ÇOCUKLARIMIZIN HER ANINI PAYLAŞMAK ZORUNDA DEĞİLİZ

Bir çocuk doğuyor.
İlk fotoğrafı çekiliyor.
İlk adımı kaydediliyor.
İlk konuşması paylaşılıyor.
Okulun ilk günü…
Karne günü…
Doğum günü…
Başarısı…
Üzüntüsü…
Bazen ağlaması bile…
Çocuğun hayatı daha çocuk kendi hikâyesini anlatmayı öğrenmeden dijital bir albüme dönüşüyor.
Üstelik bunu çoğu zaman kötü niyetle yapmıyoruz.
Seviyoruz.
Gurur duyuyoruz.
Anılarımızı saklamak istiyoruz.
Ama bazen sevginin de bir sınırı olması gerektiğini unutuyoruz:
Çocuğun mahremiyeti
Bir çocuğun her başarısını herkesle paylaşmak zorunda değiliz.
Her fotoğrafını yayınlamak zorunda değiliz.
Her özel anını başkalarının görebileceği bir alana taşımak zorunda değiliz.
Çünkü çocuk bugün küçük olabilir ama yarın büyüyecek.
Bugün bizim için sevimli olan bir fotoğraf, yıllar sonra onun için rahatsız edici olabilir.
Bugün gururla anlattığımız bir olay, yarın çocuğun “Keşke bunu paylaşmasaydınız.” diyeceği bir anıya dönüşebilir.
Burada kendimize çok basit bir soru sormalıyız:
“Bunu çocuğum büyüdüğünde de paylaşmamı ister miydi?”
Cevap net değilse belki de paylaşmamak daha doğrudur.
Çocukların da kendilerine ait bir hayatı var
Her anlarının seyirlik hâle getirilmesine ihtiyaçları yok.
Üstelik çocukların başarılarını sürekli görünür kılmak da başka bir baskı oluşturabiliyor.
Bir çocuk her güzel not aldığında paylaşılırsa, zamanla başarısızlığını saklaması gerektiğini düşünebilir.
Her ödülü sergilendiğinde, ödül alamadığı gün kendisini eksik hissedebilir.
Her başarısı alkışlandığında, sıradan olduğu günlerde değerinin azaldığını zannedebilir.
Oysa çocuklarımıza vermemiz gereken en önemli mesajlardan biri şudur:
“Başarılı olduğun için değil, olduğun kişi olduğun için değerlisin.”
Bir çocuğun mahremiyetini korumak onu saklamak değildir
Onun sınırlarını önemsemektir.
Çocuğa ait olan bazı anların yalnızca ona ait kalmasına izin vermektir.
Belki de çocuklarımızın hayatından biraz daha az fotoğraf paylaşmalı, biraz daha fazla anı biriktirmeliyiz.
Telefonu çıkarıp kaydetmek yerine bazen sadece bakmalıyız.
Bir çocuğun gülüşünü paylaşmak yerine onunla birlikte gülmeliyiz.
Bazı anılar internette değil, kalpte saklanmak için yaşanır
Çünkü bazı anılar internette değil, kalpte saklanmak için yaşanır.
Çocuklarımızın hayatını herkese göstermek zorunda değiliz.
Onların çocukluğunu korumak zorundayız.
Eğitim Koçu Betül Mülayim Taşkıran
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





