İnsan en çok kimi ihmal eder biliyor musunuz?
En çok sevdiğini söylediğini.
Bu cümle kulağa ağır geliyor olabilir ama gerçek tam olarak bu. Çünkü insanlar sevgiyi çoğu zaman bir duygu olarak yaşıyor, bir sorumluluk olarak değil. Oysa ilişki dediğimiz şey, hissetmekten çok göstermeyi gerektirir.
Aile danışmanlığı sürecinde en sık karşılaştığım tablo şu:
İlişki bitme noktasına gelmiş, bağ zayıflamış, iletişim kopmuş… ve tam o anda bir taraf diyor ki:
“Ben aslında onu çok seviyordum.”
Peki neden hissettiremedin?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
İnsan, dışarıdaki insanlara karşı daha sabırlı, daha nazik, daha kontrollü olabiliyor. İş yerinde, sosyal çevrede, hatta yabancılara karşı bile daha özenli davranabiliyor. Ama ne zaman evin kapısından içeri giriyor, en filtresiz hâliyle karşısındakine yöneliyor.
Çünkü orada bir yanılgı var:
“Nasıl olsa beni anlar.”
“Nasıl olsa gitmez.”
“Nasıl olsa biliyor.”
Hayır…
İnsan, hissetmediği hiçbir şeyi bilmez.
Bir eş düşünün… günlerdir konuşmak istiyor ama karşısında hep yorgunluk bahanesi buluyor.
Bir çocuk düşünün… anlatacak çok şeyi var ama sürekli “sonra konuşuruz” cümlesiyle erteleniyor.
Bir anne ya da baba düşünün… sadece bir ilgi, bir yakınlık bekliyor ama hep “yoğunum” duvarına çarpıyor.
İşte ilişkiler tam burada sessizce çözülmeye başlar. Gürültüyle değil… eksiklikle.
Çoğu insan ilişkilerin büyük hatalarla bittiğini düşünür. Aldatma, yalan, büyük kavgalar…
Oysa gerçek çok daha sade ve çok daha tehlikelidir:
İlişkiler, tekrar eden küçük umursamazlıklarla biter.
Dinlememek…
Görmemek…
Takdir etmemek…
Ertelemek…
Bunlar bir anda yıkmaz ama her gün biraz daha uzaklaştırır.
Ve sonra bir gün, o çok sevdiğini söylediğin insan artık eskisi gibi bakmaz sana.
Aynı evde olursun ama aynı duyguda olmazsın.
Yan yana durursun ama temasın kalmaz.
İşte o an başlar pişmanlık.
“Keşke daha çok ilgilenseydim.”
“Keşke daha çok dinleseydim.”
“Keşke bu kadar ertelemeseydim.”
Ama hayatın acı bir gerçeği vardır:
Bazı “keşke”ler, sadece içimizde kalır.
Çünkü değer, zamanında verilmediğinde anlamını kaybeder.
Geciken ilgi, çoğu zaman ihtiyaç olmaktan çıkar.
Geciken sevgi ise, bazen hiç ulaşmaz.
Aile danışmanı olarak şunu açıkça söyleyebilirim:
Hiçbir ilişki bir günde yıkılmaz. Ama her gün ihmal edilirse, bir gün tamamen yok olur.
Bu yüzden mesele, kaybettikten sonra ne yapacağınız değil…
Kaybetmeden önce ne yaptığınızdır.
Bugün kendinize dürüst bir soru sorun:
Hayatınızdaki insanlar sizin sevdiğinizi biliyor olabilir…
Peki bunu gerçekten hissediyorlar mı?
Çünkü bir ilişkiyi ayakta tutan şey niyet değil…
Gösterilen değerdir.
Ve unutmayın—
Bazı insanlar gitmez…
ama siz onları çoktan kaybetmiş olursunuz.