Köşe Yazıları

Okul: Bir Sığınaktan Toplumsal Çöküşe

Son günlerde ekranlara bakamıyoruz. Sanırım birçoğumuz aynı durumda.

Gündem Sivas Muhabir
Gündem Sivas Muhabir
Editör
17 Nisan 2026 16:30

Son günlerde ekranlara bakamıyoruz. Sanırım birçoğumuz aynı durumda. "Okul" dediğin o dört duvar, bizim zamanımızda sığındığımız en güvenli limandı. Şimdi ise evlatlarımızı oraya gönderirken arkalarından su döküp, akşam sağ salim dönsünler diye dua eder hale geldik.

 Bu, bir toplumun gelebileceği en ağır, en utanç verici eşiktir.

Nerede Yanlış Yaptık?

Çocukların ve öğretmenlerin, hayatın en saf olduğu yerlerde katledilmesini kelimelere dökmek, kâğıdı bile yakıyor. Biz ne zaman bu kadar öfke biriktirdik? Bir çocuk, bir genci veya bir eğitimciyi hedef alacak kadar nasıl kararabilir bir insanın ruhu?

Mesele artık sadece güvenlik kameraları ya da kapıdaki dedektörler değil. Mesele, o çocukların cebine bıçak, aklına şiddet koyan bu düzende. Sokaktaki kontrolsüzlük, dizilerdeki o "aslan parçası" tiplemeleri, sosyal medyanın o dipsiz ve karanlık kuyusu... Hepimiz izliyoruz, hepimiz bir parça suçluyuz.

Vicdanın Sesi Kesilince...

Eskiden mahallenin bir ağırlığı, okulun bir dokunulmazlığı vardı. Şimdi ise her şey "erişilebilir" oldu. Öfke erişilebilir, silah erişilebilir, şiddet bir tık uzağımızda. Ama merhamet? Ama sabır? Onlar sanki eski kitapların sayfaları arasında kaldı.

"Okullar, sadece bilgi yüklenen binalar değildir; oralar bir çocuğun topluma, insana ve kendine olan güvenini inşa ettiği yerlerdir. O inşaat yıkılırsa, altında hepimiz kalırız."

Sözün Bittiği Yer Değil, Başladığı Yer Olmalı

Şimdi yetkililer çıkıp "gereken yapılacak" diyeceklerdir dediler de. Oysa gereken, bu acılar yaşanmadan önce yapılmalıydı.

Okulları cezaevine çevirmeden, ruhları nasıl iyileştireceğimizi konuşmalıyız.

Evlatlarımızın eline sadece test kitaplarını değil, yaşama sevincini ve başkasının hakkına saygıyı nasıl vereceğimizi dert edinmeliyiz. Bugün sadece aramızdan koparılanlara ağlamıyoruz; kaybettiğimiz o masumiyete, sarsılan güvenimize ve yarım kalan hayallere ağlıyoruz. Eğer bu son günlerin bizi kendimize getirmeyecekse, hangi felaketin bizi uyandırmasını bekliyoruz?

Sessizce yas tutmak yetmez. Artık birbirimizin gözünün içine bakıp sorma vakti: Biz bu çocuklara, bu ülkeye ne borçluyuz?

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!