Köşe Yazıları

Menfaat Savaşında Çocuk Kalabilmek

Toplumumuzda son dönemde anne-babalık ve aile dinamikleri üzerine yürütülen her tartışmada sihirli bir koruma kalkanı öne sürülüyor:

Gülnur DEDE
Gülnur DEDE
Editör
17 Haziran 2026 09:47

Toplumumuzda son dönemde anne-babalık ve aile dinamikleri üzerine yürütülen her tartışmada sihirli bir koruma kalkanı öne sürülüyor: "Çocuğun iyiliği ve menfaatleri." Herkes kendi uyguladığı yöntemin, aldığı kararın merkezine bu cümleyi yerleştiriyor. Ancak sahadaki gerçekler ne yazık ki bu süslü ifadenin ağırlığı altında ezilen kayıp bir nesle işaret ediyor.

Bir aile danışmanı olarak seanslarımda gözlemlediğim acı bir gerçek var: Büyüklerin dünyasındaki çatışmaların, bitmeyen ego savaşlarının ve kişisel hesaplaşmaların faturası sinsice en zayıf halkaya, yani evlatlara kesiliyor. Peki, dillerden düşmeyen bu gerçek menfaat kavramı tam olarak neyi kapsıyor, nerede suiistimal ediliyor?

İnatlaşmaların Merkezindeki Kurbanlar

Ülkemizdeki en temel sıkıntıların başında, eşlerin kendi aralarındaki köprüleri yıkarken çocukları birer mücadele aracına dönüştürmesi geliyor. Karşı tarafa olan hıncını evladı üzerinden almaya çalışmak, görüş günlerini birer yaptırım mekanizması haline getirmek ya da diğer ebeveyni sürekli karalayarak çocuğun zihninde güvensizlik tohumları ekmek maalesef çok yaygın. Bu hırpalayıcı süreçleri yöneten yetişkinler ise vicdanlarını susturmak için hep o klişe savunmaya geçiyorlar: "Ben onun geleceğini koruyorum."

Burada açıkça görülüyor ki, amaç çocuğun ruhsal dengesini korumak değil; yetişkinin kendi intikamını ve haklılığını tescilleme arzusudur. Büyüklerin açtığı bu cephelerde ruhu ezilen çocuklar, ne yazık ki bencilce hırsların en büyük mağdurları haline geliyorlar.

Sevgisiz Evlerin Ruhsal Bedeli

Bir diğer yaygın ebeveyn yanılgısı da mutsuz, kavgalı ve gerilim dolu evlilikleri güya "çocuk zarar görmesin" diyerek zorla sürdürme çabasıdır. Sürekli bir çatışma atmosferinin veya buz gibi bir yabancılaşmanın hakim olduğu evlerde büyüyen çocuklar, söylenmeyen tüm nefreti ve öfkeyi en derinden hissederler. Aynaya bakıp dürüstçe sormak gerekir: Çatışmalı bir çatının altında huzursuzca yaşamak mı çocuğun faydasınadır, yoksa sakin ve güvenli bir ortamda büyümek mi?

Çocuğun en temel gereksinimi, anne-babasının zoraki beraberliği değil, soluduğu evin huzurudur. Yetişkinlerin kendi ilişkisel tıkanıklıklarının bedeli, çocukların ruh sağlığı zedelenerek ödenemez.

Erken Büyümek Zorunda Kalan Sırdaşlar

Toplumumuzda sıkça yapılan bir diğer pedagojik hata da çocukları yetişkin sorunlarına ortak etmektir. Kendi yalnızlığını, eşine olan kırgınlıklarını veya hayatın getirdiği ağır yükleri çocuğuna aktaran, onu adeta bir arkadaş gibi konumlandıran ebeveynler en büyük zararı veriyorlar. Bir çocuğun o narin omuzları, yetişkinlerin dünyasındaki hayal kırıklıklarını taşıyamaz. Onu dert ortağı yapmak, elinden çocukluğunu çalmaktır. Gerçek menfaat, onun sadece kendi yaşını yaşamasına izin vermek ve büyüklerin fırtınalarından onu tamamen uzak tutmaktır.

Sonuç Olarak

Bu kavram süslü bir teoriden çıkıp gerçek bir ahlaki pusulaya dönüşmediği müddetçe bu mağduriyetlerin önüne geçemeyiz. Çocuğun hakkını gözetmek; bizler kendi hırslarımızı, egolarımızı ve haklı çıkma arzularımızı bir kenara bıraktığımızda başlar. Bu hafta evlerinizdeki iklime bu gözle bakın. Çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras, başarı zorlamaları değil, saygıyla korunan bir çocukluk dönemidir.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!