ÇOCUKLARIMIZDAN BAŞARI DEĞİL, ÖNCE KENDİLERİ OLMALARINI İSTEYELİM

Bir çocuğa kaç yaşında “Başarılı olmalısın.” demeye başlıyoruz?
Bazen daha okumayı yeni öğrenirken…
“Arkadaşın senden hızlı okuyor.”
“Bak, onun notları daha yüksek.”
“Sen de onun kadar başarılı olmalısın.”
“Bu sınavdan neden daha yüksek alamadın?”
Cümleler küçük görünüyor.
Ama çocukların zihninde büyük izler bırakabiliyor.
Çünkü çocuk bir süre sonra yalnızca sınavdan korkmuyor.
Yetersiz olmaktan korkuyor.
Başarı üzerinden değer biçmek
Bir çocuğun hayatını sürekli başarı üzerinden değerlendirdiğimizde ona farkında olmadan şu mesajı verebiliriz:
“Başarırsam değerliyim.”
“Başaramazsam hayal kırıklığı yaratırım.”
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Çünkü çocukların yalnızca başarılı olmaya değil, hata yapmaya da hakkı var.
Yanlış cevap vermeye…
Bir konuda zorlanmaya…
Bazen istememeye…
Bazen yorulmaya…
Bazen başaramamaya…
Ve yeniden denemeye…
Çocukluk sürekli bir performans alanı değildir
Çocukluk, sürekli bir performans alanı değildir.
Çocuklarımızın her gün kendilerini kanıtlamak zorunda olduklarını hissetmeleri gerekmiyor.
Bir çocuk matematikte çok başarılı olmayabilir.
Bir diğeri resim yapmayı sevebilir.
Bir başkası uzun süre bir konuya odaklanmakta zorlanabilir.
Bir diğeri arkadaşlık kurmakta daha çekingen olabilir.
Her çocuğun gelişim yolculuğu aynı değildir.
Çocukları aynı cetvelle ölçmeyelim
Biz ise çoğu zaman çocukları aynı cetvelle ölçmeye çalışıyoruz.
Aynı hız.
Aynı başarı.
Aynı hedef.
Aynı sonuç.
Oysa eğitim bir yarış çizgisi değil.
Bir yolculuk.
Bu yolculukta bazı çocuklar hızlı yürür, bazıları yavaşlar.
Bazıları yönünü erken bulur, bazıları ararken birkaç kez yanılır.
Önemli olan çocuğun herkesle aynı yere ulaşması değil, kendi potansiyelini keşfedebilmesidir.
Yalnızca “Kaç aldın?” diye sormayalım
Bu yüzden çocuklarımıza yalnızca “Kaç aldın?” diye sormayalım.
Bazen:
“Bugün seni ne mutlu etti?”
“Bugün ne öğrendin?”
“En çok hangi konuda zorlandın?”
“Bir daha denesen neyi farklı yapardın?”
diye soralım.
Çünkü çocuğun yalnızca sonucunu değil, sürecini de görmemiz gerekiyor.
Başaramamak değersiz olmak değildir
Bir sınavdan düşük almak dünyanın sonu değil.
Bir yarışmayı kazanamamak başarısız bir hayatın işareti değil.
Bir konuda arkadaşından geride olmak değersiz olmak değil.
Çocuklarımızın bunu bilmeye ihtiyacı var.
Onları sürekli daha yükseğe çıkmaya zorlamak yerine, düştüklerinde yeniden ayağa kalkabileceklerini öğretelim.
Çünkü hayat yalnızca kazananlardan oluşmuyor.
Hayat; kaybeden, yeniden deneyen, hata yapan, öğrenen ve yoluna devam eden insanlarla ilerliyor.
Mükemmel olma zorunluluğunu ellerinden alalım
Çocuklarımızın elinden mükemmel olma zorunluluğunu alalım.
Onlara hata yapabilecekleri güvenli bir alan bırakalım.
Ve belki de bugün kendimize şu soruyu soralım:
Çocuğum başarılı olduğunda mı daha çok sevildiğini hissediyor, yoksa başarısız olduğunda da yanımda güvende olduğunu biliyor mu?
Cevabımız, çocuğumuzun gelecekte kendisine nasıl davranacağını da belirleyecek.
Çocuğun iç sesini biz şekillendiriyoruz
Çünkü çocuk, kendisine yönelttiğimiz sesi zamanla kendi iç sesi hâline getirir.
O hâlde o iç ses;
“Daha iyi olmalısın.”
“Yetmiyorsun.”
“Başarısız oldun.”
demesin.
“Deneyebilirsin.”
“Hata yapabilirsin.”
“Yeniden başlayabilirsin.”
“Olduğun hâlinle değerlisin.”
desin.
Kendileriyle barışık yetiştirelim
Çocuklarımızı yalnızca başarılı yetiştirmeyelim.
Kendileriyle barışık yetiştirelim.
Çünkü bazen bir çocuğa bırakabileceğimiz en büyük başarı, kendisini başarısız hissetmeden büyüyebilmesidir.
Eğitim Koçu Betül Mülayim Taşkıran
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





