Âkıbetimizi gömün bir toprağa, ne mana kaldı elimizde ne bir ziyâ; karanlık bir esaretin hezimeti dokunuyor ruhumuza, liyakat istemek için hangi statüye merhaba?
Asıl mevzu efkarların arasında kaybolmak mı, Hüsranlı yarınlara olta atmak mı?
Ciddiye almayı burjuva işi sanmak mı, bizim tek derdimiz;
Huzurun kapısını aralamak mı?
Her yaralının bir sığınağa ihtiyacı vardır, tıpkı her çırağın bir ustaya ihtiyacı olduğu gibi…
Hırçın bir deniz misali; çarparken denizin dalgaları yüzünüze o zaman anlıyorsunuz büyüdüğünüzü, büyümek zorunda olduğunuzu. Hayatı nasıl betimlerseniz o şekilde okursunuz; nasıl bakarsanız o şekilde görür, algılarınızı bu biçime uygun biçersiniz.
Biz şimdi yaşamı, küçük bir dükkana benzeteceğiz. İçinde de hayata adımını yeni atmış küçük bir çırak ve hayatı derinliklerine kadar anlamlandırmış; saygın bir usta olacak…
Bir kez değil çok kez doğarsınız aslında, tıpkı sadece bir kez ölmediğiniz gibi. Kendinizden ödünler verdiğiniz bir ortam da her dakika benliğinizin parçalanması, çok kez ölmenize; huzuru iliklerinize kadar hissettiğiniz anlar da tekrar doğmanıza sebep olur. Bu sağanak yağışlı döngünün içinde çok ıslanmamak için bir dükkana sığınmak, akıllıca bir hamle olacaktır…
Hayatı yeniden yaşamak; size verilen büyük bir şanstır. Bu şansın sahibi olarak onu doğru kullanmak da büyük bir risktir zira her şans bir riske gebedir.
Girdiğiniz dükkanın içindeki ustayı fark ederek başlayalım işe; zaten oldukça ıslanmış bir
vaziyettesiniz, bir şemsiye dahi çok görülmüş size. Oturdunuz bir köşeye beklemeye başladınız.
Beklemek, çıkışında zafer varsa itaat edilmesi gereken bir eylemdir sonuçta…
Ardından bir ışık huzmesi gözünüzü alıyor; yeniliğin habercisi olsa gerek diyerekten ayağa kalkıyorsunuz. Ortamı gezmek, bu sığınağı biraz keşfetmek istiyorsunuz. Her adım attığınızda, midenizde yaşadığına inandığınız kaygınız artık sizi terk ediyor; aklınız biraz olsun sükunete esir düşüyor.
Gözlerinizin radarına duvardaki fotoğraflara takılıyor; her bir çerçevede huzurun resmedilişini fark ediyorsunuz, daha yakından incelediğiniz de aslında bu fotoğrafların her bir çırağın hikayesini anlattığını anlıyorsunuz. Gözlerinize vuran dalganın oluşturduğu bulanıklık; size geçmiş hayatınızı hatırlatmak da geri kalmıyor. Birinde çocuklarla oyun oynayan ustanın neşesi, birinde ise dersini öğrenmeye çalışan çocukların mutluluğu yansımış fotoğraflara ve çok daha fazlası..
Sonlara yaklaştığınızda da bir çerçevenin boş olduğunu görüyorsunuz, daha doğrusu şimdilik boş o çerçeve…
Bazı insanlar; dünyaya farklı amaçlarla gönderilirler. Bazıları melek gibi kanatlarını yaralı insanlara açarlar, bazıları ev misali yolunu kaybetmiş olanlara evini açar, bazıları ise yağmurdan kaçanlara dükkanlarını açar; ardından, ustalıklarının altına sahip çıktıkları çocuklarının gülüşü ile imzalarını atarlar…
Bu usta; bazen bir öğretmen bazen bir doktor bazen de bir mühendis olabilir. Hayata karşı bir çok gayeleri vardır ancak siz onları yapmış oldukları iyilik ve merhamet ile tanırsınız.
Yaralılar ve çocuklar kırmızı çizgileridir, mutlu etmek en ince hassasiyetleridir. O çerçeveleri doldurabilmek için çok fazla mücadele eder, bunun için çok çalışırlar.
Cömertlerdir, hoşgörü ve merhametleri onların usta olmasında büyük bir etkendir. Acı nedir bilirler; bu yüzden de empati kurmak ilişkilerini daha da sağlıklı bir hale getirir, hissederler ve ellerini uzatır sizi karşılıksız sığınaklarına alırlar, geriye de o çerçeveyi huzurlu anılar ile doldurmak kalır…
İşte o zaman her şey yeniden şekillenir, yeniden büyür ve tüm ilklerinizi bir kez daha yaşamaya başlarsınız. Kaç yaşında olursanız olun; içinizde ki çocuğun hayallerini burada yaşatmak ise size verilen ön fragmandır, asıl film ise burada kendinizden ödünler vermediğinizi fark etmeniz ile başlar…
İnsan bu; aradığını bulmak için pusulanın derdine düşmez, atar kendini sokağa görünmeyi bekler.
Kader bu; arayana pusulayı vermez, çıkmaz bir sokakta bir usta ile karşılaştırır…
Siz sahibinde kalsın, biz gerekeni yapalım;
En diplere düştüğünüzde sizi o karanlıktan çekip çıkaracak; size yuva olacak, ustanız ile tanışmanız dileği ile…