Güncel

Taşkın Alarmı: Binlerce Dönüm Tarım Arazisi Zarar Gördü, Uzmandan Kritik Uyarılar

Sivas’ta rekor yağışlar sonrası taşkınlar tarım arazilerini vurdu. Uzmanlar verim kaybı, hastalıklar ve çiftçi destekleri konusunda uyardı.

Gündem Sivas Muhabir
Gündem Sivas Muhabir
Editör
11 Haziran 2026 12:39

Sivas’ta son 60 yılın en yoğun yağışlarının ardından yaşanan taşkınlar, özellikle Kızılırmak Havzası’ndaki tarım arazilerinde ciddi zararlara yol açtı. Sular altında kalan ekili alanlarda ürün kayıpları yaşanırken, uzmanlar hem iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekti hem de çiftçilerin alması gereken önlemler konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Sivas'ta Taşkınlar Tarımsal Üretimi Olumsuz Etkiledi

Sivas’ta son yılların en yoğun yağışlarının etkisiyle meydana gelen taşkınlar, tarımsal üretimde önemli kayıplara neden oldu. Özellikle Kızılırmak Havzası çevresindeki tarım arazilerinde yaşanan su baskınları, birçok ürünün zarar görmesine yol açarken, bazı bölgelerde ise bitki hastalıkları ve yabancı ot problemleri ön plana çıktı.

Tarım alanlarında oluşan geniş çaplı zarar, havadan dron görüntüleriyle de kayıt altına alınırken, uzmanlar yaşanan sürecin iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini açık şekilde ortaya koyduğunu belirtti.

Sivas'ta İklim Değişikliği Tarımı Doğrudan Etkiliyor

Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi Bitki Koruma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tolga Karaköy, yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede son yıllarda iklim koşullarında ciddi dalgalanmalar görüldüğünü ifade etti.

Prof. Dr. Karaköy, geçen yıl bölgede kuraklığın etkili olduğunu ve bunun da tarımsal üretimde önemli kayıplara neden olduğunu hatırlatarak, bu yıl ise tamamen farklı bir tabloyla karşılaşıldığını söyledi.

Uzman isim, bir yıl kuraklık yaşanırken diğer yıl aşırı yağışların görülmesinin iklim değişikliğinin en belirgin sonuçlarından biri olduğuna dikkat çekti. Özellikle kısa süre içerisinde düşen yoğun yağışların Sivas genelinde ciddi sorunlara neden olduğunu belirten Karaköy, normal şartlarda yıllık 450-500 milimetre seviyelerinde gerçekleşen yağış miktarının nisan ayına kadar 300-350 milimetre seviyelerine ulaştığını vurguladı.

Kızılırmak Havzası'nda Mahsuller Sular Altında Kaldı

Aşırı yağışların en fazla etkilediği bölgelerin başında Kızılırmak Havzası geldi. Havzada bulunan taban araziler ile akarsu kenarlarındaki tarım alanlarında ciddi taşkınlar meydana geldi.

Uzun süre su altında kalan ekili alanlarda bitkilerin kök sistemlerinin işlevini yerine getiremediğini belirten Karaköy, bu nedenle bitkilerin sağlıklı gelişim gösteremediğini ifade etti. Köklerin oksijensiz kalması nedeniyle birçok ürünün kuruduğunu ve bazı bölgelerde ekili alanların büyük bölümünün kullanılamaz hâle geldiğini söyledi.

Taşkınlardan etkilenen alanlarda özellikle hububat üretiminin ciddi zarar gördüğü belirtilirken, uzun süreli su birikintilerinin bulunduğu noktalarda ürünlerin tamamen çürüdüğü kaydedildi.

Hububatta Pas ve Septoria Hastalığı Riski Arttı

Aşırı yağışların yalnızca taşkınlara değil, aynı zamanda bitki hastalıklarının yayılmasına da uygun ortam oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Karaköy, sıcaklıkların 20 ila 24 derece seviyelerine ulaşmasıyla birlikte pas ve septoria gibi hastalıkların görülebileceğini söyledi.

Bu nedenle üreticilerin tarlalarını düzenli olarak kontrol etmeleri gerektiğini vurgulayan Karaköy, gerekli durumlarda zamanında ilaçlama yapılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Tarımsal hastalıkların yayılmasının önlenmesi için üreticilerin teknik tavsiyelere uygun hareket etmelerinin verim ve kalite açısından kritik olduğunu belirtti.

Yabancı Ot Sorunu Çiftçileri Zorluyor

Taşkınların yaşanmadığı daha kıraç bölgelerde ise farklı sorunların ortaya çıktığını belirten Karaköy, aşırı yağışların yabancı ot gelişimini hızlandırdığını söyledi.

Birçok üreticinin yağışlar nedeniyle zamanında yabancı ot mücadelesi gerçekleştiremediğini ifade eden Karaköy, bugün gelinen noktada birçok yabancı otun çiçeklenme dönemine ulaştığını belirtti.

Bu aşamadan sonra yapılacak ilaçlamaların istenen sonucu vermeyebileceğini söyleyen Karaköy, normal dozların yabancı otları kontrol etmekte yetersiz kalabileceğini, dozun artırılması durumunda ise kültür bitkilerinin zarar görebileceğini dile getirdi.

Gübreleme Çalışmalarında Dikkatli Olunmalı

Uzmanlara göre aşırı yağışların bir diğer önemli etkisi de gübre kayıpları oldu. Özellikle azotlu gübrelerin yağışlarla birlikte toprak altına taşınarak taban suyuna karıştığını belirten Karaköy, çiftçilerin uyguladıkları gübreden beklenen verimi alamadığını ifade etti.

Bitkilerde görülen renk değişimlerinin bu durumun önemli göstergelerinden biri olduğunu aktaran Karaköy, üreticilerin başak çıkışı öncesinde gerekli kontrolleri yaparak ihtiyaç kadar azot uygulaması gerçekleştirmesi gerektiğini söyledi.

Ancak aşırı azot kullanımının da risk oluşturduğunu belirten Karaköy, fazla azotun başaklanma ve çiçeklenme dönemlerini geciktirebileceğini, bunun da sıcaklıkların yükseldiği dönemde tane dolum sürecini olumsuz etkileyerek kalite ve verim kaybına yol açabileceğini ifade etti.

Uzmanlar, kontrollü azot uygulamasının yanı sıra yaprak gübreleriyle bitkinin gelişiminin desteklenebileceğini belirtiyor.

Dron Teknolojisi Tarımsal Mücadelede Öne Çıkıyor

Yağışlar sonrası tarım arazilerinde oluşan çamur nedeniyle birçok noktaya araç veya ekipmanla giriş yapılamadığını belirten Karaköy, bu süreçte dron teknolojisinin önemli avantaj sağladığını söyledi.

Özellikle ilaçlama ve gübreleme uygulamalarında kullanılan dronların, üreticilerin tarlalara fiziksel olarak giremediği dönemlerde etkili bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Bu nedenle modern tarım teknolojilerinin kullanımının giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekildi.

Uzmandan Çiftçilere Sertifikalı Tohum ve Destek Çağrısı

Prof. Dr. Tolga Karaköy, üreticilere yönelik tavsiyelerinde tarımsal üretimin temelinde doğru çeşit seçimi ve sertifikalı tohum kullanımının bulunduğunu vurguladı.

Tarla hazırlığının doğru yapılması, uygun tohum yatağının oluşturulması ve toprak analizlerine dayalı gübreleme programlarının uygulanmasının üretimde başarı için vazgeçilmez olduğunu ifade eden Karaköy, iklim koşullarının kontrol edilemese de alınacak önlemlerle zararların azaltılabileceğini söyledi.

Taşkınlar nedeniyle çok sayıda çiftçinin ekonomik kayıpla karşı karşıya kaldığını belirten Karaköy, üreticilerin kredi yükünün hafifletilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı (tarimorman.gov.tr) ile ilgili kurumların destek mekanizmalarını değerlendirmesinin önem taşıdığını belirten Karaköy, tarımsal kredi borçlarının ertelenmesinin üreticiler açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceğini ifade etti.

Uzmanlar, değişen iklim koşullarına karşı daha dirençli bir tarımsal üretim modeli oluşturulmasının, hem çiftçilerin gelirlerinin korunması hem de gıda arz güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!