İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 16 Ekim 17:58
NAMAZİmsak 05:03Güneş 06:36Öğle 12:23İkindi 15:28Akşam 17:58Yatsı 19:16
⛅ Sivas 15° Parçalı bulutlu💵 USD ₺49.48💶 EUR ₺55.49
Köşe Yazıları

SELE KARIŞAN HAYALLER

ÖzetSel felaketleri, insanların hayatlarını ve yıllarca biriktirdiği emeği bir gecede yok ederken, geride kalanlara dayanışmayla yeniden başlama umudu bırakıyor.
Zehra Nihal HangişiKöşe Yazarı · · 5 dk okuma
Kırmızı zeminli grafikte başörtülü bir kadın, kolları bağlı duruyor; altta köşe yazarı ibaresi ve logo yer alıyor.
Selin ardından geriye çamur, yıkıntılar ve yıllarca biriktirilen hayatların ağır kaybı kaldı.

Bazı yağmurlar diner, ama bazı acılar hiç dinmez…

Birileri o sabah evinden çıkarken akşam döneceğini düşünüyordu. Bir anne, çocuğuna “Akşam görüşürüz,” demişti belki. Bir baba, eve dönerken alacağı ekmeği, ödeyeceği faturayı, hafta sonu yapacağı planı geçiriyordu aklından. Bir genç, geleceğine dair hayaller kuruyor; bir başkası, kavuşacağı insanın yüzünü düşünüyordu.

Sonra yağmur başladı.

Kim bilebilirdi ki gökyüzünden düşen damlalar, birilerinin hayatından eksilecek son saatlere eşlik edecekti? Kim bilebilirdi ki sıradan bir gün, bir ömrün en acı hatırasına dönüşecekti?

Suların Ardında Kalan Hayatlar

Şimdi suların çekildiği yerlerde yalnızca çamur, yıkılmış duvarlar, parçalanmış eşyalar yok. Orada yarım kalmış hayatlar var. Bir daha giyilemeyecek bayramlıklar, açılmayı bekleyen kitaplar, duvarda asılı kalmış fotoğraflar, sahibinin dönmesini bekleyen ayakkabılar var.

Bir Gecede Kaybolan Yılların Emeği

Bir de yıllarca verilen emeğin enkazı…

Ömrünü çalışarak geçirmiş, dişinden tırnağından artırarak bir ev kurmuş insanlar var. Biriktirdiği üç beş kuruşla küçük bir dükkân açmış, çocuklarına daha iyi bir gelecek sunabilmek için sabahın ilk ışığında kepenk kaldırmış esnaflar… Tarlasından, hayvanından, atölyesinden kazandığıyla ailesini geçindiren insanlar…

Belki birinin dükkânında yıllardır sattığı mallar, diğerinin deposunda bütün kışın emeği, bir başkasının evinde çocuklarının büyüdüğü hatıralar vardı.

Şimdi hepsi çamurun altında.

Bir insanın yıllarca biriktirdiği ne varsa, bir gecede önüne katıp götürebiliyor sular. Yalnızca eşyalarını değil; yeniden başlayabilmek için sakladığı parasını, yarınlara dair güvenini, çocuklarına verdiği sözleri de alıp götürüyor.

Ve bazen geriye yalnızca üzerindeki ıslak, çamurlu elbiseler kalıyor.

Felaketin Ardından Yeniden Başlamak

Düşünsenize… Bir zamanlar kapısını kendi anahtarıyla açtığınız evin önünde duruyorsunuz. İçerideki her şey size ait ama artık hiçbirine ulaşamıyorsunuz. Yıllarca çalışıp aldığınız eşyalar çamura bulanmış, biriktirdiğiniz hatıralar dağılmış, yarınınızı kurduğunuz bütün hesaplar altüst olmuş. Belki cebinizde eve dönecek yol paranız bile yok.

İnsan o an neye üzülür önce? Evinin yıkılmasına mı, emeğinin yok olmasına mı, çocuklarının geleceğine mi? Yoksa bütün bunların ortasında hâlâ hayatta olduğuna şükrederken kaybettiklerinin ağırlığını taşımaya mı?

Bazen insan, yaşadığı felaketten sağ çıkar da hayatını yeniden kuracak gücü nereden bulacağını bilemez.

İşte o çamurlu elbiselerin içinde yalnızca üşüyen bedenler yoktur. Yılların emeği, boğaza düğümlenen çaresizlik, kimseye belli edilmeyen korkular ve “Şimdi ne yapacağım?” diye soran bir yürek vardır.

Bir Haber Beklemenin Ağırlığı

Ve bir de kapı sesine kulak kesilmiş insanlar…

Telefonu her çaldığında yüreği ağzına gelen bir anne düşünün. Bilmediği numaralardan bile bir haber bekleyen, her ayak sesinde kapıya koşan, her geçen dakikayla biraz daha korkan bir eş… Belki evladının adını tekrar tekrar fısıldayan bir baba…

Dünyanın en ağır bekleyişi, bir insanın yaşayıp yaşamadığını bilmeden beklemektir. Çünkü haber alamamak, umudun bir ucundan tutup korkunun karanlığında beklemektir. İnsan, bir yandan en kötüsünü düşünürken diğer yandan kapının açılacağına inanmak ister.

Allah kimseyi böyle bir bekleyişle sınamasın.

Her Kayıp, Bir Dünyadır

Çünkü her kayıp, bir dünyadır.

Bir insanın içinde kaç hayal taşıdığını kim bilebilir? Kaç kişiye verilmiş sözü, kaç kez ertelenmiş sarılması, kaç kez “Sonra konuşuruz,” diyerek yarım bıraktığı cümlesi vardır? Kaç insanın geleceği, henüz yaşanmamış güzel günleriyle birlikte kaybolur?

Sel yalnızca önüne kattığı eşyaları sürükleyip götürmüyor. Bazen bir annenin evladıyla kurduğu yarınları, bazen bir çocuğun babasına sarılacağı akşamı, bazen de bir insanın yıllarca emek vererek kurduğu hayatı alıp götürüyor.

Ve geride kalanlar, bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir sabaha uyanıyor.

Birileri İçin Sıradan, Birileri İçin En Ağır Gün

En acısı da şu: Hayat, felaketten önce ne kadar sıradansa o kadar sıradan akmaya devam ediyor başka yerlerde. Birileri kahvesini içiyor, birileri alışveriş yapıyor, birileri ertesi günün planını hazırlıyor. Oysa bir evde zaman durmuş durumda. Bir sofrada eksik bir sandalye, bir dükkânda çamura bulanmış bir hesap defteri, bir evin köşesinde kurtarılabilmiş birkaç parça eşya var.

Birileri için yarın, yeni bir günün başlangıcıdır. Birileri içinse yeniden başlamak zorunda oldukları koca bir ömrün ilk, en ağır adımı…

İnsan, başına gelene kadar sıradan sandığı şeylerin aslında ne büyük nimet olduğunu ne zaman anlayacak?

Eve sağ salim dönebilmek… Sevdiklerinin sesini duyabilmek… Çocuğunun başını okşayabilmek… Gece başını yastığa koyduğunda yarına dair hayaller kurabilmek…

Bunlar hayatın küçük ayrıntıları değil. Hayatın ta kendisi.

Felaketlere Karşı Sorumluluk ve Dayanışma

Elbette yağmuru durduramayız. Doğanın gücünü küçümseyemeyiz. Fakat felaketlerin sonuçlarını azaltmak, insan hayatını korumak, riskleri önceden görmek ve gerekli tedbirleri almak için sorumluluklarımız var. Çünkü insan hayatı da yılların emeği de birer istatistikten ibaret değildir. Her kaybın ardında bir aile, her yıkımın ardında bir ömür vardır.

Bir felaketin ardından söylenen her söz, kaybedilen bir canın karşısında eksik kalır. Ama o canların, o evlerin, o emeklerin hatırasına borcumuz; eksik kalan sözleri sorumluluğa, dayanışmaya ve değişime dönüştürmektir.

Sele Karışıp Giden Hayaller

Bugün ben, sele karışıp giden hayalleri düşünüyorum. Belki birinin cebinde çocuklarına götürmek istediği küçücük bir hediye vardı. Belki bir başkası, uzun zamandır görmediği annesine uğrayacaktı. Belki bir esnaf, ertesi gün kazanacağı parayla birikmiş borcunu kapatacaktı. Belki bir aile, yıllardır hayalini kurduğu evin son taksitini ödemeye hazırlanıyordu.

Bilmiyoruz.

Bildiğimiz tek şey, her insanın kendine ait bir dünyası olduğu ve o dünyanın bir anda sessizliğe gömülebileceği…

Yeniden Başlayabilmek İçin Uzanan Bir El

Bu yüzden bugün biraz daha yavaş yürüyelim. Sevdiklerimizi arayalım. Seslerini duyalım. Kırgınlıklarımızı, yarına bırakmaya değmeyecek kadar küçük bulalım. Ve felaketlerin ardından geriye kalan insanlara yalnızca acıyarak bakmayalım; ellerinden tutalım, yeniden ayağa kalkabilmeleri için yanlarında olalım.

Çünkü bazen bir insana verebileceğiniz en büyük umut, kaybettiklerini geri getirmek değil, yeniden başlayabilmesi için ona yalnız olmadığını hissettirmektir.

Şimdi birileri sevdiklerinin adını haykırıyor. Birileri bir haber bekliyor. Birileri, dönmeyecek birinin yolunu gözlediğini henüz bilmiyor. Birileri de çamura bulanmış evinin, dükkânının önünde durup yıllarca kurduğu hayatın enkazına bakıyor.

Kimi sevdiğini arıyor, kimi evini, kimi ekmeğini, kimi de yarınlara inanmak için bir sebep arıyor.

Allah kayıplarımıza sağ salim kavuşmayı nasip etsin. Hayatını kaybedenlere rahmet, geride kalanlara sabır ve yeniden ayağa kalkabilmeleri için güç versin.

Ve bizlere, bir insanın kıymetini onu kaybetme ihtimaliyle yüzleşmeden anlayabilmeyi öğretsin.

Bazı Yağmurlar Hiç Dinmez

Çünkü yağmur bir gün diner. Sular çekilir. Çamur temizlenir. Yollar yeniden açılır. Duvarlar onarılır, evler yeniden kurulur, dükkânlar belki bir gün yeniden açılır.

Ama kaybedilen bir canın yeri dolmaz. Yılların emeğini yeniden kazanmak belki mümkündür; fakat o emeğin içindeki anıları, geçen zamanı, yaşanan hayatı geri getirmek mümkün değildir.

Bir insanın yokluğu, bazen bir ömür boyunca hiç dinmeyen bir yağmurdur.

Ve bazen bir insanın elinde kalan tek şey, üzerindeki çamurlu elbiselerle sarılabildiği hayattır.

O hayatı yeniden kurabilmesi için ona el uzatmak, hepimizin insanlık borcudur.

Zehra Nihal Hangişi

Yorumlar

E-posta adresiniz yayımlanmaz ve üçüncü kişilerle paylaşılmaz; yalnızca yorumunuz onaylandığında size haber vermek için kullanılır. Aydınlatma metni

İlk yorumu siz yapın.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik

Bu Haber İlginizi Çekebilir

İSTİSNANIN İKTİDARINDAN POPÜLİZMİN İKTİDARINA
Köşe Yazıları

İSTİSNANIN İKTİDARINDAN POPÜLİZMİN İKTİDARINA

Azerbaycan’da başörtülü öğrenci ve öğretmenlere yönelik kısıtlamalar, Türkiye’de seçim gündemi, siyasal hafıza ve gündem belirleme tartışmasını yeniden başlattı.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

MESLEK LİSESİ BAŞARISIZLARIN DEĞİL, ÜRETEN TÜRKİYE’NİN OKULUDUR!

Haberin Detayı →

Dost Eli

Haberin Detayı →

Şehrin Fısıltısını Duymak: Sivas Bize Ne Anlatıyor?

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı