Sivas’ın Zara ilçesinde planlanan kömür ocağı kapasite artışı projesine ilişkin “ÇED gerekli değildir” kararı mahkeme tarafından oybirliğiyle iptal edildi. Bilirkişi raporları doğrultusunda verilen kararda, projenin çevresel etkilerinin kapsamlı şekilde incelenmesi gerektiği vurgulandı. Tarım, su kaynakları ve ekosistem üzerindeki riskler dikkat çekerken, proje için tam ÇED sürecinin zorunlu olduğu hükme bağlandı.
Sivas Zara kömür ocağı ÇED kararı mahkeme tarafından iptal edildi
Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Bolucan ve Söğütözü köyleri sınırlarında, Yanık mevkiinde planlanan kömür ocağı kapasite artışı projesiyle ilgili önemli bir yargı kararı çıktı. Sivas İdare Mahkemesi, HEMGRUP Madencilik tarafından yürütülmesi planlanan proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararını oybirliğiyle iptal etti.
Karar, Sivas Valiliği bünyesindeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 20 Ağustos 2024 tarihinde verilen idari işlemin hukuka uygun bulunmaması gerekçesine dayandırıldı. Mahkeme, projenin kapsamı ve etkileri göz önüne alındığında ÇED sürecine tabi tutulmasının zorunlu olduğuna hükmetti.
Kapasite artışı ve patlatmalı üretim yöntemi tartışma yarattı
Projeye göre, daha önce patlatmasız yürütülen açık ocak işletmesinin kapasitesinin ciddi oranda artırılması planlanıyordu. Yıllık 300 bin ton üretim kapasitesinin, patlatmalı yöntemle yaklaşık 2 milyon 540 bin tona çıkarılması ve yeraltı işletmesinin de projeye dahil edilmesi öngörülüyordu.
Toplamda 224 hektarı aşan proje alanı, ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer alan kriterlerin üzerinde bir büyüklüğe ulaşıyor. Mahkeme, özellikle 25 hektar üzeri açık işletmeler ve yıllık 400 bin ton üzeri üretim faaliyetlerinin doğrudan ÇED kapsamına girdiğini vurguladı.

Bilirkişi raporu çevresel riskleri ortaya koydu
Mahkemenin görevlendirdiği uzman bilirkişi heyeti; çevre, ziraat, maden, jeoloji, hidrojeoloji, biyoloji ve orman mühendisliği alanlarında detaylı incelemeler gerçekleştirdi. Hazırlanan raporda dikkat çeken bulgular, mahkemenin kararına doğrudan gerekçe oluşturdu.
Atık yönetimi ve çevre kirliliği riski
Yapılan keşiflerde, sahada oluşan evsel atıkların herhangi bir sistematik yönetim olmaksızın doğrudan çevreye bırakıldığı tespit edildi. Bu durumun, çevre mevzuatına aykırı olduğu ve toprak ile su kaynaklarında kirlilik riski oluşturduğu ifade edildi.
Tarım ve hayvancılık faaliyetleri tehdit altında
Proje sahasının yakın çevresinde tarım arazileri ve yoğun hayvancılık faaliyetlerinin bulunduğu belirlendi. Bölgedeki üreticilerin geçim kaynaklarının, özellikle toz ve patlatmalı faaliyetlerden olumsuz etkilenebileceği vurgulandı. Ayrıca bazı yerleşim alanlarının doğrudan ruhsat sahası içinde kalması dikkat çekti.
Patlatma ve şev güvenliği endişesi
Projede öngörülen patlatmalı üretim yöntemi, teknik açıdan da riskli bulundu. Bilirkişi heyeti, şev açıları ve patlatma tekniklerine ilişkin hesaplamalarda güvenlik risklerine işaret ederek detaylı jeoteknik analiz yapılması gerektiğini belirtti. Sahada patlatma izleri görülmesi ise tartışmaları daha da artırdı.
Su kaynakları ve ekosistem üzerindeki etkiler
Projede hidrojeolojik değerlendirmelerin yetersiz olduğu da raporda yer aldı. Yeraltı su kaynaklarının korunmasına yönelik yeterli analizlerin yapılmadığı, bu durumun içme suyu ve tarımsal sulama açısından ciddi riskler doğurabileceği ifade edildi.
Bölgenin biyolojik çeşitlilik açısından zengin olduğu, ancak proje dosyasında bu konuda yeterli bilimsel çalışmanın bulunmadığı tespit edildi. Endemik bitki türlerinin zarar görme riski, mahkeme kararında özellikle vurgulanan başlıklar arasında yer aldı.
Kardere köyü ve çevresi de etki alanında
Projenin yalnızca Bolucan ve Söğütözü köylerini değil, proje tanıtım dosyasında yer almayan Kardere köyü ve çevresini de etkilediği ortaya kondu. Bölgedeki arıcılık, hayvancılık ve doğal üretim faaliyetlerinin zarar görebileceği belirtildi.
Rehabilitasyon planı yetersiz bulundu
Mahkeme, proje kapsamında sunulan rehabilitasyon planının da yeterli olmadığını değerlendirdi. Ekosistemin eski haline döndürülmesine yönelik önlemlerin yetersiz kaldığı ifade edildi.
Mahkeme kararında çevre hakkı vurgusu
Sivas İdare Mahkemesi, tüm bu gerekçeler doğrultusunda “ÇED Gerekli Değildir” kararını iptal ederken, anayasal çevre hakkına ve çevrenin korunması ilkesine dikkat çekti. Ayrıca dava kapsamında yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalı idare tarafından karşılanmasına hükmedildi.
Kararın temyiz yolu açık olup, süreç Danıştay nezdinde devam edebilecek.
Maden kazası ve iş güvenliği ihlalleri süreci etkiledi
Söz konusu proje sürecinde, 26 Mayıs 2025 tarihinde yaşanan patlama da kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Zara’daki maden sahasında meydana gelen olayda bir işçi hayatını kaybederken, iki işçi yaralandı.
Olay sonrası yapılan açıklamalarda, sahada kaçak patlatma yapıldığı, sigortasız işçi çalıştırıldığı ve iş güvenliği kurallarının ihlal edildiği iddiaları gündeme geldi. Bu gelişmeler, projeye yönelik tepkilerin artmasına neden oldu.
Zara’da halktan madene karşı tepki ve protestolar
Bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları, uzun süredir madencilik faaliyetlerine karşı çeşitli eylemler düzenliyor. “Köylerimiz yok edilmesin” ve “Doğal yaşam korunmalı” sloganlarıyla yapılan protestolarda, su kaynaklarının korunması ve tarımsal üretimin devamlılığı ön plana çıkarıldı.
Yerel platformlar ve ekoloji grupları öncülüğünde yürütülen mücadelede, yalnızca kömür değil, bölgede planlanan diğer maden projelerine karşı da ortak bir duruş sergileniyor.
Detaylı çevre ve yerel gündem haberleri için gundemsivas.com üzerinden güncel gelişmeleri takip edebilirsiniz.








