TAŞI UZAKTA ARAMA

Hayatımızda bir şeyler yolunda gitmediğinde çoğu zaman önce dışarıya bakarız. İşler istediğimiz gibi gitmiyorsa bir suçlu buluruz. Bir fırsatı kaçırdıysak şartları, insanları, zamanı ya da imkânları konuşuruz. Önümüzde bir engel varsa onun nereden geldiğini araştırırız.
Peki ya taş uzakta değilse?
Peki ya aradığımız engel, her gün görüştüğümüz bir insanın sözlerinde, davranışlarında veya bize karşı tutumunda saklıysa?
Bazen insan yolunun neden tıkandığını çok uzaklarda arar. Oysa bazı engeller yanı başımızdadır.
Bir hayalinizden söz edersiniz.
“Boş ver, olmaz.”
Bir iş kurmak istersiniz.
“Sen bu işi yapamazsın.”
Yeni bir eğitim almak istersiniz.
“Bu yaştan sonra ne gerek var?”
Hayatınızda bir değişiklik yapmak istersiniz.
“Eskiden böyle değildin, sen de değiştin.”
İlk duyduğunuzda bunlar sadece birkaç cümledir. Fakat aynı sözleri yıllarca duyarsanız, bir süre sonra başkasının sesi sizin içinizde konuşmaya başlar.
İşte asıl tehlike budur.
İnsan bazen önündeki taşı değil, o taşı koyanın sözlerini taşımaya başlar.
En Yakınımızdaki İnsanlar Bazen Önümüzü Kesebilir
Üstelik bunu yapan her zaman açıkça kötü niyetli biri değildir.
Bazen anne babadır.
Bazen eştir.
Bazen kardeştir.
Bazen en yakın arkadaştır.
Bazen de yıllardır hayatımızda bulunan ve “Ben seni senden daha iyi tanırım” diyen birisidir.
İnsan ilişkilerinde en zor fark edilen engellerden biri budur. Çünkü yabancıdan gelen bir söze karşı daha dikkatliyizdir. Yakınımızdan gelen sözleri ise çoğu zaman daha kolay kabul ederiz.
“Beni seviyorsa yanlış söylemez.”
Sevgi, Her Söylenenin Doğru Olduğu Anlamına Gelmez
Oysa sevgi, her söylenenin doğru olduğu anlamına gelmez.
Bir insan sizi seviyor olabilir ama kendi korkularını sizin hayatınıza taşıyor olabilir.
Kendi yaşadığı başarısızlıkları sizin geleceğiniz için ölçü haline getirebilir.
Kendi yapamadığını sizin de yapamayacağınızı düşünebilir.
Kendi korkusunu “seni koruyorum” diyerek size aktarabilir.
Başkasının Başarısını Küçültmek
Bazen de mesele sevgi bile değildir. İnsan, karşısındaki kişinin kendisinden daha ileri gitmesinden rahatsız olabilir.
Çünkü başkasının başarısı bazı insanlara kendi eksiklerini hatırlatır.
O zaman da destek vermek yerine küçümsemek başlar.
“Onun yaptığı da başarı mı?”
“Şansına denk geldi.”
“Bakalım ne kadar sürecek.”
“Biraz da abartmayı bıraksın.”
Başkasının başarısını küçültmek, insanın kendi değerini büyütmez.
Ama bazı insanlar bunu fark etmez.
Bir başkasının önünü keserek kendi yerlerini koruyabileceklerini düşünürler.
Oysa hayat böyle çalışmaz.
Siz başkasının ışığını kapattığınızda kendi ışığınız daha fazla yanmaz.
Başkasının yoluna taş koyduğunuzda sizin yolunuz genişlemez.
Başkasının cesaretini kırdığınızda sizin cesaretiniz artmaz.
Sadece bir insanın hayatına gereksiz bir yük daha eklemiş olursunuz.
Aile İçinde ve Evliliklerde Görünmeyen Engeller
Bu durum aile içinde daha da hassas bir hal alır.
Bir anne baba çocuğunu korumak isterken onun bütün kararlarını kendisi vermeye başlarsa, çocuk büyüse bile kendi kararlarını vermekte zorlanabilir.
“Senin iyiliğin için söylüyorum.”
Bu cümle çok değerlidir ama çok dikkatli kullanılmalıdır.
Çünkü gerçekten iyilik isteyen insan, karşısındakinin düşünmesine de izin verir.
Yanlış yapabileceğini söyler ama hata yapma hakkını elinden almaz.
Riskleri anlatır ama bütün yolları kapatmaz.
Çocuğuna güvenmeyi öğrenir.
Eşler Birbirinin Yolunu Kapatmamalı
Evliliklerde de aynı hassasiyet vardır.
Eşlerden biri diğerinin gelişmesini istemediğinde bunu her zaman açık bir şekilde göstermez. Bazen sürekli eleştirir. Bazen küçümser. Bazen yeni bir fikri daha başlamadan bitirir.
Bir eşin diğerine “Sen bunu yapamazsın” demesi sadece o anki planı etkilemez.
Tekrarlanan bu cümleler zamanla kişinin kendisine bakışını da etkileyebilir.
Bu nedenle sağlıklı bir ilişkide birbirimizin önüne taş koymak yerine, birbirimizin yolunu nasıl daha güvenli hale getirebileceğimizi düşünmeliyiz.
Her Eleştiri Engel Değildir
Fakat burada önemli bir ayrım var.
Her eleştiri engel değildir.
Her uyarı kötü niyet değildir.
Her karşı çıkış kıskançlık değildir.
Bunu birbirinden ayırmak gerekir.
Bazen gerçekten yanlış bir karar veriyor olabiliriz.
Bazen bir insan bizi durdurur çünkü düşeceğimiz yeri bizden önce görmüştür.
Gerçek Dostun Farkı
Gerçek dostun farkı da burada ortaya çıkar.
Sizi durdurduğunda küçültmez.
Yanlışınızı söylediğinde değerinizi sorgulamaz.
“Bunu yapma” derken gerekçesini anlatır.
Ve karar sizin olduğunda, yanınızda kalmaya devam eder.
Engel olan kişi ise çoğu zaman açıklamak yerine küçümser.
Sizi düşündürmek yerine korkutur.
Yol göstermek yerine yolunuzu kapatır.
İşte taşı uzakta aramamak biraz da bunu fark etmektir.
Peki Biz Kimin Yoluna Taş Koyuyoruz?
Hayatımızda bizi aşağı çeken ilişkileri fark etmek kadar, bizim başkalarının hayatındaki yerimizi de sorgulamamız gerekir.
Çünkü bu yazının sorusu yalnızca “Kim benim önüme taş koyuyor?” olmamalı.
Bir de şu soruyu sormalıyız:
“Ben kimin yoluna taş koyuyorum?”
Belki farkında olmadan çocuğumuzun.
Belki eşimizin.
Belki kardeşimizin.
Belki bir arkadaşımızın.
Belki de birlikte çalıştığımız bir insanın.
Bazen söylediğimiz tek bir cümle, karşımızdaki insanın gününü değil, kararını değiştirebilir.
“Sen yapamazsın.”
“Bundan sana hayır gelmez.”
“Senin neyine?”
“Bırak, boşuna uğraşma.”
Bunları söylerken kendimizi haklı bulabiliriz.
Ama karşımızdaki insanın o sözleri nasıl taşıyacağını bilmiyoruz.
Bu nedenle insan ilişkilerinde biraz daha dikkatli olmak gerekiyor.
Birinin hayatına yön vermek kolaydır.
Ama o yönün sonucunu o insan yaşayacaktır.
Hepimizin zaman zaman durup kendimize bakması gerekiyor.
Hayatımızda bizi destekleyen insanlar kim?
Bizi sürekli küçümseyenler kim?
Ve daha önemlisi, biz başkalarına nasıl davranıyoruz?
Çünkü bazen insan yıllarca kendi önündeki taşı arar da, o taşı başkasının yoluna kendisinin koyduğunu fark etmez.
Birbirimizin Yoluna Taş Koymayalım
Hayat birbirimizin önünü kapatmak için yeterince zor.
Bir de birbirimizin yoluna bilerek taş koymayalım.
Bir insanın önünü açmak, bazen ona verebileceğimiz en büyük destektir.
Bir cümleyle cesaret vermek, bir fırsatı paylaşmak, başarısını takdir etmek, düştüğünde elinden tutmak...
Bunların hiçbirinin bize maliyeti yok.
Ama karşımızdaki insan için değeri çok büyük olabilir.
Bu yüzden bugün çevremize biraz daha dikkatli bakalım.
Belki de aradığımız taş çok uzakta değildir.
Belki yanı başımızdadır.
Belki de o taşı kimin koyduğunu değil, neden orada durduğunu anlamamız gerekiyordur.
Ve bazen en zor soru şudur:
Taşı uzakta arıyoruz da, acaba o taşı biz mi koyduk?
Tolga Turan
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





