İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 10 Eylül 14:53
NAMAZİmsak 04:25Güneş 06:01Öğle 12:34İkindi 16:09Akşam 18:56Yatsı 20:16
☀️ Sivas 26° Açık💵 USD 48.51💶 EUR 56.44
Gündem

12 Eylül mağduru Gül, işkencelerin vücudundaki izlerini anlattı

ÖzetSivas’ta yaşayan 65 yaşındaki Hürriyet Gül, 12 Eylül darbesi sonrası 19 yaşında girdiği cezaevlerinde gördüğü işkenceleri ve dokuz yıllık tutukluluğunu anlattı.
Tolgahan ŞimşekMuhabir · · 4 dk okuma
12 Eylül mağduru Gül, işkencelerin vücudundaki izlerini anlattı
Sivas’ta yaşayan Hürriyet Gül, 12 Eylül sonrası Mamak ve Malatya cezaevlerindeki işkenceleri anlattı.

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 darbesi, aradan 46 yıl geçmesine rağmen mağdurlarının hafızasında canlılığını koruyor. Sivas’ta yaşayan 65 yaşındaki Hürriyet Gül, 19 yaşında girdiği cezaevinde gördüğü fiziki ve psikolojik işkenceleri anlattı. Gül, 28 yaşında tahliye edilene kadar üç farklı cezaevinde tutuldu.

Gül, darbeyi “Kara Eylül” diye anlatıyor

Gül, 12 Eylül dönemine “Kara Eylül” adını verdiklerini söyledi. Darbe öncesinde toplumun sağ ve sol olarak kutuplaştırıldığını anlatan Gül, yaşananların ardından her iki kesimden insanların cezaevlerine doldurulduğunu belirtti.

"Biz 12 Eylül değil de ‘Kara Eylül’ diyoruz bu aya. 12 Eylül darbesi oluşmadan önce Türk milletini ve devletini darbeye sürükleyen sebepleri görmek lazım. Bizim toplumumuzu kutuplaştırdılar. Sağ ve solu birbirine karşı kışkırtarak darbenin alt yapısını hazırladılar. Daha sonra Amerika’nın, emperyalistlerin bir oyunuyla sağcıları da solcuları da cezaevlerine doluşturdular. Akıl almaz işkencelerle insanları bir araya getirdiler"

19 yaşında cezaevine giren Gül, ilk yıllarda neredeyse her gün yeniden yakalanmış gibi işkence gördüğünü söyledi. Cezaevindeki sorguların yalnızca bir kez yapılmadığını, tutukluların tekrar tekrar emniyete götürüldüğünü anlattı.

Gül, ülkücü gençlerin gördüğü baskının onları yok etmediğini, aksine daha da güçlendirdiğini dile getirdi.

"Başbuğ Alparslan Türkeş, Türk gençliğine bir tohum attı. Bu tohum zaman içerisinde yeşerdi, boy atmaya başlayınca emperyalistler bunu tehlike olarak algıladılar. 12 Eylül’le beraber bizi silindir gibi ezdiler. Ama bilemediler ki tohum göceklendikten sonra yeniden çift başlı çıkar, daha güçlü gelir. İşte bugün de görüyorsunuz, her tarafta ülkücüler, milliyetçiler, vatanına ve milletine bağlı gençlerle doludur"

İşkenceler cezaevinden cezaevine sürdü

Gül’ün anlattığına göre işkenceler özellikle Mamak ve Malatya cezaevlerinde yoğunlaştı. Gaziantep Cezaevi’nde aynı ölçüde bir baskı görmediğini söyleyen Gül, 1983-1984 yıllarında Turgut Özal’ın iktidara gelmesiyle işkencelerin sona erdiğini kaydetti.

Tek tip elbise uygulamasının da bu dönemde ortadan kalktığını belirten Gül, Mamak Cezaevi’nde “C5” olarak adlandırılan bölümde her gün sorguya alındıklarını anlattı. Tutukluların yeniden yakalanmış ve cezaevine yeni getirilmiş gibi muamele gördüğünü söyleyen Gül, yaşananların fiziksel saldırılarla sınırlı kalmadığını dile getirdi.

"Mamak’ta işkenceyi çok gördük. Malatya Cezaevi’nde gördük. Antep Cezaevi’nde pek bir şey görmedik. 1983-1984 yıllarında Özal’ın iktidara gelmesiyle beraber bu işkenceler kesildi. Tek tip elbise giyme gibi olaylar da kalmamıştı. Ama Malatya Cezaevi’nde ve Mamak Cezaevi’nde çok işkenceler gördük. Mamak Cezaevi’nde C5 dedikleri yerde, sanki bugün yakalanmışız, bugün mahkûm olmuşuz gibi her gün işkence gördük. Her gün akla gelmeyecek işkenceler uygulandı. Psikolojik işkence de vardı. Bedenimize zorla işkence yaptırdılar. Mesela Filistin askısı dedikleri askıya alırlardı. Ellerimizi arkadan bağlayıp tavana asarlardı. Çıplak şekilde, insanın izzetiyle, nefsiyle oynama, kötülük ve zulüm etme vardı. Elektrik verirlerdi, üzerimizde sigara söndürürlerdi. Benim vücudumda bunun birçok izi var"

Gül, falaka, askıya alma ve elektrik verme gibi uygulamaların cezaevinde bulunanların günlük hayatının parçası haline geldiğini söyledi. İşkence sırasında “Allah” ve “anam” diye bağırdıklarını anlatan Gül, kendilerine verilen karşılıkların da hafızasında kaldığını belirtti.

"Biz neydik? Yunana mı esir düştük, Amerika’ya mı, Rusya’ya mı esir düştük te bize bu kadar işkence yaptılar. Falakanın ötesinde askıya almalar, elektrik vermeler, döve döve öldürülen birçok arkadaşım var. Cezaevinde bulunanların bir kısmı, yeniden sorgulanıyormuş gibi emniyete alınıyordu. Normalde kanunen yasak olan bir şeydi. Sorguya alındıklarında işkence görüyor, askıya alınıyor, falakaya yatırılıyorlardı. Bizler daha gençtik o zamanlar ve işkence görürken ister istemez canımız yanıyordu, Allah diye, anam diye bağırıyorduk ve bize işkence edenler de, ‘Allah seni gelsin kurtarsın. Burada Allah yoktur, burada gerçekler vardır’ diye bize karşılık veriyorlardı. Biz bunları duyunca çok üzülüyorduk. Nasıl böyle bir Türk polisi olabilir? Başka fraksiyonda da olabilir ama nasıl bu kadar imansız olabilirler? diye düşünüyordum. Hakikaten bunlar nasıl dinden, imandan ve vatandan bu kadar uzaklaşmışlardı, onu da bilemedik"

Teslim olması için eşi rehin alındı

Gül, cezaevinden kaçmayı başardığını, fakat yeniden teslim olması için eşinin gözaltına alındığını söyledi. O dönemde yeni evli olduğunu anlatan Gül, eşine yönelik tehdit nedeniyle geri dönmek zorunda kaldığını belirtti.

"Mağdur olduğumuzda yaşımız 19’du. Cezaevine girdiğimiz dönemde daha yeni evliydim. Bir yüzbaşı vardı, hâlâ yaşıyor. Eşimi rehin almışlar ve Babama, ‘Oğlun teslim olmazsa bunu bütün askerin üstünden geçireceğim. Oğlun gelip teslim olmasın, namus ayaklar altına gelir’ demiş. Babam yalvardı, ‘Oğlum gel, teslim ol’ dedi. Ben de onun üzerine gelip teslim oldum"

Gül, yaşadığı dönemin yalnızca cezaevindeki uygulamalarla sınırlı olmadığını, ailelerin de tehdit ve baskı altında bırakıldığını söyledi. 19 yaşında başlayan tutukluluk sürecinin, 28 yaşında sona erdiğini anlattı.

“Terörsüz Türkiye” sürecine temkinli bakıyor

Gül, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Emperyalist güçlerin Türkiye üzerindeki etkisinin sona ermediğini savunan Gül, geçmişte yaşananlardan sonra bu sürecin terörü bitireceğine inanmadığını söyledi.

"Ben ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle terörün biteceğine inanmıyorum. O gün de, 12 Eylül döneminde, emperyalistlerin ellerini çektiklerine inanmıştık. Ama gördük ki hiç çekmediler. FETÖ kalkışması ortaya çıktı, ardından başka başka olaylar çıktı. Her zaman Türkiye’yi parçalamaya yöneldiler. Ama biz Türk gençliği olarak hep karşılarında durduk. Bizim Kürtlere karşı herhangi bir sıkıntımız yok. Onlar bizim kardeşimiz. Kardeşliğimizin devam etmesini istiyoruz ve o yönde yol yürüyoruz. Ancak eylem yapmış, adam öldürmüş, asker vurmuş, katliam yapmış, bebek katili olmuş bir kişinin adam olacağına, vatanını seveceğine ve vatanın bayrağı altında geleceğine inanmıyoruz"

Aradan geçen yıllara rağmen Gül’ün vücudundaki izler ve cezaevinde yaşadıkları, 12 Eylül döneminin mağdurlar açısından kapanmış bir sayfa olmadığını gösteriyor.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik
Google'da Gündem Sivastercih edilen kaynağınız yapın — haberlerimizi arama sonuçlarında öne çıkarın

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın.

Bu Haber İlginizi Çekebilir

Elektrikli Araç Şarjına Yasak Geldi İddiasına Yalanlama: Evde Şarj Devam Edecek
Gündem

Elektrikli Araç Şarjına Yasak Geldi İddiasına Yalanlama: Evde Şarj Devam Edecek

Elektrikli araçların evlerde ve site otoparklarında şarj edilmesine yasak getirildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığı açıklandı. Düzenlemelerin amacı, izinsiz ve teknik kurallara aykırı elektrik bağlantılarının önüne geçmek.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

İçişleri Bakanı: “Güvenlik Mimarimizin Merkezinde İnsan Var”

Haberin Detayı →

Gürün’deki toplantıda Uraloğlu hangi mesajı öne çıkardı

Haberin Detayı →

Sivas’ta boş tankerde çıkan yangın söndürüldü

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı