Evlilikte her sorun bağırarak başlamaz. Bazı ilişkilerde kırgınlıklar sessiz büyür. İnsan zamanla kendini sürekli suçlu hissetmeye, söylediklerini sorgulamaya ve kendi duygularından şüphe etmeye başlayabilir. İşte tam da bu noktada ilişkilerde manipülasyon denilen görünmeyen iletişim problemi ortaya çıkar.
Manipülasyon, bir kişiyi baskı altına almak ya da yönlendirmek amacıyla yapılan bilinçli veya bazen farkında olmadan gelişen davranış biçimidir. Üstelik çoğu zaman sert sözlerle değil, ince cümlelerle ilerler. Bu nedenle birçok insan yaşadığı durumun sağlıksız bir iletişim biçimi olduğunu uzun süre fark edemez.
“Ben senin iyiliğin için söylüyorum.” “Her şeyi yanlış anlıyorsun.” “Sen çok hassassın.” “Bunu büyüten sensin.”
Bu tarz ifadeler tek başına büyük bir sorun gibi görünmeyebilir. Ancak sürekli tekrarlandığında kişinin kendine olan güvenini zedeleyebilir. İnsan bir süre sonra kendi hislerinden bile emin olamamaya başlar.
Günümüzde birçok çift ilişkisinde iletişim problemi yaşarken aslında farkında olmadan birbirine psikolojik baskı uygulayabiliyor. Kimi zaman susarak, kimi zaman ilgiyi geri çekerek, kimi zaman da sürekli karşı tarafı suçlayarak ilişki içinde dengesiz bir alan oluşabiliyor.
Özellikle duygusal yakınlığın zayıfladığı evliliklerde manipülatif davranışlar daha görünür hale geliyor. Çünkü insanlar anlaşılmadığında, görülmediğini düşündüğünde ya da değersiz hissettiğinde savunma mekanizmaları geliştirebiliyor.
Bazı insanlar kırıldığını açıkça söylemek yerine karşı tarafı suçlamayı tercih ediyor. Bazıları sessiz kalarak cezalandırıyor. Bazıları ise sürekli mağdur rolünde kalarak karşı tarafın suçluluk hissetmesine neden oluyor.
Oysa sağlıklı bir ilişkide amaç karşı tarafı yönetmek değil, anlamaya çalışmaktır.
Manipülasyonun en yıpratıcı tarafı, ilişkinin güven duygusunu yavaş yavaş zedelemesidir. Çünkü kişi sürekli kendini açıklamak zorunda hissediyorsa, söyledikleri değersizleştiriliyorsa ya da her tartışmada suçlu ilan ediliyorsa zamanla duygusal olarak geri çekilmeye başlar.
Birçok evlilikte sorun aslında sevgisizlik değildir. Sorun, insanların kendini ilişkide güvende hissedememesidir.
Sağlıklı iletişimde insanlar korkmadan konuşabilir. Düşüncelerini rahatça ifade edebilir. Hata yaptığında aşağılanmadan konuşulacağını bilir.
İlişkilerde bazen en büyük yara yüksek ses değil, sürekli hissedilen değersizlik duygusudur.
Bu nedenle çiftlerin iletişim şekline dikkat etmesi gerekir. Haklı çıkmaya çalışmak yerine anlamaya odaklanmak, suçlamak yerine duyguyu anlatabilmek ve karşı tarafı değiştirmeye çalışmak yerine empati kurabilmek ilişkinin dengesini korur.
Çünkü evlilik bir güç savaşı değil, duygusal ortaklıktır.
Sevgi baskıyla büyümez. Kontrol ile güçlenmez. İnsan kendini güvende hissettiği yerde yakınlık kurabilir.
Belki de bu yüzden ilişkilerde sorulması gereken en önemli soru şudur:
“Ben eşimi anlamaya mı çalışıyorum, yoksa onu kendi istediğim şekilde davranmaya mı zorluyorum?”
Çünkü bazı ilişkileri bitiren şey büyük kavgalar değil, sevginin içine gizlenen görünmeyen baskıdır.