MESLEK LİSESİ BAŞARISIZLARIN DEĞİL, ÜRETEN TÜRKİYE’NİN OKULUDUR!

Bir öğrencinin hangi liseye gittiğine bakarak onun geleceği hakkında hüküm vermek, eğitimden ne kadar az şey anladığımızın göstergesidir.
Ne yazık ki bugün hâlâ meslek liselerine burun kıvıran, bu okullarda okuyan gençleri küçümseyen, meslek lisesini başka bir liseye yerleşemeyenlerin mecburen gittiği bir okul gibi gören bir anlayışla karşı karşıyayız. Kimi bunu açıkça söylüyor, kimi alaycı bir gülümsemeyle hissettiriyor, kimi de çocukların geleceğini birkaç sınav puanından ibaret sanarak aynı ayrımcılığı sürdürüyor.
Peki, soruyorum: Bir çocuğun değeri, kazandığı lisenin adıyla mı ölçülür? Bir gencin geleceği, okulunun tabelasına bakılarak mı belirlenir? Bir insanı daha yolun başındayken başarısız ilan etmek, hangi eğitim anlayışına sığar?
Meslek Lisesi Bir Eksiklik Değil, Geleceğe Hazırlıktır
Meslek lisesinde okumak bir eksiklik değil, bir meslek edinme yolculuğudur. Bu yolculuğu küçümsemek ise toplum olarak kendi geleceğimizi küçümsemektir.
Çünkü bu ülkenin yalnızca doktorlara, avukatlara, mühendislere ihtiyacı yok. Bu ülkenin işini ustalıkla yapan teknisyenlere, elektrikçilere, makine ustalarına, bilişim uzmanlarına, aşçılara, sağlık alanında yetişmiş meslek elemanlarına ve daha nice nitelikli çalışana ihtiyacı var.
Her Mesleğin Bir Emeği, Her Emeğin Bir Değeri Var
Bir fabrikanın çarklarını kim çalıştıracak? Bir binanın elektrik tesisatını kim kuracak? Bir makine arızalandığında kim onaracak? Üretim hatlarında kim görev alacak? Teknoloji geliştikçe ortaya çıkan teknik ihtiyaçları kim karşılayacak?
Her mesleğin bir emeği, her emeğin bir karşılığı, her alanın yetişmiş insana ihtiyacı var.
O hâlde neden bir mesleği öğrenmek için eğitim alan gence küçümseyerek bakıyoruz?
Neden üniversite sınavında yüksek puan almayı tek başarı ölçütü hâline getiriyoruz? Neden bir öğrencinin elindeki beceriyi, öğrenme azmini, üretme kapasitesini ve gelecekte ortaya koyabileceği değeri görmezden geliyoruz?
Gençleri Okullarına Göre Etiketlemenin Bedeli
Bir öğrencinin hangi liseye gittiği, onun kim olacağını belirlemez. Ancak ona nasıl baktığımız, kendisini nasıl göreceğini derinden etkileyebilir.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Meslek lisesinde okuyan bir genç, çevresinden sürekli “Başka okul kazanamadın mı?”, “Senin puanın mı yetmedi?”, “Oradan ne olacaksın?” gibi sözler duyarsa yalnızca okuluna yönelik bir önyargıyla karşılaşmaz. Zamanla kendi yeteneklerini sorgulamaya, seçtiği alandan utanmaya ve kendisini yaşıtlarından daha geride görmeye başlayabilir.
Bugün Küçümsenen Genç, Yarın Ülkesine Değer Katabilir
Oysa belki de o genç, birkaç yıl sonra kendi iş yerini açacak. Belki geliştirdiği bir yazılımla insanların hayatını kolaylaştıracak. Belki bir üretim tesisinde önemli bir sorumluluk üstlenecek. Belki yüzlerce insana istihdam sağlayacak. Belki de bugün küçümsenen mesleği sayesinde ailesinin ve ülkesinin geleceğine katkıda bulunacak.
Bugün onun okulunu küçümseyenler, yarın onun uzmanlığına ihtiyaç duyabilir.
Hayatın ironisi de tam olarak burada saklıdır: Bazen en çok küçümsediğimiz insanların yaptığı işler olmadan günlük hayatımızı bile sürdüremeyiz.
Başarıyı yalnızca sınav puanına indirgeyen anlayış değişmeli!
Elbette her öğrencinin akademik hedefi farklıdır. Üniversite eğitimi almak isteyen bir gencin hedefi de değerlidir, bir meslek öğrenerek çalışma hayatına hazırlanmak isteyen gencin hedefi de. Sorun, bu yolların varlığı değil; birini diğerinden üstün görerek gençler arasında görünmez bir hiyerarşi kurmamızdır.
Bir çocuğun sayısal derslerde çok başarılı olması onu değerli kılar da el becerisi, teknik düşünme yeteneği veya uygulamalı öğrenme becerisi olan bir çocuk neden aynı değeri görmez?
Farklı Yetenekler, Farklı Eğitim Yolları
Bir öğrenci teorik bilgiyi öğrenerek ilerleyebilir. Bir başkası öğrendiğini uygulayarak, üreterek ve deneyim kazanarak kendini geliştirebilir. Eğitim sistemi, farklı yetenekleri fark etmeli; toplum da bu farklılıkları küçümsemek yerine desteklemelidir.
Üstelik meslek lisesinde okumak, gelecekte eğitim hayatının sona ereceği anlamına da gelmez. Öğrencilerimiz alanlarında uzmanlaşabilir, gerekli koşulları sağlayarak yükseköğretime devam edebilir, girişimci olabilir ve kendilerine yeni hedefler koyabilirler.
Önemli olan hangi kapıdan girdikleri değil, o kapıdan girdikten sonra kendilerini nasıl geliştirdikleridir.
Meslek Liselerinde Nitelikli Eğitim ve Eşit Fırsatlar
Ancak burada başka bir sorumluluğumuz daha var: Meslek liselerini savunmak, bu okullardaki bütün sorunları görmezden gelmek değildir. Nitelikli atölyeler, güncel teknolojiler, güçlü iş yeri eğitimleri, güvenli çalışma ortamları, alanında yetkin öğretmenler ve istihdam olanaklarıyla bu okulların niteliğini sürekli geliştirmeliyiz.
Gençlerimize yalnızca “Meslek lisesi de iyidir.” demek yetmez. Onlara gerçekten iyi bir eğitim sunmalı, emeklerinin karşılığını alabilecekleri yollar açmalı ve seçtikleri meslekte ilerleyebilecekleri fırsatlar sağlamalıyız.
Saygı, yalnızca güzel sözlerle değil, eşit fırsatlar sunarak gösterilir.
Aileler, öğretmenler ve toplum: Gençlerin önüne duvar örmeyin!
Bir öğrencinin hangi liseye gideceği konuşulurken önce onun ilgi alanlarına, yeteneklerine, hedeflerine ve öğrenme biçimine bakmalıyız. Sırf çevremiz ne der diye bir çocuğu istemediği bir alana yönlendirmemeli, başka bir okulda okumayı daha prestijli gördüğümüz için onun kendi potansiyelini keşfetmesine engel olmamalıyız.
Ailelerin görevi çocuklarını başkalarının çocuklarıyla yarıştırmak değil, onların kendi güçlü yönlerini keşfetmelerine yardımcı olmaktır. Öğretmenlerin görevi yalnızca akademik başarıyı değerlendirmek değil, her öğrencinin gelişebileceği alanları fark etmektir. Toplumun görevi ise gençleri daha yolun başındayken etiketlemek değil, önlerine fırsatlar koymaktır.
Meslek Lisesinde Okuyan Gençlere Çağrı
Özellikle meslek lisesinde okuyan gençlerimize şunu söylemek istiyorum:
Seçtiğiniz okul nedeniyle kendinizi kimsenin karşısında eksik hissetmeyin. Öğrenmekten, soru sormaktan, kendinizi geliştirmekten ve bir işi hakkıyla yapmayı istemekten vazgeçmeyin. Aldığınız eğitimin imkânlarını değerlendirin, mesleğinizde uzmanlaşın, yeni teknolojileri takip edin ve kendinize yatırım yapın.
Ancak size saygı duyulması için mutlaka büyük bir makama ulaşmanız da gerekmiyor. İnsan, yaptığı işi dürüstlükle ve özenle yerine getirdiği için de saygıyı hak eder.
Sizin değerinizi belirleyen şey başkalarının sizin hakkınızda kurduğu cümleler değil; karakteriniz, emeğiniz, sorumluluk bilinciniz ve kendinizi geliştirmek için gösterdiğiniz çabadır.
Sivas’tan Türkiye’ye bir çağrı
Sivas’ta da Türkiye’nin her yerinde de gençlerimizi okul türlerine göre sınıflandıran bu anlayışın değişmesi gerekiyor. Bir öğrencinin okulunu öğrendiğimizde yüzümüzün aldığı şekli, kullandığımız kelimeleri, verdiğimiz tepkileri yeniden düşünmeliyiz.
Çünkü bazen bir genci en çok yaralayan şey başarısızlığı değil, çevresinin onu başarısız ilan etmesidir.
Bir meslek lisesi öğrencisine küçümseyerek bakmak kolaydır. Zor olan, onun yeteneğini fark etmek, emeğine saygı göstermek ve geleceğini kurmasına destek olmaktır.
Başarıyı Nasıl Tanımlıyoruz?
Biz gençlerimize sürekli başarıdan söz ediyoruz. Peki, başarıya hangi anlamı yüklüyoruz? Sadece yüksek puan almak mı? Belirli üniversiteleri kazanmak mı? Yoksa kendini tanımak, bir alanda uzmanlaşmak, üretmek, çalışmak ve topluma fayda sağlamak mı?
Eğer başarıyı yalnızca tek bir yola indirgersek binlerce gencin önüne gereksiz duvarlar öreriz. Oysa ülkenin geleceği, herkesin aynı mesleği seçmesinde değil; farklı alanlarda yetişmiş, donanımlı ve işini iyi yapan insanların çoğalmasındadır.
Unutmayalım: Bir ülke yalnızca diplomalarıyla değil, ürettikleriyle de büyür. Üretimin arkasında ise bilgi, emek, beceri ve mesleki yeterlilik vardır.
Meslek lisesi öğrencisi, geleceğin kenarında bekleyen bir genç değil; doğru eğitim ve fırsatlarla geleceğin üretiminde söz sahibi olabilecek bir bireydir.
Hiçbir Genç Önyargılar Yüzünden Başını Öne Eğmemeli
Artık gençlerimizi okul isimleriyle yargılamayı bırakmalıyız. Onları küçümseyen sözlerimizi, alaycı tavırlarımızı ve yıllardır sürdürdüğümüz yanlış başarı anlayışını sorgulamalıyız.
Çünkü hiçbir çocuk, seçtiği eğitim yolu nedeniyle başını öne eğmek zorunda kalmamalıdır.
Bir gence meslek öğrenmeyi küçümsetmek yerine mesleğini en iyi şekilde yapmayı öğretelim. Onu başka bir öğrenciyle kıyaslamak yerine kendi potansiyelini geliştirmesine yardımcı olalım. Hayallerini küçültmek yerine önüne yeni hedefler koyalım.
Ve artık şu gerçeği kabul edelim:
Meslek lisesi başarısızlığın adresi değildir. Başarısızlık, bir gencin potansiyelini okulunun adına bakarak yok saymaktır.
Bir toplum, gençlerinin hangi okulda okuduğuyla övünmekten önce onların nasıl insanlar olduğuna, ne öğrendiğine ve nasıl bir gelecek kurabildiğine bakmalıdır.
Çünkü yarının Türkiye’sini yalnızca hayal kuranlar değil, o hayalleri bilgiyle, emekle ve üretimle gerçeğe dönüştürenler inşa edecek.
Ve biz, hiçbir gencin kendi geleceğine başkalarının önyargıları yüzünden daha başlamadan sırtını dönmesine izin vermemeliyiz.
Eğitim Koçu Betül Mülayim Taşkıran
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





