İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 23 Eylül 19:20
NAMAZİmsak 04:40Güneş 06:13Öğle 12:29İkindi 15:54Akşam 18:35Yatsı 19:53
Sivas 21° Parçalı bulutlu💵 USD 48.83💶 EUR 55.92
Köşe Yazıları

Soğuk Odada Sıcak Evraklar: Yazıcıoğlu Dosyasının Gizli Külliyatı

ÖzetMuhsin Yazıcıoğlu'nun 2009'daki helikopter kazası, yapılan derinlemesine incelemelerle organize bir suikast olarak değerlendirilmektedir.
Hazal Yağmur KeskinKöşe Yazarı · · 3 dk okuma
Kırmızı arka planda, başında başörtüsü olan bir kadın, gülümseyerek kameraya bakıyor.

25 Mart 2009 tarihinde Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin vefatıyla sonuçlanan helikopter kazası, adli makamların derinleştirdiği soruşturmalar, radar analizleri ve uzman raporları doğrultusunda artık basit bir "hava muhalefeti kazası" olmaktan çıkmıştır. Ortaya çıkan somut deliller, bu olayın sinsi bir planlama ve askeri-bürokratik bir iş birliğiyle icra edilmiş organize bir suikast olduğunu net bir şekilde kanıtlamaktadır. Dosyayı incelediğimizde, suikast zincirini oluşturan dört temel halka karşımıza çıkmaktadır.

Bu zincirin ilk ve en somut halkası, enkaz alanında yaşanan organize delil karartma eylemidir. Helikopterin uçuş verilerini, rotasını ve maruz kaldığı anlık değişimleri kaydeden en kritik veri depoları olan Argus 5000 ve Skymap II GPS cihazları, kaza kırım ekibi kılığındaki askeri personel tarafından tornavidalarla sökülerek çalınmıştır. Normal şartlarda enkaz bütünlüğünü koruması gereken bu kişilerin, cihazları yok etmeye çalışması rasyonel bir havacılık mantığıyla açıklanamaz. Bu hırsızlığın yegane amacı, helikopterin son dakikalarda maruz kaldığı elektronik sinyal bozucuları (jammer müdahalelerini) ve anormal rota hareketlerini gizlemektir. Nitekim bu personelin daha sonra adli makamlarca "delil karartma" suçundan mahkum edilmesi, bu eylemin münferit bir hırsızlık değil, suikastın izlerini silmeye yönelik organize bir irade olduğunu hukuken tescillemiştir.

Olayın mekanik boyutunu incelediğimizde ise karşımıza Hava Kuvvetleri'ne ait jet hareketliliği çıkmaktadır. Siber uzmanların silinen radar log kayıtlarını geri getirmesiyle, helikopterin düştüğü tam o saniyelerde bölgede F-4 ve F-16 savaş jetlerinin çok aktif bir uçuş gerçekleştirdiği kesinleşmiştir. Sivil ve korumasız bir helikopterin çok yakınından yüksek süratle geçen bu jetlerin arkalarında bıraktığı devasa hava girdabı, havacılık literatüründe "wake turbulence" (dümen suyu türbülansı) olarak adlandırılır. Savaş jetlerinin yarattığı bu yapay fırtına, Bell 206 tipi hafif bir helikopterin pervane sistemini anında kilitleyecek ve havada tutunma gücünü sıfırlayarak onu saniyeler içinde dikine bir düşüşe zorlayacak güçtedir. Jet izlerinin ilk etapta gizlenmeye çalışılması, helikoptere havada mekanik bir tuzak kurulduğunu gösteren en net suikast kanıtlarından biridir.

Suikastın bir diğer gizli halkası ise adli tıp raporlarındaki biyolojik bulgulardır. Yapılan toksikolojik incelemelerde, hayatını kaybeden bazı kişilerin kanında normal sınırların çok üzerinde karbonmonoksit gazı tespit edilmiştir. Motoru arkada bulunan ve kabin izolasyonu tam olan bu model bir helikopterde, uçuş esnasında içeriye bu denli yüksek oranda gaz sızması teknik olarak imkansızdır. Bu durum, helikopter henüz havadayken kabin içi havalandırma veya ısıtma sistemine harici bir müdahale yapıldığını ortaya koymaktadır. Pilotun ve yolcuların karbonmonoksit zehirlenmesiyle bilinç kaybına ve fiziki iş göremezlik durumuna maruz bırakıldığı anlaşılmaktadır; nitekim pilotun son dakikalarda acil durum (Mayday) çağrısı bile yapamamış olması bu sinsi biyolojik sabotajı doğrulamaktadır.

Planın son ve en acımasız halkası ise arama kurtarma faaliyetlerinin sabote edilerek zamana yayılmasıdır. Helikopterin düştüğü andan itibaren emniyet istihbarat mekanizmaları üzerinden dönemin mülki amirlerine "Yazıcıoğlu sağ olarak kurtarıldı, hastaneye sevk ediliyor" şeklinde asılsız bir rapor servis edilmiştir. Bu kasıtlı bilgi kirliliği, arama kurtarma birimlerinin koordinasyonunu felç etmiş, baz istasyonlarından gelen gerçek coğrafi konum verileri örtbas edilerek ekipler Keş Dağı'nın tam aksi istikametine yönlendirilmiştir. Enkaz başında saatlerce hayatta kalan ve telefonla yardım isteyen muhabir İsmail Güneş ile donma evresindeki diğer kazazedelerin ilk 48 saatlik hayati süre içinde donarak ölmelerini garanti altına almayı amaçlayan bu dezenformasyon zinciri, kaza kurgusunun lojistik ve bürokratik ayağını oluşturmaktadır.

Sonuç olarak; cihazların sökülerek teknik izlerin silinmesi, radar kayıtlarıyla sabit yakın jet uçuşlarının yarattığı hava tuzağı, kandaki zehirli gaz bulguları ve arama kurtarma çalışmalarının sahte istihbaratla engellenmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, karşımızda bir kaza değil, devletin hassas organlarına sızmış illegal bir konsorsiyum tarafından tasarlanmış nitelikli bir suikast durmaktadır. Bu nedenle davanın bir havacılık kazası olarak değil, organize bir suikast dosyası olarak Ağır Ceza Mahkemesi boyutunda yürütülmesi adli isabetliliğin ve adaletin bir gereğidir.

Yorumlar

E-posta adresiniz yayımlanmaz ve üçüncü kişilerle paylaşılmaz; yalnızca yorumunuz onaylandığında size haber vermek için kullanılır. Aydınlatma metni

İlk yorumu siz yapın.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik

Bu Haber İlginizi Çekebilir

Öğretmen Sınıfta, Veli Nerede Durmalı?
Köşe Yazıları

Öğretmen Sınıfta, Veli Nerede Durmalı?

Velilerin öğretmenin sınıf yönetimi, ödev ve not kararlarına müdahalesi, çocukların sorumluluk gelişimini olumsuz etkiliyor; eğitimde iş birliği ve güven önem taşıyor.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

TERÖRÜ TOPLUMA KAZANDIRMAK TOPLUMU TERÖRE KAZANDIRMAKTIR

Haberin Detayı →

KÖTÜLÜĞE NE ZAMAN ALIŞTIK?

Haberin Detayı →

Bilgi Yok, Hüküm Çok

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı