Cumhuriyet, Bir Çocuğun Kalbinde Büyür

Bir çocuğun elindeki küçük Türk bayrağını düşünün. Bayrağı göğsüne bastırırken gözlerindeki heyecanı, okulda Cumhuriyet Bayramı için öğrendiği şiiri ailesine okurken duyduğu gururu… Belki kelimelerin anlamını henüz bütünüyle bilmiyor ama o bayrağı sevgiyle taşıyor. İşte 29 Ekim'in bizim için taşıdığı anlamlardan biri de budur: Geçmişten devraldığımız bir emaneti, çocuklarımızın kalbinde yaşatabilmek.
Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlamaya hazırlanırken yalnızca tarihimizin önemli bir gününü hatırlamıyoruz. Aynı zamanda çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakmak istediğimizi de düşünmemiz gerekiyor. Onlara nasıl bir ülke, nasıl bir aile ortamı ve nasıl bir insanlık mirası bırakacağız? Belki de bu soruların cevapları, büyük sözlerden önce evlerimizde, çocuklarımızın gözlerinin içine bakarken verdiğimiz cevaplarda saklıdır.
29 Ekim 1923'te ilan edilen Cumhuriyet, milletimizin tarihinde yeni bir dönemin başlangıcıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Cumhuriyetin kuruluşunda emeği bulunan herkesi saygı ve minnetle anarken, bu özel günün anlamını gelecek nesillere aktarmanın sorumluluğunu da taşıyoruz. Çünkü bir değerin yaşaması, yalnızca geçmişte yaşananları anlatmakla değil, o değeri bugünün hayatında anlamlı kılmakla mümkündür.
Cumhuriyetin Geleceği Ailede Başlar
Ben bir aile ve evlilik danışmanı olarak, bir toplumun geleceğini düşünürken aile içinde yaşananları göz ardı edemeyeceğimize inanıyorum. Çocuklarımız ilk sevgiyi, ilk kırgınlığı, ilk güven duygusunu ve insanlarla nasıl ilişki kuracaklarını çoğu zaman ailelerinde öğreniyor. Bir çocuğun düşüncesi dinlendiğinde kendisini değerli hissedebildiğini, bir hatası karşısında aşağılanmak yerine doğruya yönlendirildiğinde sorumluluk almayı öğrenebildiğini görüyoruz.
Bazen bir çocuğun ihtiyacı pahalı bir hediye değil, annesinin ya da babasının gözlerinin içine bakarak onu dinlemesidir. Bazen okuldan eve döndüğünde anlatmak istediği küçücük bir olay, yetişkinlerin yoğunluğu arasında önemsenmeden geçiştirilir. Oysa çocuk için o olay dünyanın en önemli meselesi olabilir. Birkaç dakikamızı ayırıp onu dinlediğimizde yalnızca bir hikâye dinlemiş olmayız; aramızdaki güveni de besleriz.
Şimdi 29 Ekim töreninden eve dönen bir çocuğu düşünelim. Elinde bayrağı, dilinde öğrendiği marş, içinde paylaşmak istediği bir heyecan var. Eve geldiğinde birileri onu dinliyor, söylediklerine değer veriyor ve o günün ne anlama geldiğini anlatıyorsa, çocuk Cumhuriyet Bayramı'nı yalnızca okulda yapılan bir tören olarak hatırlamayacaktır. O günün sevincini ailesiyle paylaşmanın sıcaklığını da belleğine yerleştirecektir.
Çocuklar Söylediklerimizden Çok Davranışlarımızı Görür
Çünkü çocuklara değerleri anlatmanın en güzel yolu, onları yaşadıkları hayatın içinde gösterebilmektir. Saygı bekliyorsak saygılı davranmalı, sorumluluk istiyorsak sorumluluk üstlenmeli, adaleti anlatıyorsak aile içinde de adil olmaya gayret etmeliyiz. Çocuklarımız yalnızca söylediklerimizi dinlemez; nasıl konuştuğumuzu, anlaşmazlıkları nasıl çözdüğümüzü ve birbirimize nasıl davrandığımızı da gözlemler.
Bir evde anne ile baba birbirini dinleyebiliyorsa, farklı düşündüklerinde bile saygılarını koruyabiliyorsa çocuk da anlaşmazlıkların kavga etmek zorunda kalmadan ele alınabileceğini öğrenebilir. Bir evde çocukların soruları küçümsenmiyor, düşünceleri önemseniyor ve emekleri fark ediliyorsa kendilerini ifade etmeleri kolaylaşabilir. Bunlar küçük gibi görünen davranışlardır ama insanın gelecekte kuracağı ilişkiler açısından anlamlı izler bırakabilir.
Elbette her aile kusursuz değildir. Her evde zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanabilir. Bazen anne baba yorulur, bazen geçim sıkıntısı insanları bunaltır, bazen yetişkinler kendi sorunlarıyla uğraşırken çocuklarının ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanır. Önemli olan, hiçbir hata yapmamak değil; hatalarımızı fark edip çocuklarımızla ilişkilerimizi onarmaya çalışmaktır. Bazen bir çocuğun karşısına geçip “Bugün seni yeterince dinleyemedim, anlatmak ister misin?” demek bile çok kıymetlidir.
Çocukların Sessizce Taşıdığı Duygular
Bir de çocukların sessizce taşıdığı duygular var. Aile içinde yaşanan gerginlikleri fark eden, anne babasının üzüntüsünü kendi içinde büyüten, sorun çıkarmamak için duygularını anlatmaktan vazgeçen çocuklar… Her çocuk yaşadıklarını aynı şekilde ifade edemez. Bazısı konuşur, bazısı susar. Bu nedenle onların yalnızca davranışlarına değil, duygularına da kulak vermeliyiz.
Cumhuriyetin geleceği olan çocukları yetiştirirken onlara yalnızca başarıyı hedeflemeyi değil, insan olmanın sorumluluğunu da öğretmeliyiz. Başarılı olmalarını isterken başkalarını küçümsememeyi, haklarını savunurken başkalarının haklarına da saygı göstermeyi, kendi yollarını çizerken dayanışmanın değerini bilmeyi anlatmalıyız. Eğitim, yalnızca bir meslek sahibi olmak için değil, insanın kendisini ve çevresini daha iyi anlayabilmesi için de değerlidir.
Kız ve erkek çocuklarımızın eğitimine, gelişimine ve hayallerine aynı özenle yaklaşmak da bu sorumluluğun önemli bir parçasıdır. Her çocuğun yeteneklerini keşfedebileceği, kendisini güvende hissedebileceği ve geleceğe dair umut kurabileceği bir ortamı hak ettiğini unutmamalıyız. Bir çocuğun hayalini dinlemek, onun önündeki bütün zorlukları kaldırmak demek değildir; o hayale değer verdiğimizi göstermek demektir.
Çocuklarımıza Nasıl Bir Miras Bırakacağız?
29 Ekim geldiğinde sokaklarımız bayraklarla süslenecek, okullarımızda törenler yapılacak, çocuklarımız şiirler okuyacak. O gün onların yüzündeki sevinci gördüğümüzde, bu sevincin evlerimizde de karşılık bulup bulmadığını kendimize soralım. Çocuklarımızın yalnızca bayramlarda değil, yılın her günü dinlenmeye, anlaşılmaya ve desteklenmeye ihtiyacı var. Onlara bırakacağımız miras, yalnızca anlattığımız tarih değil, birlikte yaşadığımız değerlerdir.
Belki yıllar sonra bugün küçük ellerinde bayrak taşıyan çocuklarımız büyüyecek. Kendi ailelerini kuracak, kendi çocuklarını yetiştirecekler. Bugün evlerinde gördükleri anlayışı, öğrendikleri sorumluluk duygusunu ve tanık oldukları sevgiyi kendi hayatlarına taşıyacaklar. O zaman bugün gösterdiğimiz küçücük bir ilginin, ettiğimiz bir güzel sözün veya verdiğimiz bir güven duygusunun ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlayacağız.
Bir Çocuğun Kalbinde Büyüyen Cumhuriyet
Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Cumhuriyetin kuruluşunda emeği bulunan herkesi saygı ve minnetle anıyorum. Bayramımız kutlu olsun. Dileğim, her çocuğun geleceğe umutla bakabildiği, her ailenin sevgi ve saygıyı büyütebildiği, insanların birbirini anlamaya daha fazla çaba gösterdiği bir toplumda yaşayabilmemizdir.
Çünkü Cumhuriyet, çocuklarımıza yalnızca anlatacağımız bir tarih değildir. Onlara göstereceğimiz saygıda, vereceğimiz eğitimde, koruyacağımız umutlarda ve birlikte kuracağımız gelecekte yaşamaya devam eder. Bir çocuğun elindeki bayrak yarınlara uzanıyorsa, o bayrağın taşıdığı umudu büyütmek hepimizin sorumluluğudur.
Tolga Turan
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





