BİR KELİMENİN ALTINDA KAÇ HAYAT EZİLİR?

Bugün meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen bir seminere katıldım. Salondan ayrılırken aklımda yalnızca anlatılanlar değil, uzun zamandır içimi rahatsız eden bir şey vardı: İnsanların bazı kelimeleri ne kadar kolay söyleyebildiği…
Kanser.
Bir çırpıda söylüyoruz. Sanki gripten, baş ağrısından, geçip gidecek sıradan bir rahatsızlıktan söz eder gibi… Birinin kanser olduğunu öğreniyor, birkaç cümle kuruyor, bazen başımızı üzgünce sallıyor ve hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Oysa biz o kelimeyi bir nefeste söylerken bir başkasının dünyası o kelimeden sonra ikiye ayrılıyor: Öncesi ve sonrası…
Bir Kelimenin Ardında Değişen Hayatlar
Bir doktorun dudaklarından dökülen birkaç kelime, insanın bütün yarınlarını değiştirebiliyor. Bir anne çocuklarının yüzüne bakarken içine binlerce ihtimal sığdırıyor. Bir kadın aynaya baktığında yalnızca bedenini değil, korkularını, belirsizliklerini, yarım kalmasından ürktüğü hayallerini de görüyor. Gecenin bir yarısı herkes uyurken, kimseye belli etmeden gözyaşı döken insanlar var. Sabah olduğunda yeniden gülümsemek, yeniden güçlü görünmek zorunda hissedenler…
Biz bir cümlede söylüyoruz; bir insan gecelerce uyuyamıyor.
Biz bir haber olarak duyuyoruz; bir aile hayatın en ağır sınavlarından biriyle yüzleşiyor.
Biz unutup gidiyoruz; bir başkası her gün yeniden öğreniyor yaşamayı.
İşte beni düşündüren tam da bu: Bir insanın hayatını altüst eden bir kelimeyi, biz nasıl bu kadar kolay telaffuz edebiliyoruz?
Elbette kelimeler hastalığı ağırlaştırmaz. Ama bazen dilimizdeki kolaylık, kalbimizdeki mesafenin göstergesi olabiliyor. Bir hastalığı anlatmakla o hastalığın içinde yaşayan insanı anlamak aynı şey değil. Çünkü hiçbir kelime, bir hastane odasında beklenen sonucu; hiçbir cümle, sevdiklerinin yüzüne bakarken yüreğinden geçenleri bütünüyle anlatmaya yetmiyor.
Farkındalık Bir Aya Sığdırılabilir mi?
Ekim ayı, meme kanseri farkındalık ayı…
Pembe kurdeleler takıyor, seminerlere katılıyor, erken tanının önemini konuşuyoruz. Ne güzel… Ama farkındalık, takvimde bir aya sığdırılacak bir duyarlılıktan ibaret kalmamalı. Kadınların kendilerini ihmal etmemesi, önerilen taramaları yaptırması, bedenlerindeki değişiklikleri önemsemesi ve gerektiğinde sağlık desteği alması için birbirimize hatırlatmalıyız. Çünkü erken tanı, meme kanserinde tedavi başarısını artırabilir.
Fakat farkındalığın bir başka yüzü daha var: Hastalığı yaşayan insanın yalnızca bedenini değil, ruhunu da görebilmek…
Her Zaman Güçlü Olmak Zorunda mı?
Bir de teselli cümlelerimiz var.
“Güçlü ol.”
“Üzülme.”
“Her şey güzel olacak.”
Peki ya korkuyorsa? Ya yorulduysa? Ya bir gün güçlü olmak istemiyorsa?
Bırakın, korksun. Bırakın, ağlasın. Her sabah yüzüne cesaret maskesi takmak zorunda kalmasın. Bir insanın acısını taşıyabilmesi için onu her an dimdik durmaya mecbur bırakmak, bazen omuzlarına bir yük daha koymaktır.
Bazen sevgi, iyileşeceğine dair söz vermek değil; sonucun ne olacağını bilmeden yanında kalabilmektir.
Ölümün Rakamları Vardır, Yasın Yoktur
Ve artık aramızda olmayanlar…
Onları birkaç istatistiğe sığdıran raporlar olabilir. Ama hiçbir rapor, bir evden eksilen kahkahayı ölçemez. Hiçbir sayı, bir çocuğun annesinin kokusunu özlerken içine çektiği havayı anlatamaz. Hiçbir veri, bir insanın ardından masada boş kalan sandalyenin sessizliğini kayda geçiremez.
Ölümün rakamları vardır belki; yasın yoktur.
Bu yüzden kanserden söz ederken sesimizi biraz alçaltalım. Hastalığı küçümsemeyelim, hastayı her gün kahraman olmaya zorlamayalım, iyileşemeyenleri yeterince savaşmamış gibi göstermeyelim. Çünkü hastalık bir irade sınavı değildir. Kimsenin yaşamı, yalnızca ne kadar güçlü olduğuyla açıklanamaz.
Hayatın Fark Edilmeyen Zenginliği
Sağlıklıysak, bunu sıradan bir günün sıradan nimeti sanmayalım.
Bir sabah ağrısız uyanabilmek, sevdiğimiz insanın sesini duyabilmek, aynada kendi yüzümüzü görebilmek, yarın için bir plan yapabilmek… Meğer hayat dediğimiz şey, çoğu zaman farkına bile varmadığımız ne büyük bir servetmiş.
Bugün katıldığım seminerden sonra bir kez daha düşündüm: Belki de asıl mesele, kanser kelimesini daha sık söylemek değil; o kelimenin arkasındaki insanı daha derinden anlayabilmek.
Çünkü hayat, hepimizin önüne aynı soruyu farklı zamanlarda koyuyor: Bir gün yardıma, merhamete, bir çift şefkatli göze ihtiyaç duyarsan, nasıl bir dünyada karşılanmak istersin?
Ben cevabımı biliyorum.
Acının sıradan bir haber, insanın bir istatistik, hastalığın da başkasının başına gelen uzak bir ihtimal sayılmadığı bir dünyada…
Kanser bir insanın bedenine dokunabilir. Ama bizim merhametimizi öldürmesine izin vermeyelim.
Çünkü bazen bir insanın hayatını kurtaramayabiliriz. Fakat onun bu dünyada yapayalnız hissetmemesini sağlayabiliriz.
Ve inanın, bazı zamanlarda insanın elinde kalan en büyük iyilik budur.
Yazar: Zehra Nihan Hangişi
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





