskı altında kalmadan oluşturabilmesi de seçim sürecinin demokratik niteliğini doğrudan etkilemektedir.

Peki elde edilen bu veriler ışığında nasıl bir sonuca varılabilir?

Sandık Demokrasinin Neresinde Duruyor?

Bir ülkenin demokratik gelişmişlik düzeyini belirlerken seçimlere katılım oranını tek başına bir gösterge olarak değerlendirmek yanıltıcı çıkarımlarda bulunulmasına neden olabilmektedir.

Burada üzerinde durulması gereken asıl husus, halkın değişime yönelik tek çareyi sandıkta bulmak zorunda kalmamasıdır.

“Halkın iktidarı” yalnızca belirli aralıklarla bir yönetici seçme sistemi değildir. Aynı zamanda seçilen yöneticileri eleştirebilecek, yönetime eşit katılım sağlayabilecek, doğru bilgiye erişebilecek ve yönetenlerden hesap sorabilecek bir toplumsal ve siyasal düzenin sistematik hâle gelmesidir.

Demokratik Kanallar İşlevsizleştiğinde

Halk devlete sesini yeterince duyuramadığında ve devlet tarafından muhatap alınmadığını hissettiğinde bu durum toplumsal bir bunalıma ve endişeye sebebiyet verebilmektedir.

Demokratik yollarla sesini duyurmak isteyen vatandaşlar, sistemin diğer demokratik süreçleri işlevsiz hâle geldiğinde son çareyi sandıkta aramaktadırlar.

Ancak basın ve ifade özgürlüğünün zayıflaması, yargı bağımsızlığının tartışmalı hâle gelmesi, şeffaf ve doğru bilgiye erişimin kısıtlanması ve seçimlerin eşit ve adil biçimde gerçekleştirilmesine ilişkin sorunlar, demokrasinin tabiri caizse son direği olan seçim sisteminin meşruiyetine de gölge düşürebilmektedir.

Çünkü seçim günü kullanılan oyun gerçek anlamda demokratik bir tercih hâline gelmesi yalnızca sandığın varlığına bağlı değildir. Sandığa giden vatandaşın öncesinde bilgiye erişebildiği, farklı görüşleri duyabildiği, iktidarı ve muhalefeti sorgulayabildiği ve tercihlerini korku ya da baskı olmaksızın oluşturabildiği bir siyasal ortam da gereklidir.

Sandık Başlangıç Noktasıdır, Demokrasinin Kendisi Değildir

Bu nedenle sandık, demokrasinin başlangıç noktalarından biri olabilir; fakat tek başına demokrasinin kendisi değildir.

Demokrasiyi yalnızca seçim gününe indirgediğimizde halkın iktidarı kavramı da beş yılda birkaç dakikalığına oy pusulasına mühür basmaktan ibaret hâle gelir. Oysa gerçek anlamıyla halkın iktidarı, yurttaşın seçim günü olduğu kadar seçimden sonraki gün de söz sahibi olabilmesini gerektirir.

Bu durumda demokrasi gerçekten işleyen ve halkın yönetime sürekli biçimde katıldığı bir sistem olmaktan uzaklaşıp, toplum nezdinde ve uluslararası arenada meşruiyetini kanıtlamak için seçimi göstermelik bir şova dönüştüren yönetim anlayışlarının aracı hâline gelme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

Okullar Açılıyor, Peki Biz Çocuklarımızı Neye Hazırlıyoruz?
Köşe Yazıları

Okullar Açılıyor, Peki Biz Çocuklarımızı Neye Hazırlıyoruz?

Eğitim Koçu Betül Mülayim Taşkıran, yeni eğitim yılı öncesinde çocukların yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlanması gerektiğini vurguluyor. Yazıda aile, okul, disiplin, sorumluluk ve çocuğun kendisini değerli hissetmesi üzerine dikkat çeken değerlendirmeler yer alıyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

Makyaj Çantanız Hazır mı Kızlar!

Haberin Detayı →

ÖLÜLER İÇİN MİDİR ÖLÜME DAİR CÜMLELER?

Haberin Detayı →

Kimlik Çatışmasının Dili: Eleştiri Değil Tahkir

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı