Cuma hutbesinde sosyal medya ve mahremiyet uyarısı

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 25 Eylül 2026 Cuma günü için hazırlanan hutbenin konusu “Tebliğ Sorumluluğumuz” oldu. Türkiye genelindeki camilerde okunmak üzere yayımlanan hutbede, Müslümanların söz ve davranışlarıyla çevrelerine örnek olması gerektiğine dikkat çekilirken teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal mecralarda ortaya çıkan sorumluluklara da ayrı bir bölüm ayrıldı.
Hutbede, teknolojinin insanlara daha önce ulaşılması mümkün olmayan coğrafyalardaki kişilerle iletişim kurma imkânı sunduğu belirtilirken, bu imkânlarla birlikte dikkat edilmesi gereken hususların da arttığı ifade edildi.
Sosyal medyada paylaşmadan önce doğruluğunu kontrol edin
Hutbenin dikkat çeken bölümlerinden biri sosyal medya paylaşımlarına yönelik uyarılar oldu.
Diyanet, sosyal mecralarda paylaşım yapan kişilerin söyledikleri ve yayımladıkları içerikler konusunda sorumluluk taşıdığına işaret etti.
Hutbede şu ifadelere yer verildi:
“Bir sözü paylaşmadan önce doğruluğuna, bir başkasının hayatına dair yorum yapmadan önce ise mahremiyetine özen göstermelidir.”
Böylece sosyal medya kullanıcılarına, bir bilgiyi yalnızca gördükleri veya kendilerine ulaştığı için doğrudan paylaşmamaları; öncelikle doğruluğunu dikkate almaları gerektiği mesajı verildi.
Başkalarının özel hayatına ilişkin yorumlara dikkat
Hutbede yalnızca yanlış veya doğrulanmamış bilgilerin paylaşılması değil, kişilerin özel hayatına ilişkin yapılan yorumlar da gündeme getirildi.
Bir başkasının hayatı hakkında değerlendirmede bulunulmadan önce mahremiyetin korunması gerektiği belirtilirken, sosyal medya ortamlarında gerçekleştirilen tartışmalarda da ölçülü davranılması istendi.
Diyanet, bazı konuların sosyal medya ortamında gelişigüzel şekilde tartışılmaması gerektiğini belirterek özellikle kullanılan sözlerin ve yapılan paylaşımların insanlar üzerindeki etkisine dikkat çekti.
“Bir paylaşım yıllarca taşınacak bir yaraya dönüşebilir”
Hutbede düşünülmeden söylenen sözler ile önemsenmeden yapılan paylaşımların sonuçlarının uzun süre devam edebileceği vurgulandı.
Diyanet'in yayımladığı metinde, düşünülmeden söylenen bir sözün veya önemsenmeden yapılan bir paylaşımın insanların gönlünde uzun yıllar taşınabilecek bir yaraya dönüşebileceğinin unutulmaması gerektiği ifade edildi.
Bu bölümle birlikte dijital ortamda yapılan paylaşımların yalnızca paylaşım anıyla sınırlı olmadığına, kişiler üzerinde kalıcı etkiler oluşturabileceğine işaret edildi.
Hutbenin ana konusu “Tebliğ Sorumluluğumuz”
25 Eylül tarihli hutbenin ana temasını ise İslam'ın güzel ahlak anlayışının söz ve davranışlarla çevreye aktarılması oluşturdu.
Hutbede Hz. Mus‘ab bin Umeyr örnek gösterilerek tebliğde güzel ahlak, güler yüz ve yumuşak sözün önemine değinildi.
İslam'a davetin yalnızca belirli bir kesimin görevi olmadığı belirtilen hutbede; anne ve babaların çocuklarına, öğretmenlerin öğrencilerine, esnafın müşterilerine ve insanların yakın çevrelerine karşı davranışlarıyla örnek olmasının da bu sorumluluğun bir parçası olduğu ifade edildi.
Güzel söz ve güzel davranış vurgusu
Diyanet, tebliğin yalnızca sözle gerçekleştirilen bir faaliyet olmadığına da dikkat çekti.
Bir tebessümün, selamın, güven veren davranışların ve güzel iletişimin de insanlar üzerinde etkili olabileceği belirtilirken, Müslümanların sözleri ve davranışlarıyla güzel ahlakı temsil etmeleri istendi.
Hutbe, Peygamber Efendimizin sözün doğru biçimde başkasına ulaştırılmasına ilişkin hadis-i şerifiyle tamamlandı.
Yorumlar
İlk yorumu siz yapın.
Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin
Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.





