Köşe Yazıları

Nerede Bu Çocuklar?

Her yıl binlerce çocuk için kayıp ihbarı yapılıyor. Bir kısmı kısa süre içinde bulunuyor,

Gündem Sivas Muhabir
Gündem Sivas Muhabir
Editör
26 Nisan 2026 09:56

Her yıl binlerce çocuk için kayıp ihbarı yapılıyor. Bir kısmı kısa süre içinde bulunuyor, bir kısmından ise günler, haftalar hatta daha uzun süre haber alınamıyor. Rakamlar dosyalara giriyor, raporlara yazılıyor, açıklamalarda yer buluyor. Ancak her rakamın arkasında tek bir gerçek var: bekleyen aileler ve yarım kalan hayatlar.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan dönemsel veriler, kayıp çocuk vakalarının önemli bir bölümünün kısa sürede sonuçlandığını gösteriyor. Bu olumlu bir tablo gibi görünse de, tüm vakaların aynı hızda çözülemediği gerçeği sorunun ciddiyetini ortadan kaldırmıyor. Çünkü her “bulunamayan” dosya, zamanla bir belirsizlik hikâyesine dönüşüyor.
Bir aile ve evlilik danışmanı olarak şunu net şekilde söylemek gerekir: Kayıp çocuk meselesi yalnızca güvenlik birimlerinin konusu değildir. Bu aynı zamanda aile içi iletişim, duygusal bağ ve toplumsal farkındalık meselesidir. Çoğu zaman olaylar bir anda gelişmez; öncesinde gözden kaçan küçük işaretler, yeterince dinlenmeyen duygular ve ihmal edilen iletişim boşlukları vardır.
Sivil toplum kuruluşlarının değerlendirmeleri de bu tabloyu destekler niteliktedir. Kadın ve Demokrasi Derneği gibi kurumların aile ve çocuk üzerine yaptığı çalışmalar, çocuğun yalnızca fiziksel güvenliğinin değil, duygusal güvenliğinin de en az o kadar önemli olduğunu vurgular. Çünkü bir çocuk, önce duygusal olarak güvende hissettiği yerde kalır.
Burada üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan biri de şudur: Toplum bu tür olaylara karşı zamanla bir “alışma” eğilimi geliştirebilir. İlk duyulduğunda sarsıcı olan bir kayıp haberi, tekrar ettikçe sıradan bir gündem maddesine dönüşebilir. Bu durum, sorunun azaldığını değil, görünürlüğünün azaldığını gösterir.
Bir çocuğun kaybolması yalnızca bir istatistik değildir. Aynı zamanda bir ailenin günlük hayatının durması, bir evin sessizliğe bürünmesi ve belirsizliğin her güne yayılmasıdır. Bu yüzden mesele sadece bulunup bulunmama durumu değil, aynı zamanda bu sürecin nasıl yönetildiği ve ne kadar erken fark edildiğidir.
Çocukların güvenliği, yalnızca kapı kilitleriyle ya da fiziksel önlemlerle sağlanmaz. En güçlü koruma, çocuğun kendini ifade edebildiği, dinlendiği ve ciddiye alındığı bir aile ortamıdır. Bu bağ kurulduğunda riskler azalır, kopuşlar daha erken fark edilir.
Bugün asıl sorulması gereken soru nettir:
“Çocuklar nerede?”
Ama belki de daha önemli soru şudur:
Onları kaybolmadan önce ne kadar görebiliyoruz?

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!