Şehrin Fısıltısını Duymak: Sivas Bize Ne Anlatıyor?

Geçtiğimiz günlerde şehir üzerine düşünen insanların bir araya geldiği Kent Sohbetleri programındaydım. Salondan çıkıp Sivas’ın o bildik ayazına doğru adım attığımda, zihnimde tek bir soru dönüp duruyordu:
Biz bu şehri gerçekten görüyor muyuz?
Mesele yalnızca binalar, caddeler ya da trafik değil; her gün içinden geçtiğimiz şehrin bize ne anlattığını ne kadar fark ettiğimiz.
Kent Sohbetleri’nde duyduğum bir cümle, bu soru üzerine yeniden düşünmemi sağladı: “Bu şehir konuşuyor. Sivas konuşuyor ama biz dinlemiyoruz.”
Ne kadar doğru, değil mi?
Bir Şehrin Hafızasında Saklı Hikâyeler
Kent Sohbetleri’nde öne çıkan düşüncelerden biri, şehrin gündelik hayatında saklı hikâyelerdi. Her gün önünden geçtiğimiz dükkânlar, yürüdüğümüz sokaklar, beklediğimiz duraklar… Hepsi Sivas’ın hafızasının bir parçası. Peki, bu tanıdık manzaranın ardında neler olup bittiğini ne kadar merak ediyoruz? Belki de bir şehri tanımak, yalnızca sokaklarını bilmek değil, o sokaklarda biriken hikâyeleri de fark edebilmektir.
Biz Değiştikçe Şehir de Değişiyor
Üstelik işin bir de aynaya bakan yönü var: Biz değiştikçe, şehir de bizimle birlikte kabuk değiştiriyor. Çocukken bize devasa gelen o binalar, büyüdükçe gözümüze sıradanlaşmaya başlıyor. Önünden geçerken kokusunu içimize çektiğimiz o eski dükkânlar kapanıyor, yerini gösterişli tabelalara bırakıyor. Sokaklar dönüşüyor, binalar yıkılıyor. Bir gün geriye dönüp baktığımızda, değişenin yalnızca şehrin silueti olmadığını anlıyoruz. Şehir, farkında olmadan anılarımızı kaydettiğimiz devasa bir günlük aslında.
Betonlaşırken Kaybolan Hatıralar
Bu nedenle, o çokça dert yandığımız "beton orman" meselesi canımızı yakıyor. Elbette büyüyeceğiz, modernleşeceğiz; şehirler de insanlar gibi gelişmek ister. Ama bazen yeni yapılar inşa ederken şehrin hafızasını da molozların arasına gömüyoruz. O pencerelerin birinde bir çocuğun çocukluğu, o dükkânın eşiğinde bir babanın yıllarca süren emeği, o kaldırımda ise belki de ömürlük bir veda saklıdır. Yerler, betondan çok daha fazlasıdır; onlar bizim hatıralarımızdır.
Şehri Dinlemeyi Yeniden Öğrenmek
Belki de bu yüzden, şehri dinlemeyi yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Bunun için büyük reçetelere de gerek yok. Bir gün telefonumuzu cebimize koyup yürüyelim. Ana caddelerin gürültüsünü değil, ara sokakların sessizliğini seçelim. Bir esnafa “Hayırlı işler” deyip hâl hatır soralım; belki iki dakika sohbet edip hikâyesine kulak verelim. Kendi kendimize soralım: “Bu şehir bana bugün ne anlatmak istiyor?” Çünkü şehirlerin de bir dili vardır. Sadece biraz sessiz konuşurlar. Bizden biraz sabır, dikkat ve yavaşlık isterler.
Şehri Değiştirmeden Önce Onu Tanımak
Kent Sohbetleri’nden çıkıp Sivas’ın sokaklarına yeniden baktığımda şehir aynıydı ama ben artık ona başka gözlerle bakıyordum.
Galiba asıl mesele de bu: Şehri değiştirmeden önce onu tanımak, dönüştürmeden önce hikâyesini dinlemek.
Bir dahaki sefere Sivas’ın sokaklarında yürürken biraz yavaşlayın. Belki o zaman bir şehrin içinden geçmediğinizi, onun hikâyesine tanıklık ettiğinizi fark edersiniz.
Ayşegül Kösedağ
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





