İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 24 Ağustos 23:22
NAMAZİmsak 04:05Güneş 05:45Öğle 12:39İkindi 16:24Akşam 19:23Yatsı 20:47
Sivas 17° Parçalı bulutlu💵 USD 48.09💶 EUR 56.16
Köşe Yazıları

Zehra Nihal Hangişi’nin Yeni Yazısı: Bir Telgrafın Ardındaki Kadın

ÖzetMillî Mücadele yıllarında Amasya’da Asiye Remzi Hanım, 16 kadınla cemiyet kurarak kadınları örgütledi ve telgrafla Sivas’a uzanan dayanışma ağı oluşturdu.
Zehra Nihal HangişiKöşe Yazarı · · Güncellendi: · 5 dk okuma
Zehra Nihal Hangişi’nin Yeni Yazısı: Bir Telgrafın Ardındaki Kadın
Millî Mücadele yıllarında Asiye Remzi Hanım, Amasya’da 16 kadınla cemiyet kurarak kadınları örgütledi.

Tarihi bazen savaş meydanlarında arıyoruz.

Haritalara bakıyoruz.

Cephelerin isimlerini öğreniyoruz.

Hangi ordunun nerede ilerlediğini, hangi muharebenin ne zaman kazanıldığını biliyoruz.

Ama savaşların bir de görünmeyen tarafı vardır.

Kâğıtların arasında kalan…

Telgrafların satırlarında unutulan…

Ve çoğu zaman bir kadının adıyla başlayan.

Bugün size işte o kadınlardan birini anlatmak istiyorum.

Asiye Remzi Hanım.

Muhtemelen çoğumuz adını ilk kez duyuyoruz.

Belki de asıl şaşırtıcı olan bu.

Çünkü Millî Mücadele yıllarında Amasya'da kadınları örgütleyen, bir cemiyetin kuruluşuna öncülük eden ve başkanlığını üstlenen bu kadının adı, Kurtuluş Savaşı'nı anlatan büyük hikâyelerin içinde neredeyse kaybolup gitmiş.

Yıl 1920.

Anadolu'nun üzerinde ağır bir hava var.

İşgalin ne getireceği belli değil.

İnsanların geleceğe dair güveni kırılmış.

Erkeklerin önemli bir bölümü cephede.

Evlerde ise başka bir savaş yaşanıyor.

Çocukların karnı doyacak mı?

Cephedeki oğul geri dönecek mi?

Memleketin sonu ne olacak?

Ve tam da böyle bir zamanda Amasya'da kadınlar bir araya geliyor.

Başlarında Asiye Remzi Hanım var.

On altı kadınla birlikte bir yönetim kurulu oluşturuyorlar.

Bugünden bakınca on altı kişi bize küçük gelebilir.

Ama 1920'nin Anadolu'sunda mesele kalabalık olmak değildi.

Bir araya gelebilmekti.

Çünkü kadınların memleket meseleleri için örgütlenmesi, kendi seslerini ortaya koyması ve bunu resmî bir cemiyet çatısı altında yapması başlı başına önemli bir adımdı.

Asiye Remzi Hanım'ın hikâyesinde beni en çok etkileyen ayrıntılardan biri ise bir konuşma.

Cemiyetin kuruluşunun ardından bir kongrede kadınlara hitap ediyor.

Konuşmasının bir nüshası İrade-i Milliye gazetesine, bir başka nüshası ise Matbuat Cemiyeti'ne gönderiliyor.

Düşünün…

Bugün bir konuşmayı kaydetmek için telefonumuzu çıkarıyoruz.

O günlerde ise bir kadının söylediği sözlerin başka insanlara ulaşması için onları kâğıda geçirmek, çoğaltmak ve göndermek gerekiyordu.

Ve Asiye Remzi Hanım'ın sözleri, Amasya'nın dışına taşınıyor.

Bu küçük gibi görünen ayrıntı aslında çok şey anlatıyor.

Çünkü o kadınlar yalnızca yardım toplamıyorlardı.

Konuşuyorlardı.

Memleket hakkında söz söylüyorlardı.

Örgütleniyorlardı.

Birbirleriyle haberleşiyorlardı.

Ve kadınların sesini, Millî Mücadele'nin kamusal alanına taşıyorlardı.

Amasya'dan Sivas'a uzanan dayanışma

17 Ocak 1920'de Amasya'dan Sivas'a gönderilen yazıda da cemiyetin kurulduğu ve çalışmalarına başladığı bildiriliyor.

Asiye Remzi Hanım, Sivas'taki kadınları tebrik ediyor.

Bu ayrıntıyı çok seviyorum.

Çünkü Amasya'daki kadınlar Sivas'taki kadınlara rakip değil.

Tam tersine, birbirlerini tamamlıyorlar.

Sivas'ta başlayan kadın örgütlenmesinin sesi Amasya'ya ulaşıyor.

Amasya'daki kadınlar yeniden Sivas'a dönüyor.

Sonra başka şehirler…

Kayseri…

Erzincan…

Başka yerlerde de kadınlar kendi cemiyetlerini kurmaya başlıyor.

Bir şehirde yakılan küçük bir ışık, diğer şehirde görülüyor.

Sonra bir başka şehirde…

Ve Anadolu'nun farklı noktalarındaki kadınlar, birbirlerini belki hiç görmeden aynı mücadelenin parçası oluyor.

İşte burada Kurtuluş Savaşı'nın bize anlatılmayan başka bir yüzü çıkıyor karşımıza.

Bir cephede askerler ilerliyor.

Diğer tarafta kadınlar birbirlerine haber gönderiyor.

Bir yerde para toplanıyor.

Başka bir yerde giyecek hazırlanıyor.

İşgallere karşı protesto telgrafları çekiliyor.

Millî Mücadele'ye destek veriliyor.

Ve bütün bunlar olurken kadınlar kendi hayatlarını da sürdürmeye çalışıyor.

Çocuklarını büyütüyorlar.

Evlerini çekip çeviriyorlar.

Kıtlıkla, yoklukla, korkuyla uğraşıyorlar.

Ama memleket meselesini kendi hayatlarının dışında görmüyorlar.

“Ben ne yapabilirim ki?”

Belki Asiye Remzi Hanım'ı bugün anlamanın en doğru yolu da buradan geçiyor.

Çünkü onu yalnızca “kahraman kadın” diye anlatırsak, onu sıradan bir tarih figürüne dönüştürürüz.

Oysa o, kendi zamanında bir karar veren kadındı.

Beklemek yerine harekete geçti.

Susmak yerine konuştu.

Tek başına kalmak yerine başka kadınları yanına aldı.

Ve yaptığı şey, savaşın sonucunu tek başına değiştirmek değildi elbette.

Ama bir şeyin değişmesine katkıda bulundu:

Kadının kendisini bu mücadelenin dışında görmemesine.

Belki de en büyük cesaret buydu.

Çünkü insan bazen elinden çok büyük işler gelmediğini düşünür.

“Ben ne yapabilirim ki?” der.

Asiye Remzi Hanım'ın hikâyesi tam burada anlam kazanıyor.

Bir kadın bir cemiyet kurdu.

On altı kadın bir araya geldi.

Bir konuşma yapıldı.

Bir telgraf gönderildi.

Bir başka şehir cevap verdi.

Sonra başka kadınlar harekete geçti.

Ve tarihin büyük değişimleri bazen tam da böyle başlar.

Gürültüyle değil.

Birbirinden habersiz insanların aynı anda attığı küçük adımlarla.

Bugün Asiye Remzi Hanım'ın fotoğrafına baktığımızda, eğer elimizde varsa, yalnızca geçmişten kalmış bir yüz görmemeliyiz.

O yüzün arkasında bir dönem var.

Bir memleketin işgal altında olduğu günler…

Ve o memleketin kadınlarının “Bize ne?” demediği günler.

“Zaferin yarısını eksik anlatmış oluruz”

Belki de ona bugün bir teşekkür borcumuz var.

Çünkü biz Kurtuluş Savaşı'nı yalnızca cephede savaşanların hikâyesi olarak hatırlarsak, zaferin yarısını eksik anlatmış oluruz.

Çünkü bazı kadınlar kurşun sıkmadı.

Bazıları düşmanla karşı karşıya gelmedi.

Bazıları bir siperin içinde hiç görünmedi.

Ama milletin moralini, dayanışmasını ve umudunu ayakta tutan görünmeyen bir ağın içinde yer aldılar.

Asiye Remzi Hanım da o ağın Amasya'daki düğümlerinden biriydi.

Ve belki bugün ona dair bildiklerimiz, bilmediklerimizin yanında çok az.

Fakat bazen bir insanın bütün hayatını bilmeye gerek yoktur.

Birkaç belge yeter.

Bir telgraf…

Bir konuşmanın gazete nüshası…

On altı kadının adı…

Ve bir kadının, memleketin en zor günlerinde “Ben de bu mücadelenin içindeyim.” diyerek attığı adım…

Gerisi zaten tarihin bize bıraktığı sessizlik.

Amasya'dan yükselen, Sivas'a ulaşan bir ses

Ben o sessizliğin içinde bugün bir kadın sesi duyuyorum.

Amasya'dan yükselen…

Sivas'a ulaşan…

Oradan Anadolu'nun başka şehirlerine yayılan bir ses.

Ve düşünüyorum:

Belki de Kurtuluş Savaşı yalnızca cephelerde kazanılmadı.

Belki bir milletin yeniden ayağa kalkmaya başladığı ilk yerlerden biri, kadınların birbirine gönderdiği o küçük haberlerdi.

Bir telgrafın ucunda…

Bir mektubun satırında…

Bir evin içinde…

Bir kadının yüreğinde…

Ve o yüzden bugün, Asiye Remzi Hanım'ın adını yeniden söylerken yalnızca bir kadını hatırlamıyorum.

Tarihin kenarında bırakılmış binlerce kadını hatırlıyorum.

Adları kitaplara sığmayan…

Ama verdikleri cesaret bir milletin geleceğine sığan kadınları.

Belki onları hatırlamak için artık daha çok konuşmamız gerekiyor.

Çünkü bazı isimler unutulduğu için değil,

yeterince anlatılmadığı için sessiz kalır.

Asiye Remzi Hanım da onlardan biri.

Ve belki onun hikâyesinin bize bıraktığı en güzel soru şu:

Bir ülkenin kaderi değişirken, biz nerede duruyoruz?

O kadınlar kendi zamanlarında bu sorunun cevabını verdiler.

Bizim cevabımız ise bugün, onların bıraktığı yerde duruyor.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

Bir Değirmenin İçinde Kalan On Dört Çocuk
Köşe Yazıları

Bir Değirmenin İçinde Kalan On Dört Çocuk

Dokurcum Değirmeni’nde 28 Mart 1920’de, Antep Savunması sırasında Fransız askerlerince katledilen 9-14 yaşlarındaki 14 çocuk anılıyor ve asla unutulmuyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

Önlük Tamam da, Asıl Mesele Ne?

Haberin Detayı →

HEPİMİZ BİR YERE YETİŞİYORUZ DA, NEREYE?

Haberin Detayı →

Bir Üniversite Kazanmak Değil, Yeni Bir Hayat Kazanmak: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğrencilerini Neler Bekl

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı