Köşe Yazıları

Evlilikte "Haklı Olma" Yarışı

Ofisime gelen çiftlerin sohbetlerinde, bazen kendimi bir danışmandan ziyade, hararetli bir maçın ortasındaki hakem gibi hissettiğim anlar olur.

Gündem Sivas Muhabir
Gündem Sivas Muhabir
Editör
01 Temmuz 2026 05:00

Ofisime gelen çiftlerin sohbetlerinde, bazen kendimi bir danışmandan ziyade, hararetli bir maçın ortasındaki hakem gibi hissettiğim anlar olur. Taraflar geçmişten bugüne tutulmuş koca bir defterle gelir masaya. Kim, ne zaman, hangi kelimeyi söylemiş; kim, nerede, nasıl davranmış...

Herkes kendi haklılığının delillerini sunarken, karşı tarafa gol atmanın, o maçı kazanmanın peşindedir. Ancak evlilik söz konusu olduğunda, o görünmez skor tablosunda bir taraf kazandığını ilan ediyorsa, aslında her iki taraf da çoktan kaybetmiştir.
Haftanın tam ortasındayız, çarşamba.

Hayatın koşturmacasının, iş ve ev sorumluluklarının en yoğun olduğu gün. Tam da bu yorgunluk anlarında, eşinizle aranızda çıkan ufacık bir tartışmanın nasıl bir anda büyüyüp bir güç savaşına dönüştüğünü hiç fark ettiniz mi?

Konunun ne olduğunun bir önemi kalmaz artık; bulaşıkların makineye dizilmesinden tutun da aile ziyaretlerine kadar her şey, "Ben haklıyım" bayrağını dikmek için birer araca dönüşür.

Rakip Değil, Takım Arkadaşı

Bir evliliği en çok yıpratan dinamiklerden biri, çiftlerin birbirini hayat arkadaşı olarak görmek yerine, aynı sahada birbiriyle yarışan iki rakip gibi konumlandırmasıdır. Tartışma anlarında odak noktası sorunu çözmek ve köprü kurmak olduğunda ilişki büyür. Fakat odak noktası "Benim dediğim doğru, sen hatalısın" diyerek karşı tarafı haksız çıkarmak olduğunda, araya aşılması güç duvarlar örülür.

Haklı çıkma arzusu, insan egosunun en büyük tuzaklarından biridir. Eşinizi haksız çıkardığınızda, ona kendisini suçlu ve eksik hissettirdiğinizde kazandığınız o anlık zafer duygusu, aslında evliliğinizin samimiyetinden çalınmış bir parçadır. Çünkü evlilik, bir galibi ve mağlubu olan bir oyun değildir. Eşinizin kaybettiği bir senaryoda, sizin mutlu olmanız mümkün müdür?

Masanın Aynı Tarafına Geçebilmek

Bir aile danışmanı olarak masamın diğer tarafında oturan çiftlere her zaman söylediğim bir şey vardır: Sorunu karşınıza alıp birbirinizle savaşmayın; birbirinizi yanınıza alıp sorunla savaşın. İletişimi bir ego mücadelesi olmaktan çıkarmanın yolu, masanın karşı taraflarından kalkıp aynı tarafa oturabilmektir.

"Sen" yerine "Biz" diyebilmek: "Sen zaten hep böyle yapıyorsun" suçlaması, karşı tarafta doğrudan bir savunma ve saldırı mekanizması uyandırır. Bunun yerine "Bu durum beni kırıyor ve biz bu sorunu nasıl çözebiliriz?" yaklaşımı, maçı bitirip iş birliğini başlatır.

Haklı olmayı değil, mutlu olmayı seçmek: Bazen bir tartışmada tamamen haklı olabilirsiniz. Ancak o haklılığı eşinizin yüzüne bir çarpma aracı olarak kullanmak yerine, "Şu an kırgınım ama seninle orta yolu bulmak istiyorum" diyebilmek, ilişkinin olgunluğudur.

Son Çağrı: Skor Defterini Kapatmak

Eğer evliliğinizde sürekli geçmiş hataların çetelesini tutuyor, her tartışmada o eski sayfaları yeniden açıp puan toplamaya çalışıyorsanız, o skor defterini artık kapatmanın vakti gelmiş demektir. İlişkileri ayakta tutan şey kusursuz olmak ya da hiç hata yapmamak değil; hataların içinden el ele çıkabilme becerisidir.

Bu çarşamba, eşinizle aranızda bir fikir ayrılığı yaşandığında durun ve kendinize şu soruyu sorun: "Şu an bu tartışmayı kazanmak mı benim için daha önemli, yoksa eşimin kalbini kazanmak mı?" Unutmayın; evlilik iki kişilik bir takımdır ve bu takımda ya birlikte kazanılır ya da birlikte kaybedilir.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!