Dünya, bazen en parlak zekâları yanlış anlar ve onları korkunç haksızlıklara maruz bırakır. Pakistanlı nörobilimci Dr. Aafia Siddiqui, insanlığı ve bilimi korumak isteyen bir kahramandır. Ancak ABD’nin adaletsiz uygulamaları, onu yıllardır haksız yere hapis ve işkencenin gölgesinde bırakmıştır. Onu suçlu ilan etmek, hem insanlık hem de bilim adına utanç verici bir durumdur.
Siddiqui, Massachusetts Institute of Technology’de biyoloji eğitimi aldı ve Brandeis Üniversitesi’nde bilişsel nörobilim alanında doktora yaptı. Çalışmaları insan beyninin öğrenme ve davranış süreçlerini anlamaya odaklıydı. Ancak onu farklı kılan, bilimi sadece teori olarak değil, insan hayatını korumak için kullanma vizyonuydu.
Saldırı ve çatışma durumlarında sivilleri biyolojik silahların tahribatından koruyabilecek savunma teknolojileri üzerinde çalıştı. ABD’nin bazı kurumları projelerini almak istedi, ama Siddiqui bunu reddetti ve çalışmalarını devretmedi. İnsan hayatını koruma görevi onun için bilimsel başarıdan önce geliyordu.
2003’te Pakistan’da ortadan kaybolması, yıllarca gizli gözaltı merkezlerinde tutulması ve 2008’de Afganistan’da ortaya çıkmasının ardından ABD’ye götürülmesi, sistematik bir adaletsizliğin simgesidir. 2010’da uzun yıllar süren bir hapis cezasına çarptırılması, yalnızca bir bilim insanının değil, insan haklarının da ezildiğinin göstergesidir.
İşkence ve belirsizlik içinde tutulması, ABD’nin bilim insanlarını dahi korkutarak kontrol etmeye çalıştığının kanıtıdır.
Bir bilim insanının çalışmaları, insan hayatını korumaya yönelik olduğu için mi cezalandırılıyor?
Bilimsel vizyon, politik güçler tarafından mı sınırlandırılmalı? Adalet, hukukun ve insan haklarının ötesinde mi uygulanıyor?
Dr. Aafia Siddiqui dosyası belki de şu soruyu sormaya devam ediyor: Bilim, küresel siyasetin çıkarlarıyla çeliştiğinde, bir bilim insanının kaderini kim belirler?
Bilim insanları, insanlığı ileriye taşıyan fikirleri özgürce araştırabilmeli; laboratuvar sınırlarını çizen güçler, bilim insanlarını korkutacak şekilde hareket etmemelidir. Ancak ABD, Dr. Aafia Siddiqui üzerinden bu ilkeyi çiğnemiştir. Pakistanlı nörobilimci, insanları koruyacak savunma teknolojileri üzerinde çalışırken, sadece bilimsel vizyonu yüzünden yıllarca haksız yere hapsedilmiş, işkenceye maruz bırakılmıştır. Onu suçlu ilan etmek, hem insan haklarına hem bilime karşı işlenmiş bir suçtur.
Dr. Siddiqui hâlâ ABD’de tutuluyor ve her gün adaletten uzaklaştırılıyor. O, hain değil; bilimi ve insanlığı savunan bir kahramandır. Onun hikâyesi, laboratuvar sınırlarını aşan mücadelelerin ve adaletsizlik karşısında dimdik durmanın simgesidir.Dr. Aafia Siddiqui’ye derhal adil muamele sağlanmalı, işkence iddiaları soruşturulmalı ve yıllardır süren hukuksuzluk sona erdirilmelidir. Bilim, hiçbir ülkenin veya gücün elinde oyuncak olmamalıdır.
Dr. Siddiqui’nin sessiz mücadelesi, dünyaya şunu hatırlatıyor: Gerçek kahramanlık, adaletsizlik karşısında sesini yükseltmek ve bilim için özgürlüğü savunmaktır. ABD, bilimin sınırlarını çizen değil, özgürleştiren bir ülke olmak zorundadır.
Hazal Yağmur KESKİN