Muhabir: Gülnur DEDE
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde Prof. Dr. Mansur Doğan, işitme kaybında erken tanının zeka ve sosyal gelişim için kritik olduğunu açıkladı.
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında açıklama yapan Prof. Dr. Mansur Doğan, işitme kaybının yalnızca çocukları değil her yaştan bireyi etkilediğini belirtti. Erken tanı ve tedavinin, özellikle çocuklarda zeka gelişimi ve okul başarısı açısından hayati önem taşıdığına dikkat çeken Doğan, yenidoğan işitme taramasının önemini vurguladı.
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde İşitme Kaybına Dikkat
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mansur Doğan, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. İşitmenin, insanın dış dünyayla kurduğu iletişimin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Doğan, erken tanının bireysel ve toplumsal açıdan kritik rol oynadığını ifade etti.
İşitmenin beş duyu organından biri olduğunu hatırlatan Doğan, sesin kulak aracılığıyla alınarak beyinde anlamlandırılması süreciyle gerçekleştiğini söyledi. Kulak organının yalnızca işitme değil, aynı zamanda denge fonksiyonunda da hayati görev üstlendiğini belirtti.
İşitme ve Konuşma Gelişimi Arasındaki Hayati Bağ
Prof. Dr. Doğan, işitme duyusunun anne karnında, bebeğin yaklaşık 6 aylık olduğu dönemde başladığını belirterek, konuşma gelişiminin temelinde işitmenin yer aldığını vurguladı. İnsanların iletişim kurarken en önemli aracının konuşma olduğunu ifade eden Doğan, şu değerlendirmede bulundu:
“Konuşmayı öğrenebilmenin ilk şartı sesleri duyabilmektir. Önce çevremizdeki sesleri duyar, bunların anlamlarını öğreniriz. Ardından öğrendiklerimizi kelimelere dönüştürerek konuşmaya başlarız. İşitme kaybı bulunan bir bireyin konuşma gelişimi ciddi şekilde sekteye uğrar.”
Bu durumun özellikle çocuklarda geri dönüşü zor sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Doğan, işitme kaybı tanısının ne kadar erken konulursa, tedavi sürecinin de o kadar başarılı olacağını söyledi. Erken müdahalenin çocuğun zihinsel kapasitesi, akademik performansı ve sosyal uyumu üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti.
Çocuklarda İşitme Kaybı Zeka ve Okul Başarısını Etkiliyor
İşitme kaybının yalnızca fiziksel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Doğan, çocukluk çağındaki işitme problemlerinin zeka gelişimini, okul başarısını ve sosyal iletişimi olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
İşitme kaybı yaşayan çocukların çoğu zaman içine kapanık bir tutum sergileyebildiğini belirten Doğan, “Duyduğu sesleri tam olarak algılayamayan çocuk, çevresini anlamakta zorlanır. Kendini ifade edemediği için hırçın davranışlar gösterebilir. Bu durum konuşma bozukluklarına ve akademik başarının düşmesine yol açabilir” dedi.
Bu kapsamda ailelerin ve öğretmenlerin dikkatli olması gerektiğini belirten uzmanlar, çocuklarda konuşma gecikmesi, sık tekrar isteme, televizyon sesini yüksek açma gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor. Konuya ilişkin sağlık haberleri ve bilinçlendirme çalışmalarına [sağlık haberleri] kategorisinden ulaşılabiliyor.
Türkiye’de Yenidoğan İşitme Taraması 2014’ten Bu Yana Uygulanıyor
Prof. Dr. Mansur Doğan, Türkiye’de yenidoğan işitme tarama programının 2014 yılından itibaren uygulamaya alındığını hatırlattı. Bu uygulama kapsamında bebeklerin doğumdan hemen sonra işitme testinden geçirildiğini belirtti.
“Tüm Türkiye’de olduğu gibi hastanemizde de bebek doğar doğmaz yenidoğan işitme taraması yapılmaktadır. Bu sayede işitme kaybı bulunan bebekler erken dönemde tespit edilerek gerekli tedavi ve rehabilitasyon süreçleri başlatılmaktadır” ifadelerini kullandı.
Yenidoğan işitme tarama programı hakkında detaylı bilgilere, T.C. Sağlık Bakanlığı’nın resmi internet sitesi olan https://www.saglik.gov.tr adresinden ulaşılabiliyor. Ayrıca yerel sağlık uygulamaları ve kamu hizmetlerine dair gelişmeler için https://www.sivas.gov.tr üzerinden de bilgi alınabiliyor.
İşitme Kaybı Sadece Çocukları Değil Her Yaşı Etkiliyor
İşitme engelliliğinin dünyada en sık görülen engellilik türlerinden biri olduğunu vurgulayan Doğan, dünya genelinde 32 milyondan fazla, Türkiye’de ise 2 milyonu aşkın kişinin işitme engelli olduğuna dikkat çekti.
İşitme kaybının yalnızca çocukluk dönemine özgü bir problem olmadığını belirten Doğan, özellikle 65 yaş üstü bireylerde yaşa bağlı işitme kaybının yaygın olarak görüldüğünü söyledi. Yapılan araştırmalara göre 65 yaşını geçen her üç kişiden birinde işitme problemi ortaya çıkabiliyor.
Bununla birlikte, yüksek sese uzun süre maruz kalan bireylerde de işitme kaybı riskinin arttığını belirten Doğan; sanayi çalışanları, gürültülü ortamlarda görev yapan işçiler ve kulaklıkla uzun süre yüksek sesle müzik dinleyen gençlerin risk grubunda olduğuna dikkat çekti.
Günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerle işitme sağlığının korunabileceğini belirten uzmanlar, yüksek sesli ortamlarda kulak koruyucu ekipman kullanılması ve uzun süreli yüksek ses maruziyetinden kaçınılması gerektiğini ifade ediyor.
Erken Tanı ve KBB Uzmanına Başvuru Hayati Önem Taşıyor
Prof. Dr. Mansur Doğan, işitme kaybı hisseden bireylerin zaman kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı. Erken teşhis sayesinde hem çocuklarda hem de yetişkinlerde tedavi sürecinin daha başarılı yürütülebileceğini belirtti.
İşitme kaybının her yaşta görülebileceğini ifade eden Doğan, “Gecikmiş tanı, özellikle çocuklarda geri dönüşü zor sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde en kısa sürede bir KBB hekimine başvurulmalıdır” dedi.
Dünya Kulak ve İşitme Günü vesilesiyle yapılan bu açıklamalar, toplumda işitme sağlığı konusunda farkındalığın artırılmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.