Telefonu Açarken “Alo” Yerine “Ahoy” Diyebilirdik

Telefon hayatımıza girdiğinden beri görüşmeye başlarken kullandığımız sözcükler neredeyse otomatikleşti. Türkiye’de “alo”, İngilizce konuşulan ülkelerde ise çoğunlukla “hello” deniliyor.
Ancak telefonun ilk yıllarında bu selamlamanın nasıl yapılacağı henüz belli değildi. İletişim tarihinin en ilginç ayrıntılarından biri de tam burada ortaya çıkıyor.
ABD Kongre Kütüphanesi kayıtlarına göre Alexander Graham Bell, telefon görüşmelerinin “Ahoy!” sözüyle başlamasını öneriyordu. Denizcilikte kullanılan eski bir seslenme olan “ahoy”, Bell’in tercihi olarak tarihe geçti.
Bell “Ahoy”, Edison “Hello” dedi
Telefon teknolojisinin geliştiği 1870’li yıllarda Thomas Edison farklı bir öneride bulundu.
Thomas Edison Papers arşivine göre Edison, Ağustos 1877’de Thomas B.A. David’e gönderdiği mektupta telefon için “Hello!” kullanılmasını önerdi. Edison, bu ifadenin yaklaşık 10-20 feet uzaktan dahi duyulabildiğini belirterek ayrıca çağrı ziline ihtiyaç olmayabileceğini savundu.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor:
“Hello” kelimesini Edison icat etmedi.
Kelime Edison’un önerisinden çok daha önce İngilizcede kullanılıyordu. Edison’un rolü, “hello”yu telefon görüşmelerinde kullanılacak bir selamlama olarak önermesi ve yaygınlaşmasına katkı sağlamasıydı. Thomas Edison Papers, kelimenin 1800’lerin ilk yarısında yazılı kaynaklarda zaten görüldüğünü belirtiyor.
Telefon kullanıcılarına “Hulloa!” denmesi önerildi
Edison’un önerisi kısa sürede telefon kültürünün içine girmeye başladı.
Dünyanın ilk kamusal telefon santrali 28 Ocak 1878’de Connecticut eyaletinin New Haven kentinde faaliyete geçti. UConn Library kayıtlarına göre yalnızca birkaç hafta sonra, 21 Şubat 1878’de 50 abonenin yer aldığı ilk telefon rehberi yayımlandı.
Aynı yılın kasım ayında yayımlanan daha kapsamlı New Haven telefon rehberinde ise kullanıcıların telefon görüşmesine “Hulloa!” diyerek başlamaları tavsiye ediliyordu. Dönemin rehberindeki talimatlarda konuşmanın sonunda “That is all!” denmesi, karşı tarafın ise “O.K.” şeklinde yanıt vermesi öneriliyordu.
“Hulloa”, “hello” sözcüğünün dönemin İngilizcesinde kullanılan biçimlerinden biriydi.
Telefon operatörleri bile “hello” ile anıldı
“Hello”nun yaygınlaşması yalnızca kullanıcılarla sınırlı kalmadı.
Thomas Edison Papers kayıtlarına göre telefon operatörleri bir dönem görüşmeleri “What is wanted?” ifadesiyle karşılıyordu. “Hello”nun yaygınlaşmasının ardından operatörlerin bu ifadeyi kullanmaya başladığı ve kadın telefon operatörlerinin halk arasında “hello girls” olarak anıldığı aktarılıyor.
Böylece Bell’in “ahoy” önerisi zaman içinde geri planda kalırken Edison’un desteklediği “hello” telefon dünyasının baskın selamlaması haline geldi.
Peki Türkçedeki “alo” nereden geliyor?
Türkiye’de telefon açıldığında kullanılan “alo” sözcüğünün kökeni de telefonun uluslararası yayılma süreciyle bağlantılı.
Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük, “alo” kelimesinin kökenini Fransızca “allô” olarak gösteriyor. TDK sözcüğü, “telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü” şeklinde tanımlıyor.
Dolayısıyla Türkçedeki “alo”, Bell’in önerdiği “ahoy”dan değil, Avrupa’da telefon iletişimiyle birlikte yaygınlaşan “hello/hallo/allô” çizgisinden geliyor.
Gerçekten “ahoy” mu diyecektik?
“Bell’in tercihi kabul edilseydi bugün kesinlikle ahoy diyecektik” demek tarihsel olarak fazla kesin olur.
Çünkü kelimelerin farklı dillerde nasıl dönüşeceğini önceden bilmek mümkün değil. Ancak telefonun ilk yıllarında “Ahoy!” ile “Hello!” arasında gerçekten bir kullanım tercihi bulunduğu ve sonunda “hello”nun yaygınlaştığı belgelerle doğrulanabiliyor.
Bugün milyonlarca insanın farkında bile olmadan kullandığı telefon selamlamasının arkasında, yaklaşık 150 yıl öncesine uzanan bu küçük dil rekabeti bulunuyor.
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





