Çocuk yetiştirmek, sadece bir ebeveynin omuzlarına bırakılacak kadar basit bir görev değildir. Bu, hayatın en ciddi, en hassas ve en uzun soluklu sorumluluğudur. Ama ne yazık ki birçok ailede bu sorumluluk çoğu zaman tek tarafa yüklenir.
Genellikle anneler daha fazla sorumluluk alır; ödev takibi, okul süreci, duygusal destek, günlük düzen…
Baba ise çoğu zaman daha geri planda kalır. Oysa bir çocuğun sağlıklı gelişimi için hem anneye hem babaya eşit derecede ihtiyacı vardır.
Çocuk, anneden şefkati, babadan disiplini öğrenir gibi eski kalıplar artık yeterli değildir. Çünkü çocuk sadece sevgiye ya da sadece kurallara değil; dengeli bir yaklaşıma ihtiyaç duyar. Bu denge ise ancak birlikte hareket eden ebeveynlerle sağlanır.
Anne ve baba arasındaki görev paylaşımı, çocuğun hayatındaki en önemli güven duygusunu oluşturur. Çocuk şunu hissetmelidir:
“Benim arkamda birlikte duran bir aile var.”
Eğer anne bir şey söylerken baba onu desteklemiyorsa ya da tam tersi oluyorsa, çocuk bu boşluğu fark eder. Kurallar esner, sınırlar belirsizleşir ve zamanla çocuk bu durumu kendi lehine kullanmaya başlar. Bu da hem davranış problemlerine hem de otorite kaybına yol açar.
Görev paylaşımı sadece fiziksel işler değildir.
Asıl önemli olan duygusal sorumluluğun paylaşılmasıdır.
Bir çocuğun sadece karnını doyurmak, okuluna göndermek yeterli değildir. Onu dinlemek, anlamak, onunla vakit geçirmek ve gelişimini birlikte takip etmek gerekir.
Baba sadece “eve para getiren” değil, çocuğun hayatına aktif katılan bir figür olmalıdır.
Anne ise her yükü tek başına taşımak zorunda olmadığını bilmelidir.
Unutulmamalıdır ki tükenen bir anne, sağlıklı bir çocuk yetiştiremez.
Aynı şekilde uzak bir baba, güçlü bir bağ kuramaz.
Çocuklar söylediklerimizden çok, yaşadıklarımızdan öğrenir. Eğer bir evde iş birliği varsa, çocuk da iş birliğini öğrenir. Eğer bir evde saygı varsa, çocuk da saygılı olur.
Anne ve baba aynı dili konuştuğunda, çocuk ne yapacağını bilir.
Aynı hedefe yürüdüklerinde, çocuk yolunu kaybetmez.
Bir eğitim koçu olarak şunu net bir şekilde ifade edebilirim:
En başarılı çocuklar, en mükemmel ailelerden değil; en uyumlu ailelerden çıkar.
Mükemmel olmak zorunda değiliz.
Ama birlikte olmak zorundayız.
Çünkü çocuk yetiştirmek bir görev değil, bir ekip işidir.
Betül Mülayim Taşkıran