İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 3 Eylül 19:20
NAMAZİmsak 04:17Güneş 05:55Öğle 12:36İkindi 16:15Akşam 19:07Yatsı 20:29
☀️ Sivas 21° Açık💵 USD 48.33💶 EUR 55.98
Köşe Yazıları

Kutsal Mağduriyetin Şovu: Karnaval Şakirtleri

ÖzetKarne günü, Türkiye'deki okullarda sosyal medya bağımlılığı ve gösterişin gölgesinde bir tiyatroya dönüşüyor. Eğitimde gerçek değerler kayboluyor.
Hazal Yağmur KeskinKöşe Yazarı · · Güncellendi: · 2 dk okuma
Kırmızı arka planda, başörtülü bir kadın gülümseyerek kameraya bakıyor.

Eğitim öğretim yılının son günü geldiğinde, Türkiye’nin her okul bahçesinde aynı absürt tiyatro sahnelenir. Adına "karne günü" denilen, ama özünde ne pedagojiyle ne de çocukla zerre alakası kalmayan bir modern zaman histerisi bu. Olay artık bir başarı ya da başarısızlık muhasebesi değil; iki tarafın –yani sosyal medya bağımlısı veli ile "en fedakar ben olmalıyım" yarışındaki öğretmenin– karşılıklı narsizm ayinidir.

Gelin, bu tiyatronun ilk perdesine, yani o "en fedakar benim" teşhiriyle gözleri kör eden öğretmen profiline bakalım. Sosyal medyanın hayatımızın orta yerine sıçramasından beri, öğretmenlik mesleği ne yazık ki sessizce yapılan bir kamu hizmeti olmaktan çıktı. Artık makbul olan öğretmen; iyi ders anlatan, çocuğun ruhuna dokunan değil; yaptığı her asgari görevi bir "destan" gibi pazarlayabilendir. Sınıfa aldığı iki fon kartonunu, cebinden harcadığı üç kuruşu, sanki cepheye mermi taşıyan Elif Ana edasıyla reels videolarına meze yapan bir kitle türedi. "Ben bu çocuklara hayatımı verdim" ajitasyonunun altında, aslında koskoca bir "Beni övün, beni beğenin, beni paylaşın" çığlığı yatıyor. Kimse kusura bakmasın ama bu, fedakarlık değil, düpedüz kutsal mağduriyetin ticari ve dijital teşhiridir. Gerçek fedakarlık, arkasında kamera ordusu ya da akıllı telefon ışığı olmadan, o sınıfın kapısı kapandığında sessizce yapılan şeydir. Görünür kılmak için çırpındığınız her iyilik, aslında egonuzun halkla ilişkiler çalışmasıdır.

Gelelim bu şovun büyük finaline: Karne günleri. Eskiden karne günü, heyecanla karışık bir sessizlik, bir iç muhasebe dönemiydi. Şimdilerde ise adeta taşra düğünlerini aratmayan, görgüsüzlük sınırlarını zorlayan birer "gelin çıkarma töreni".

O neyin şatafatıdır Allah aşkına? Kırmızı halılar, tül süslemeler, konfetiler, bando takımları, lüks organizasyon şirketlerinden kiralanmış devasa balon kemerleri… İlkokul bitiren çocuk, sanki nükleer fizik alanında Nobel ödülü almış gibi bir şovun öznesi haline getiriliyor. Sınıflar bir eğitim yuvası olmaktan çıkıp, düğün salonu kırması yapay setlere dönüştürülmüş durumda.

Peki, bu şaşaanın ortasında çocuk nerede?

Çocuk yok. Çocuk, sadece velinin Instagram hikayesinde "Bakın ben ne kadar harika bir ebeveynim, çocuğuma nasıl da böyle bir gün yaşatıyorum" diyebilmesi için kullanılan birer dekor. Öğretmen için ise "Bakın ben sınıfıma ne kadar hakimim ve ne kadar seviliyorum" vizyonunun canlı kanıtı.

Bu durumun pedagojik faturası ise kelimenin tam anlamıyla bir yıkımdır. Biz bu çocuklara hayatın gerçekliğini, emeğin değerini, başarısızlığın da başarının bir parçası olduğunu nasıl anlatacağız? Her şeyi bir karnavala, her anı bir tüketime dönüştürerek büyüttüğümüz bu çocukların, yarın hayatın ilk sert rüzgarında darmadağın olmayacağını kim garanti edebilir? Karne, bir sonuç belgesidir; hayatın sonu ya da bir saray düğünü davetiyesi değil.

Eğitimi bu derece ayağa düşüren, onu bir görsellik ve gösteriş yarışına alet eden her iki taraf da suçludur. Öğretmen, mesleğinin ağırlığını sosyal medyadaki üç-beş bin beğeniye feda etmemelidir; veli ise çocuğunun eğitimini kendi tatminsizliklerinin tatmin aracı olarak görmekten vazgeçmelidir.

Okul bahçelerini gelin çıkarma alanına, sınıfları ise şov sahnesine çevirmeyi bırakın. Çocukların eline o süslü püslü, içi boşaltılmış kutuları değil; gerçekten öğrenmenin keyfini ve emeğin vakur sessizliğini verin. Çünkü bu sahte ışıltılar söndüğünde, geriye sadece hayatın o gri ve çıplak gerçekliği kalacak ve o gün hiçbir konfeti çocuklarınızı kurtarmaya yetmeyecek.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

4 EYLÜL: BİR MİLLETİN KALBİNİN ATTIĞI ŞEHİR
Köşe Yazıları

4 EYLÜL: BİR MİLLETİN KALBİNİN ATTIĞI ŞEHİR

4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal öncülüğünde toplanan millet, bağımsızlık ve irade kararlılığıyla Kurtuluş Mücadelesi’nin temelini attı.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

TOPLULUK OLMA İHTİYACI VE “BİZ” DÜŞÜNCESİ

Haberin Detayı →

SİVAS’TA HERKESİN ACELESİ VAR, AMA KİMSENİN GÜLÜMSEMEYE VAKTİ YOK!

Haberin Detayı →

Özel Hayat Sokağa Çıkınca

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı