Muhabir: Gizem TÜRKMEN
Polietilen ve polipropilen krizinde fiyatlar %40 arttı. Küresel hammadde krizi otomotivden gıdaya tüm üretim zincirini etkiliyor.
Küresel ölçekte plastik ve petrokimya hammaddelerinde yaşanan arz sıkıntısı, sanayide yeni bir kriz dalgasını tetikledi. Polietilen ve polipropilen fiyatlarının kısa sürede yüzde 40’a kadar yükselmesi üretim maliyetlerini artırırken, bazı tedarikçilerin “mücbir sebep” ilan ederek siparişleri iptal etmesi üretim hatlarının durma riskini gündeme getirdi. Uzmanlar, krizin Türkiye’nin sanayi değer zincirini de ciddi şekilde etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel plastik hammadde krizi üretim zincirini tehdit ediyor
Küresel ekonomide yeni bir hammadde krizi gündeme geldi. Otomotiv, gıda ambalajı, tekstil, elektronik ve beyaz eşya üretimi gibi birçok sektörde kritik rol oynayan plastik ve petrokimya hammaddelerinde yaşanan arz sıkıntısı, üretim maliyetlerini hızla artırıyor. Özellikle polietilen (PE) ve polipropilen (PP) gibi temel plastik girdilerinde yaşanan fiyat artışları, sanayi üretiminin sürdürülebilirliği konusunda endişeleri büyütüyor.
Pandemi döneminde dünya ekonomisini derinden etkileyen ve üretim süreçlerini aksatan çip krizinin ardından, bu kez plastik hammaddelerinde benzer bir darboğaz yaşanıyor. Uzmanlara göre Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve uluslararası lojistik hatlarında yaşanan aksaklıklar, sanayinin temel girdileri arasında yer alan polimer hammaddelerine erişimi zorlaştırdı. Bu gelişmeler, küresel üretim zincirinde yeni bir kırılganlık yaratıyor.
Sanayi sektörüne ilişkin gelişmeler Türkiye’de de yakından takip edilirken, ekonomik etkileriyle ilgili değerlendirmeler sık sık ekonomi haberleri ve sanayi gelişmeleri kapsamında gündeme geliyor.
Polietilen ve polipropilen fiyatlarında sert yükseliş
Küresel hammadde piyasalarında mart ayı itibarıyla uzun süredir devam eden arz fazlası dönemi sona erdi. Yerini ise piyasalarda “panik kaynaklı kıtlık” olarak tanımlanan yeni bir sürece bıraktı. Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre polipropilen ve polietilen gibi temel plastik hammaddelerinde fiyatlar kısa sürede yüzde 20 ile yüzde 40 arasında artış gösterdi.
Bazı tedarikçilerin aynı hafta içinde birkaç kez fiyat güncellemesi yaptığı, hatta bazı şirketlerin ellerindeki stokları satmak yerine piyasadaki gelişmeleri izlemek için beklemeyi tercih ettiği ifade ediliyor. Bu durum, hammaddeye erişimde ciddi belirsizlikler yaratırken üreticilerin planlama süreçlerini de zorlaştırıyor.
Sanayi uzmanlarına göre bu tür dalgalanmalar yalnızca plastik üreticilerini değil, ambalaj sektöründen otomotive kadar geniş bir üretim ağına sahip olan birçok sektörü doğrudan etkiliyor.
Orta Doğu kaynaklı sevkiyat sorunları krizi derinleştiriyor
Krizin büyümesinde en önemli faktörlerden biri ise Körfez bölgesindeki üretici ülkelerde yaşanan lojistik ve sigorta sorunları oldu. Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) merkezli büyük üreticilerin sevkiyatları geçici olarak durdurması veya azaltması, küresel arzın daralmasına yol açtı.
Öte yandan uluslararası kimya sektörünün önemli oyuncularından Japonya merkezli Mitsubishi ve Mitsui gibi şirketlerin de üretim kapasitelerini düşürmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Nakliye maliyetlerinde yaşanan artış da krizi derinleştiren diğer bir unsur olarak öne çıkıyor. Bazı sevkiyatlarda ton başına yaklaşık 100 dolara varan ek taşıma maliyetlerinin ortaya çıktığı bildiriliyor.
Türkiye’nin plastik hammaddesi ithalatında önemli ölçüde Orta Doğu pazarına bağımlı olması, yaşanan gelişmelerin yerli sanayi üzerindeki riskini artırıyor. Sanayi ve ticaret politikalarına ilişkin güncel gelişmeler ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da yakından izleniyor.
Plastik sektörü: Türkiye’nin değer zinciri risk altında
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, plastik hammaddelerinde yaşanan sıkıntının sanayinin geniş bir alanını etkilediğine dikkat çekiyor. Eroğlu’na göre plastik artık yalnızca ambalaj üretiminde kullanılan bir malzeme değil; otomotiv, beyaz eşya, elektronik ve tekstil gibi sektörlerin de temel girdilerinden biri haline geldi.
Bu nedenle alternatif üretim seçeneklerinin sınırlı olması, yaşanan arz sıkıntısının Türkiye’nin üretim değer zincirinde ciddi bir baskı oluşturabileceğini gösteriyor. Sektör temsilcileri, mevcut piyasa koşullarında hammadde tedarikine ilişkin öngörü yapmanın oldukça zorlaştığını ifade ediyor.
Sipariş iptalleri sanayicileri endişelendiriyor
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Üyesi Gökhan Can ise krizin en önemli yansımalarından birinin sipariş iptalleri olduğunu vurguluyor. İthalatçı firmaların “mücbir sebep” (force majeure) ilan ederek sözleşmeleri askıya almasının piyasada ciddi bir belirsizlik yarattığını belirten Can, bu durumun üretim planlamasını zorlaştırdığını ifade ediyor.
Can’a göre mevcut gerilimlerin kısa sürede sona ermesi durumunda bile hammadde akışının normale dönmesi zaman alacak. Uzmanlar, tedarik zincirinin yeniden dengelenmesinin en az 90 gün sürebileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin küresel hammadde piyasasında zaman zaman yüksek fiyat veren pazarlara kıyasla ikinci planda kalabildiğini belirten sektör temsilcileri, bu durumun kriz dönemlerinde tedarik riskini artırdığını ifade ediyor. Eğer mevcut koşullar uzun süre devam ederse, üretimde yavaşlama ve maliyet artışlarının daha geniş bir ekonomik etki yaratabileceği değerlendiriliyor.