Son yıllarda velilerden en sık duyduğum cümle şu:
“Hocam benim çocuğum ders çalışmak istemiyor.”
Bu cümle, aslında bir problemin değil, daha büyük bir gerçeğin yansımasıdır.
Çocuklar ders çalışmıyor değil…
Ders çalışmanın neden gerekli olduğunu bilmiyor.
Bugünün çocukları, geçmiş nesillere göre çok daha sorgulayıcı.
Onlar “yap” denildiği için yapan bir nesil değil.
Onlar anlamak istiyor.
Nedenini bilmek, sonucunu görmek istiyor.
Eğer bir çocuk “neden ders çalışmalıyım?” sorusuna kendi içinde bir cevap bulamazsa,
onu masa başında tutmak mümkün değildir.
Çünkü motivasyon dışarıdan zorla verilen bir şey değildir.
İçeriden oluşur.
Ne yazık ki birçok aile, bu noktayı gözden kaçırıyor.
Çocuğa sürekli “çalış” demek,
onu motive etmek değil, ondan uzaklaştırmaktır.
Peki çözüm ne?
Öncelikle çocuğun hedefi olmalı.
Ama bu hedef sadece “iyi bir lise kazanmak” gibi genel bir cümle olmamalı.
Somut, anlamlı ve çocuğun iç dünyasında karşılığı olan bir hedef olmalı.
Bir çocuk ne için çalıştığını bilirse,
çalışmak zorunda kalmaz…
çalışmak ister.
Ayrıca küçük başarıların fark edilmesi çok önemlidir.
Sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı bir yaklaşım benimsenmelidir.
Bir çocuk çaba gösterdiğinde takdir edilirse,
o davranışı tekrar etme eğilimi artar.
Bir diğer önemli nokta ise kıyaslama…
“Bak arkadaşın ne kadar çalışıyor” cümlesi,
çocuğu motive etmez.
Tam aksine, özgüvenini zedeler.
Her çocuğun öğrenme hızı, kapasitesi ve ilgi alanı farklıdır.
Bu farkı görmek ve buna göre yaklaşmak gerekir.
Ve en önemlisi…
Çocuğun yanında bir denetçi değil,
bir rehber olmak gerekir.
Onu anlamaya çalışan,
duygularını önemseyen ve
yol gösteren bir yaklaşım…
İşte gerçek değişim burada başlar.
Çünkü bir çocuk kendini değerli hissederse,
zaten sorumluluk almaya başlar.
Betül Mülayim Taşkıran
Eğitim ve Öğrenci Koçu