Köşe Yazıları

Görüldü Atılan Aşklar

Bir zamanlar aşk, kelimelerin sabırla seçildiği bir bekleyişti.

Gündem Sivas Muhabir
Gündem Sivas Muhabir
Editör
03 Mayıs 2026 07:00

Bir zamanlar aşk, kelimelerin sabırla seçildiği bir bekleyişti. İnsan, duygularını yazıya dökerken yalnızca karşısındakine değil, aslında kendine de itiraf ederdi ne hissettiğini. Mektup yazmak, bir yüzleşmeydi; cümleler aceleye gelmez, duygular kolay harcanmazdı. Şimdi ise aşk, parmak uçlarında başlıyor ve çoğu zaman yine bir ekranın soğuk ışığında son buluyor. Bir mesajın yazılıp silinmesi kadar kısa, bir “görüldü” kadar sessiz ve bir “çevrimdışı” kadar belirsiz…

Bir aile ve evlilik danışmanı olarak yıllardır farklı yaş gruplarından, farklı hayat hikâyelerine sahip binlerce insanı dinliyorum. Ortak bir değişimi görmemek mümkün değil: İlişkiler hızlandı, ama derinlik kaybetti. İnsanlar artık birini tanımak için zaman ayırmıyor; daha çok, bir ihtiyacı karşılayıp karşılamadığına bakıyor. Sanki kalpler değil de seçenekler yarışıyor. Ve bu yarışta kaybeden hep aynı şey oluyor: emek.

Eskiden beklemek vardı. Beklemek, değersizliğin değil, verilen değerin göstergesiydi. Bir mektubun gelmesini günlerce, haftalarca bekleyen bir insan, o sürede duygusunu büyütürdü. Şimdi ise birkaç saatlik gecikme bile bir şüpheye, bir kırgınlığa, hatta bir vazgeçişe dönüşebiliyor. Çünkü teknoloji yalnızca iletişimi kolaylaştırmadı; aynı zamanda tahammül eşiğini de düşürdü.

Bugünün ilişkilerinde en çok karşılaştığım cümlelerden biri şu: “Yazdı ama sonra kayboldu.”

Bu kayboluş, fiziksel bir uzaklaşmadan çok daha ağır bir iz bırakıyor. Çünkü ortada net bir bitiş yok, bir vedalaşma yok, bir hesaplaşma yok. Sadece sessizlik var. Ve bu sessizlik, çoğu zaman kişinin kendini değersiz hissetmesine, sorgulamasına ve yıpranmasına neden oluyor. Oysa geçmişte, bir ilişkinin sonu bile bir cümleye, bir açıklamaya, bir vedaya sahipti. Şimdi ise insanlar, birbirlerinin hayatından çıkarken bile sorumluluk almaktan kaçınıyor.

Burada altını çizmek gereken önemli bir nokta var: Sorun teknoloji değil, onun nasıl kullanıldığı. Teknoloji, doğru ellerde bir köprü olabilirken; yanlış kullanıldığında derin uçurumlar yaratabiliyor. Sürekli ulaşılabilir olmak, sağlıklı iletişim anlamına gelmiyor. Aksine, duyguların hızla tüketilmesine ve ilişkilerin yüzeyselleşmesine zemin hazırlıyor.

Bir başka dikkat çeken değişim ise “seçenek algısı.” Dijital dünyada insanlar, her an daha iyisini bulabileceğine inanıyor. Bu inanç, bağlılığı zayıflatıyor. Çünkü kişi, karşısındakine odaklanmak yerine, her zaman bir alternatifin mümkün olduğunu düşünüyor. Bu da ilişkilerin kırılganlaşmasına neden oluyor. En küçük bir problemde çözüm aramak yerine, yeni bir başlangıç daha cazip geliyor.

Oysa sağlıklı bir ilişki, kusursuzluk üzerine değil; eksiklikleri birlikte tamamlama iradesi üzerine kurulur. Hiçbir ilişki, ilk günkü heyecanıyla devam etmez. Ama emek varsa, o heyecan yerini daha derin bir bağlılığa bırakır. Bugün eksik olan tam da bu: kalıcılığı besleyen sabır ve sorumluluk duygusu.

Mektupların bir başka özelliği daha vardı: Hafıza. Yazılan her şey saklanır, yıllar sonra bile açılıp okunabilirdi. O satırlarda yalnızca kelimeler değil, bir dönemin duygusu yaşardı. Bugün ise ilişkilerin hafızası yok denecek kadar az. Mesajlar siliniyor, fotoğraflar kaldırılıyor, hesaplar kapatılıyor. Sanki yaşananlar hiç olmamış gibi… Oysa bastırılan her duygu, bir şekilde geri döner. Kapanmamış her hikâye, insanın içinde bir boşluk olarak kalır.

Bu yüzden bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, yavaşlamak. Duygulara yeniden zaman tanımak. Birini tanımak için acele etmemek, anlamak için çaba göstermek, sorunlar karşısında kaçmak yerine kalabilmek… Çünkü aşk hâlâ aynı yerde duruyor; değişen sadece bizim ona yaklaşma biçimimiz.

Ve belki de en acı gerçek şu:

Eskiden insanlar bir mektubu saklamak için çekmeceler yapardı.

Şimdi ise birbirini silmek için bahaneler…

Aşkın değeri, ona ne kadar hızlı ulaştığımızla değil; onun için ne kadar sabrettiğimizle ölçülür. Ve sabır, hâlâ en güçlü bağdır.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!