Köşe Yazıları

Kaybolmuşların İstikameti

Sarılacak kimsem yok diye üzülmeyesin oğul! Gün gelecek sıkı sıkı sarılacak sana toprak; Sahip çıkanım yok diye kederlenmeyesin! Elbet bir gün sen toprağa, toprak sana sahip çıkacak…!

Gündem Sivas Muhabir
Gündem Sivas Muhabir
Editör
01 Nisan 2026 07:10

Sarılacak kimsem yok diye üzülmeyesin oğul!

Gün gelecek sıkı sıkı sarılacak sana toprak; Sahip çıkanım yok diye kederlenmeyesin!

Elbet bir gün sen toprağa, toprak sana sahip çıkacak…!  

Tolstoy’un “İnsan Neyle Yaşar? “ adlı kitabını okuduysanız eğer çok ince ama bir o kadar da anlamlı bir detay fark edersiniz. Detay diyorum ancak kitabın temel yapı taşı aslında. Sayfaların gölgesine sevgi tohumları atılmış adeta, daha açık konuşmak gerekirse kitabın asıl gayesinin, sevginin önemini insana en saf haliyle hissettirmek olduğunu anlıyorsunuz. 

İnsanın yaşamak için sevgiye ihtiyacı olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz bu kitabı okurken. Kitabın sadece tek bir kelimesiyle iletişime geçtiğinizde bazen anımsıyorsunuz bazen tekrar yaşıyorsunuz anılarınızı…

Bu noktada edebiyat; sizin ona verdiğiniz değerin karşılığını vererek ipleri tekrar eline alıyor. Geriye de pusulası kaybolmuş insanın istikametini ararken ki çabası kalıyor…

İnsan; yaşanılmış ve yaşanılacak olan tüm olayların tek şahididir. Kazandığı ve kaybettiği tüm savaşlarının tek askeridir. 

Velhasıl insan; kendi ölümünün tek habercisidir. Zira saatin yanında durup ölüm saatinin gelmesini beklemez, kafasında takvim yapraklarını yırtarak yaşamaya çalışır. Yaşar yaşamasına da, bu rüzgar; insanı savurmayı sever…

Hiç beklemediğiniz bir anda bilinmezliğin ortasında bulursunuz kendinizi, kafanızın içi tutarsızlıklarla dolup taşmış vaziyettedir ve ruhunuz bu sefer rotasını çizememiştir ki bu da hayatınızın büyük bir dönüm noktası olabilir. 

Zira yolda olmamaktan çok daha kötü olan şey ise; nerede olduğunuzu bilmemektir!

Kanatlarından masumiyet damlayan bir meleğin yeryüzüne inmesi kadar imkansız artık o haritanın bulunması, aman dikkat et sakın düşürme pusulanı, o çözümlerin en silinmez vasıtası, amaç elde edilmek değil; elde etmenin anahtarı…

Asıl anlatmaya çalıştığım şey; 

Nerede kalırsanız kalın, nerede kaybolursanız kaybolun, ne zaman pusulanız elinizden düşse; tek istikametiniz sevgi olsun. Kaybedeceğiniz hiçbir şeyin olmadığını düşündüğünüz vakitlerde bile içinizde büyümeyi bekleyen sevginin kaybolmasından korkun ve ne olursa olsun onu koruyun…

Çünkü o sizin için bir duygudan daha fazlasını temsil ediyor. 

Örneğin; sevgi sayesinde iyi zamanınızda samimiyetin, kötü zamanınızda iç huzurunuzun dengesini kurabiliyorsunuz. 

Ve en önemlisi de onunla boşlukta hissettiğiniz zamanların yolunu bulabiliyorsunuz…

Hayat sandığınızdan daha hızlı akıyor; nereye gideceğinizi düşünmeyip olduğunuz yerde kalmaktansa iyi düşünüp iyi yaşamak, sağlıklı bir rotanın temelini oluşturacaktır. Yolun geri kalanını içinizde sizinle büyüyen sevgiye bırakın, o nereye gideceğini iyi bilir. Kötülüğün izine rastlayıp, rastlamamanız ise sevginize nasıl baktığınız ile ilgili bir durumdur…

Size bu zamanlar da dileyebileceğim en güzel dilek; 

Kaybolduğunuzu sandığınız her an, kalbinizdeki sevginin size istikameti göstermesi dileği ile…
 

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!