İçeriğe atla
SON DAKİKA
🕒 26 Eylül 16:00
NAMAZİmsak 04:43Güneş 06:16Öğle 12:28İkindi 15:52Akşam 18:30Yatsı 19:48
☀️ Sivas 22° Açık💵 USD ₺48.92💶 EUR ₺55.76
Gündem

“Osmanlı’dan Beri Buradayız”: İsrail Köyde Evleri Yıktı

Özetİsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyindeki Cinba köyünde çok sayıda ev ve altyapı tesisini yıktı. Evini kaybeden Filistinli Nabil Jabarin, ailesinin Osmanlı döneminden bu yana bölgede yaşadığını söylerken İsrail makamları yapıların izinsiz olduğunu savunuyor.
Tolgahan ŞimşekMuhabir · · 4 dk okuma
“Osmanlı’dan Beri Buradayız”: İsrail Köyde Evleri Yıktı
Batı Şeria’nın güneyindeki Cinba köyünde yıkımların ardından aileler evlerinin enkazı arasında kaldı.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde yer alan Masafer Yatta bölgesindeki Cinba köyü, geniş çaplı yıkımların ardından yeniden uluslararası gündeme geldi.

İsrail güçleri ve İsrail Sivil İdaresine ait iş makineleri 23 Eylül’de köydeki evleri, tarımsal yapıları ve altyapı tesislerini yıktı. Reuters’ın bölgeden servis ettiği görüntülerde yıkılan evlerin enkazı arasında kalan aileler ile iş makinelerinin çalışmaları görülüyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi ise 25 Eylül’de yaptığı açıklamada, Cinba’da onlarca Filistin yapısının yıkıldığını; bunlar arasında konutlar, tarımsal altyapı, su depoları ve güneş panellerinin bulunduğunu bildirdi.

24’ten fazla evin yıkıldığı belirtildi

Masafer Yatta Köy Meclisi Başkanı Nidal Yunus, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada Cinba’da 24’ten fazla evin ve 17 farklı büyüklükte barakanın yıkıldığını söyledi.

Yunus ayrıca 15’ten fazla güneş panelinin yanı sıra su kuyuları ve su depolama tesislerinin de zarar gördüğünü belirtti. Bu rakamlar yerel yönetici tarafından verilen bilgilere dayanıyor.

BM’nin açıklaması ise kesin yapı sayısı vermek yerine yıkılanların sayısını “onlarca” olarak ifade ediyor.

Ailesiyle birlikte geceyi dışarıda geçirdi

Yıkımda evini kaybedenlerden biri 52 yaşındaki Nabil Jabarin oldu.

Jabarin, The Times of Israel’e yaptığı açıklamada kendisinin yanı sıra iki oğlunun evlerinin de yıkıldığını söyledi. Oğullarından birinin altı, diğerinin ise dört çocuğu bulunduğunu belirten Jabarin, ailelerin yıkımdan sonraki ilk geceyi açık havada geçirdiğini anlattı.

Jabarin’e göre İsrail Sivil İdaresi ekipleri ailelere eşyalarını çıkarmaları için yaklaşık 10 dakika süre verdi. İsrail Sivil İdaresi bu süreye ilişkin iddiaya yanıt vermedi.

“Osmanlı döneminden beri buradayız”

Jabarin’in açıklamalarındaki en dikkat çekici bölüm ise ailesinin bölgedeki geçmişine ilişkin sözleri oldu.

Filistinli köylü, babasının ve dedesinin Cinba’da doğup öldüğünü belirterek ailesinin bölgede yüzyıllardır yaşadığını söyledi.

Jabarin, “Osmanlı döneminden beri buradayız, 270 yıldır” ifadesini kullandı ve bölgedeki ailelerin Osmanlı döneminden kalma mülkiyet belgelerine sahip olduğunu savundu.

Bu, Jabarin’in kendi beyanı. 270 yıllık ikametin bağımsız biçimde teyit edildiğine ilişkin erişebildiğimiz güncel kaynaklarda ayrı bir tarihsel inceleme bulunmuyor.

İsrail makamları neden yıkım yaptı?

Cinba’nın bulunduğu Masafer Yatta’nın bir bölümü, İsrail ordusu tarafından 1980’lerde “Atış Alanı 918” adıyla askerî eğitim bölgesi ilan edildi.

Bölgede yaşayan Filistinlilerin statüsü ve evlerin yıkılıp yıkılamayacağı konusunda uzun yıllardır hukuki mücadele yürütülüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi 2022’de verdiği kararda, davacıların söz konusu köylerde atış alanı oluşturulmadan önce sürekli ikamet ettiklerini yeterince kanıtlayamadıklarına hükmetti. Bu karar, İsrail makamlarının bölgede yıkım işlemlerini sürdürmesinin hukuki temelini oluşturdu.

İsrail Sivil İdaresi de Cinba’daki son operasyonun “yasadışı yapılar” olarak nitelendirdiği binalara yönelik olduğunu açıkladı.

Bölge sakinleri ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak Osmanlı döneminden kalan tapu ve mülkiyet kayıtlarının bulunduğunu savunuyor. Jabarin, İsrail makamlarının bu belgeleri mülkiyet kaydı açısından kabul etmediğini söyledi.

Eylül ayında üçüncü büyük yıkım

Cinba’daki operasyon, Masafer Yatta’da eylül ayında gerçekleştirilen ilk geniş çaplı yıkım değil.

2 Eylül’de Khirbet a-Taban yerleşimindeki 12 konut ve çok sayıda başka yapı yıkıldı. 8 Eylül’de ise Khirbet al-Fakhit bölgesinde evlerin yanı sıra hayvan barınakları, su tankları, güneş panelleri ve diğer altyapı tesisleri yıkıldı.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin 11 Eylül tarihli raporuna göre bu iki yıkım dalgasında toplam 57 kişi, aralarında 27 çocuk da bulunmak üzere, yerinden edildi.

Cinba’daki 23 Eylül yıkımlarıyla birlikte bölgedeki süreç daha da genişledi.

BM’den yıkımların durdurulması çağrısı

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, Cinba’daki yıkımdan iki gün sonra yayımladığı açıklamada İsrail’e Masafer Yatta’daki toplu yıkımları durdurma çağrısı yaptı.

BM’ye göre Masafer Yatta’da 12 köyde 1.100’den fazla Filistinli yaşıyor ve bölgede yaşayan ailelerin önemli bölümü nesillerdir bu topraklarda bulunuyor. BM, eylül ayında Cinba dışında üç köyün daha neredeyse tamamen yıkıldığını belirtti.

BM İnsan Hakları Ofisi, yaşanan sürecin zorla yerinden edilme ve “etnik temizlik” riski doğurduğu yönündeki endişesini de açıkladı. Bu ifade BM’nin değerlendirmesi olup haberde bağımsız bir hukuki hüküm olarak kullanılmıyor.

Batı Şeria’daki yıkımlar artıyor

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin verileri, 2026 boyunca Batı Şeria’da yıkımlar nedeniyle yerinden edilen Filistinlilerin sayısında artış yaşandığını gösteriyor.

OCHA'nın 11 Eylül tarihli raporuna göre yalnızca 2026 yılı içinde o tarihe kadar Batı Şeria genelinde yıkımlar nedeniyle yaklaşık 1.500 Filistinli yerinden edildi.

BM, İsrail makamlarının yıkımların önemli bölümünü İsrail tarafından verilen yapı ruhsatlarının bulunmamasına dayandırdığını; Filistinliler açısından özellikle C Bölgesi’nde bu izinlerin alınmasının son derece güç olduğunu belirtiyor.

Evlerini kaybettiler ancak köyden ayrılmak istemiyorlar

Nabil Jabarin, evinin yıkılmasının ardından şimdilik yeniden inşaya başlamayı düşünmediğini söyledi. Yeniden yapılacak bir evin tekrar yıkılmasından endişe ettiğini belirten Jabarin, buna rağmen ailesinin Cinba’dan ayrılmak istemediğini ifade etti.

Jabarin’in sözleri, bölgedeki hukuki ve siyasi tartışmanın merkezindeki iki farklı iddiayı da ortaya koyuyor: İsrail makamları yapıların izinsiz olduğunu ve bölgenin askerî eğitim alanı statüsünde bulunduğunu savunurken, Filistinli sakinler nesillerdir burada yaşadıklarını ve toprak üzerindeki haklarını belgeleyen tarihî kayıtları bulunduğunu söylüyor.

Yorumlar

E-posta adresiniz yayımlanmaz ve üçüncü kişilerle paylaşılmaz; yalnızca yorumunuz onaylandığında size haber vermek için kullanılır. Aydınlatma metni

İlk yorumu siz yapın.

Sivas'ta olan biteni ilk siz öğrenin

Son dakika haberleri, hava durumu, nöbetçi eczaneler ve vefat ilanları — tercih ettiğiniz kanaldan anında.

Sponsorlu içerik

Bu Haber İlginizi Çekebilir

KKTC: Kıbrıs Türk halkının haklarını tanıma zamanı
Gündem

KKTC: Kıbrıs Türk halkının haklarını tanıma zamanı

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, New York’ta İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerine KKTC ile siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkileri geliştirme çağrısı yaptı. Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununda iki devletli çözümü savunduklarını belirterek üye ülkelerden “somut adım” istedi.

Haberin Detayı →

Bunları da Okuyun

Yargıtay’dan Kiracılara Uyarı: 6 Aylık Bedel Gündemde

Haberin Detayı →

Yapay Zekâ Yarışında 5 Büyük Risk: Araştırmacı Uyardı

Haberin Detayı →

Green Card başvuruları ne zaman başlayacak?

Haberin Detayı →

Sivas gündemini kaçırmayın

Günün öne çıkan haberlerini e-postanıza alın. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.

Kaydolarak e-posta ile bilgilendirme almayı kabul etmiş olursunuz. Verileriniz üçüncü kişilerle paylaşılmaz (KVKK).

İhbar Hattı