İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 23 Eylül 20:54
NAMAZİmsak 04:40Güneş 06:13Öğle 12:29İkindi 15:54Akşam 18:35Yatsı 19:53
Sivas 19° Parçalı bulutlu💵 USD 48.83💶 EUR 55.92
Köşe Yazıları

Maziden Atiye Uzanan Muhteşem Köprü: 1453’ün Bitmeyen Şafağı ve Türkiye’nin Gelecek Ufku

Özetİstanbul'un fethinin 573. yıl dönümünde, bu tarihi olayın Türkiye'nin modern kimliğini nasıl şekillendirdiği vurgulanıyor. Fatih Sultan Mehmed'in vizyonu, insanlığın ortak mirasını koruyor.
Hazal Yağmur KeskinKöşe Yazarı · · Güncellendi: · 3 dk okuma
Kahverengi ceket giymiş, başında beyaz bir başörtüsü olan bir kadın, kameraya gülümseyerek bakıyor.

İstanbul’un fethi, zamanın acımasız dişlileri arasında öğütülüp kaybolmuş, tarih kitaplarının sararmış yapraklarına mahkûm edilmiş sıradan bir askeri kronik ya da geçmişte kalıp teselli bulduğumuz nostaljik bir anı değildir. Aksine o, bugünün modern Türkiye’sini ilmek ilmek dokuyan, toplumsal hafızamızın hücrelerini tazeleyen, medeniyetimizin yürüyüş yolunu aydınlatan ve yarına attığımız her kararlı adıma kılavuzluk eden sönmez, hep diri, hep taze bir meşaledir.

Genç hükümdar Sultan II. Mehmed’in, o kutlu 29 Mayıs sabahı Topkapı’dan şehre girerken taşıdığı ufuk, sadece sınırları genişletme ya da taştan surları yıkma arzusu değildi. O ufuk; Doğu ile Batı’yı, antik dünyanın felsefesiyle İslam’ın adalet anlayışını, kadim geçmiş ile aydınlık geleceği aynı potada eriten, insanlığı kucaklayan evrensel bir vizyonun ve büyük bir sevdanın eseriydi. İstanbul, bu fetihten sonra sadece muazzam bir cihan devletinin siyasi kalbi ve yönetim merkezi olmakla kalmadı; farklı kültürlerin, birbirine yabancı inançların, dillerin ve binbir çeşit rengin adalet çatısı altında, asırlar boyu barış, huzur ve emniyet içinde yaşadığı küresel bir esenlik yurduna, insanlığın ortak vicdan sığınağına dönüştü. Fatih, bu şehri fethederken aslında insanlığın ortak mirasını koruma altına alıyor ve ona yeni bir ruh üflüyordu.

İşte tam da bu yüzden, bugün 2026 yılında, fethin 573. yıl dönümünde gururla haykırdığımız o köklü ve iddialı Türkiye’si demek; 1453’te surların önünde çakan o asil şimşeğin, o sarsılmaz devlet aklının modern dünyadaki gür sesli yankısı demektir! Bizim tarihsel sürekliliğimiz parçalanamaz bir bütündür.

Çanakkale’nin geçilmez siperlerinde sömürgeci güçlere karşı göğsünü siper eden o çelikten duruş, Kurtuluş Savaşı’nın o amansız yokluk ve yoksulluk günlerinde küllerinden sıçrayarak yeniden doğan o destansı inanç ve üzerinde bugün hür ve bağımsız olarak yükseldiğimiz Cumhuriyet’imizin sarsılmaz temellerini atan o bükülmez bilek; aslında Fatih’in ordusundaki o azimli iradenin, o sönmeyen vatan aşkının ta kendisidir. İstanbul’u fetheden ruh neyse, Dumlupınar’da taarruza geçen, Sakarya’da destan yazan ruh da odur. Bizler, kökleri Asya’nın derinliklerinden Avrupa’nın içlerine kadar uzanan, yedi iklime ve üç kıtaya adaletle sarıp sarmalamış ulu bir çınarın, bugün gökyüzüne sevdalı, gözünü asırların ötesine dikmiş heyecanlı, dinamik ve genç dallarıyız. Kökümüz derinlerde olduğu için, rüzgârlar ne kadar sert eserse essin, geleceğe doğru büyüme azmimizden hiçbir şey kaybetmiyoruz.

"Fatih Sultan Mehmed’in, donanmayı karadan yürüterek imkânsızı rasyonalize eden, çağının tüm dogmalarını yıkan o çılgın, dâhiyane ve asil dehası; bugün teknoloji merkezlerimizde, laboratuvarlarımızda yapay zekayı yazan, gökyüzünü kendi ürettiği yerli ve milli kanatlarıyla, insansız hava araçlarıyla donatan ve uzayın dipsiz derinliklerine Türk’ün imzasını atan, sınırları zorlayan bugünkü gençliğimizin damarlarındaki o asil cevherde, o bitmek bilmeyen keşfetme arzusunda saklıdır!"

Bu deha ve inanç, geçmişin mirasını sadece bir övünç kaynağı olarak görmez; onu geleceğin bilimsel, teknolojik ve sanatsal disiplinleriyle birleştirerek Türkiye’yi sadece kendi coğrafyasının değil, tüm insanlığın parlayan bir yıldızı yapma kararlılığını taşır. Atalarımızın surları aşan, gemileri dağlardan aşıran azmi, bugün bizim küresel ölçekte yazdığımız başarı hikâyelerinin, bilimin, sanayinin, sanatin ve diplomasinin her alanında attığımız dev adımların en büyük psikolojik ve stratejik yakıtıdır. Surları yıkan o Şahi toplarının arkasındaki mühendislik zekası, bugün yerli otomobilimizi üreten, kendi uydusunu uzaya fırlatan ve tıp dünyasında çığır açan bilim insanlarımızın zihninde yeniden formüle edilmektedir.

Bizler, fethin 573. yılında, sadece bir kutlama yapmıyoruz; aslında geleceğe doğru büyük bir söz veriyoruz. İstanbul’un fethiyle dünyaya ilan edilen o adalet, şefkat ve ilerleme vizyonu, Türkiye’yi yarının dünyasında da hakkın, hukukun, mazlumların ve inovasyonun sarsılmaz bir kalesi yapmaya yetecektir. Geçmişimizden aldığımız bu muazzam hızla, bataryası inançla doldurulmuş, rotası bağımsızlıkla çizilmiş bu büyük gemi, insanlık denizinde yeni ufuklara doğru yelken açmaya devam edecektir. Maziden atiye uzanan bu muhteşem köprüden geçerken rehberimiz ilim, gücümüz birlik, hedefimiz ise her zaman daha aydınlık bir Türkiye olacaktır.

Hazal Yağmur KESKİN

Yorumlar

E-posta adresiniz yayımlanmaz ve üçüncü kişilerle paylaşılmaz; yalnızca yorumunuz onaylandığında size haber vermek için kullanılır. Aydınlatma metni

İlk yorumu siz yapın.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik

Bu Haber İlginizi Çekebilir

Öğretmen Sınıfta, Veli Nerede Durmalı?
Köşe Yazıları

Öğretmen Sınıfta, Veli Nerede Durmalı?

Velilerin öğretmenin sınıf yönetimi, ödev ve not kararlarına müdahalesi, çocukların sorumluluk gelişimini olumsuz etkiliyor; eğitimde iş birliği ve güven önem taşıyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

TERÖRÜ TOPLUMA KAZANDIRMAK TOPLUMU TERÖRE KAZANDIRMAKTIR

Haberin Detayı →

KÖTÜLÜĞE NE ZAMAN ALIŞTIK?

Haberin Detayı →

Bilgi Yok, Hüküm Çok

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı